1 milyon öğrenciden YKS çağrısı

Salgın nedeniyle temmuz ayına ertelenen YKS, tekrar 27-28 Haziran’a çekilmesine tepkiler sürüyor. 1 milyon öğrenci, sosyal medyadan sınavın temmuza çekilmesini talep eden paylaşımlarda bulundu.

Koronavirüs salgın nedeniyle Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS), tarihleri değiştirilmiş ve temmuz ayında yapılacağı açıklanmıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde kabine toplantısı sonrası YKS tarihini 27-28 Haziran 2020 olarak açıkladı. Salgın devam ederken sınava girecek olan öğrenciler ise duruma tepkili. Twitter üzerinden 1 milyonun üzerinde genç, önceki gün sınavların tekrar temmuza alınması için kampanya başlattı. Öğrenciler paylaşımlarında bu süreçte sınava girmenin başlı başına sıkıntı olduğunu belirterek, maske takarak sınava girmenin çok zor olduğunu dile getirdi. Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğmuz Eğitim Sen Eğitim Sekreteri Özgür Bozdoğan, “Salgın riskinin hâlâ devam ettiği bir ortamda çocukların, sınava girmelerinin istenmesi fiziken çocukları çok zorlayacak. Sorulara odaklanmalarını engelleyecek” dedi. Psikolog Umut Tarhan ise, ruhsal anlamda desteğe ihtiyaç duyan gençlerin kaygılarını azaltabilecek düzenlemeler getirilmesi gerektiğini vurguladı.

 “Küçüçük odalarda ders çalışmak”
  1. Sınıf Öğrencisi Esma Koçak, bir milyon tweet atmalarına ve günlerdir tag çalışmaları sürdürmelerine rağmen hiçbir yetkilinin umurunda olmadıklarını söyleyerek, “Üstüne bir de dalga geçer gibi temel yeterlilik testine (TYT) 30 dakika daha ekliyorlar. Küçüçük odalarımızda bir şekilde çalışma düzeni oturtmaya çalışıyoruz ama sürekli sistem değişiyor. Sanırım maskeyle deneme çözmek zorundayım artık. Maskelerin içinde nefes bile almamız zorken, fiziksel mesafeden bahsetmiyorum bile. Üç saat o maskelerle olduğumuz yerde oturmamız isteniyor. Bu kadar adil olmayan bir sınavla daha önce karşılaşıldı mı bilmiyorum. Yürütmeye çalıştıkları online dersler ve denemeler daha da moral bozuyor. Herkesin imkanları ne yazık ki bu kadar geniş olmuyor. Yani şu an Türkiye eğitim sistemi çökmüş durumda diyebilirim ve koltuklarında oturan koca koca insanlar gelecekte belki yerlerinde olacak iki milyon genci önemsemiyor. Rantın doğal sonuçlarıdır bunlar ama bu kadar da acımasız olunmamalı” diye konuştu.
“2 milyon öğrenci önemsenmiyor”

Salgın koşulları altında pek çok öğrencinin sınav hazırlıklarının, halihazırda daha da zorlaşmışken bir de ilgili kurumların sınav tarihiyle oynamalarının kendilerini yıprattığını söyleyen Ilgın Çeribaş, “Bu da yetmezmiş gibi sınava maskeyle katılmak zorunda kalacağız. Eğer sağlık koşulları maskesiz halde insanların yan yana gelmesine hâlâ müsaade etmiyorsa sınav tarihi niye öne çekiliyor? 2-3 saat boyunca maskeyle yaz sıcağında bir de o heyecanla sınava odaklanmak mümkün değil. Bu sınava girecek 2 milyon üstünde öğrenci olduğunun ve bu öğrencilerin yıllardır özellikle son senede bu sınava hazırlandıklarının bilincine varılsın ve uygun koşullar oluşana kadar sınav ertelensin istiyoruz” dedi.

“Maske sınav sonucumuzu olumsuz etkileyecek”

Mezun Öğrenci Tuğçe Akgün ise şunları söyledi: “Sınav günü ailemize ve bize virüs bulaşmasını istemiyoruz. Böyle bir dönemde bu zor koşullar altında sınava girmenin yanında bir de maske ve eldiven problemleriyle uğraşmak zorundayız. Terli eller, boğulmuş nefesler, stresli bir beyin ile çok iyi bir performans sergileyemeyeceğimiz kesin bir gerçek. Maske sınav sonucumuzu olumsuz etkileyecek”.

“YKS ve LGS salgın riski ortadan kalktığında yapılmalı”

Eğitim Sen Eğitim Sekreteri Özgür Bozdoğan, eğitimciler olarak öncelikle öğrencilerin eğitim hakkı, sağlık ve yaşam hakkını savunduklarını belirterek, “Ekonominin öncelik haline getirilmesiyle çocukların bu hakları ikinci üçüncü plana atılmış oluyor” dedi.  Öğrenciler açısından bakıldığında burada birkaç farklı durumdan söz etmenin mümkün olduğuna değinen Bozdoğan, “Öğrenmenin olabilmesi için kontrol edilebilir belirli bir seviyede kaygı gerekir. Aşırı kaygının olması da öğrenmeyi etkileyen hususlardan bir tanesidir. Ancak haziran ayında henüz salgınla ilgili tehlikenin ortadan kalkmadığı, öğrencilerin gerekli hazırlığı yapmaları için gerekli zamanlarının olmadığı bir dönemde yapılacak olan bir sınav çocukların muhtemelen kaygı seviyelerini oldukça yukarı taşıyacak” diye konuştu. Bozdoğan, “Fiziken sınavın yapılması, yani maske giyinerek 2-3 saat çocukların bir sırada oturtturularak, salgın riskinin hâlâ devam ettiği bir ortamda sınava girmelerinin istenmesi fiziken çocukları çok zorlayacak. Sorulara odaklanmalarını engelleyecek. Sınav yapmaya uygun koşulların olmadığı bir ortamda zoraki olarak sınava girmelerine neden olacak. Salgınla ilgili risk devam ederken bu kadar büyük çapta bir sınavın yapılması ya da uygulanmaya çalışılması yeniden salgın tehlikesinin tetiklenmesine neden olabilir. Yetkililerin bir an önce gerekli adımı atmasını ve YKS ve LGS sınavını salgın bittikten sonra, daha sağlıklı bir ortam oluşunca yapılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

“Gençlerin kaygılarını azaltacak düzenlemeler getirilmeli”

Psikolog Umut Tarhan, Dünya Sağlık Örgütünün ilan ettiği ve dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisinin, tüm yaşam koşullarımızı etkilediği gibi üniversite sınavına hazırlanan gençleri de etkilediğini söyledi. Bu süreçte COVID-19 nedeniyle oluşan yaşamsal kaygıyla baş etmeye çalışan, bu hastalıkla mücadele eden, yakınının hastalık sürecine şahit olan ve yakınlarını kaybeden gençlerin oldukça zor bir süreç ile baş etmeye çalıştıklarını belirten Tarhan şunları söyledi: “Bu sürecin içinde yaşamakta. Bununla birlikte yılda bir defa yapılan sınava tüm becerilerini birkaç saate sığdırmaları beklenen gençlerin gelecek kaygısı yüksek düzeyde. Bu belirsizliklerle birlikte ertelenip daha sonra öne çekilen sınav tarihi kaygı düzeyini arttırdı. Tekrar organize olup kısalan sınav süresince yüksek performans gösterip duygu durumlarını da regüle etmek zorunda kaldılar. COVID-19 salgını ile birlikte hayatta kalmak ve süreci anlamlandırmak başlı başına bir sınavken tamamen üniversite sınavına hazırlanmak büyük bir handikap. Ruhsal anlamda desteğe ihtiyaç duyan gençlerin kaygılarını azaltabilecek düzenlemeler getirilmeli ve gençler; toplum, aile ve sistem tarafından anlaşıldığını hissetmekle ödüllendirilmeli.”