10 Ekim Ankara Katliamı davası, 8 Mayıs’a ertelendi

10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na ilişkin 16 firari ve bir tutuklu sanık yönünden devam eden davanın dördüncü duruşması Ankara Adliyesi’nde yoğun güvenlik önlemleri altında görüldü. “IŞİD üyeliği” suçlamasıyla aranan ve teslim olduktan sonra mahkemenin serbest bıraktığı Ayşenur İnci, duruşmada tanık sıfatıyla ifade verdi. İnci, “IŞİD bize kimlik verdi. Eşim ‘bunla hastaneye gidebileceğiz’ dedi. İlk kaçma girişimim oldu. İlk kontrol sırasında beni geri çevirdiler. Cezalandırmadılar da. Her yer bombalanıyordu, bizimle uğraşacak halleri yoktu” ifadelerini kullandı. Dava 8 Mayıs 2020 tarihine ertelendi

103 kişinin öldüğü yüzlerce kişinin yaralandığı 10 Ekim Ankara Katliamı’na ilişkin, 16 firari sanık ve “insanlığa karşı suç işlemek” ile yargılanan Erman Ekici yönünden devam eden davanın 4’üncü duruşması Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Yoğun güvenlik önlemleri altında başlayan duruşmaya Avrupa Parlamentosu Milletvekili Özlem Demirel’in takip etmesine mahkeme heyeti izin vermedi.

İlhamı Balı’nın eşi dinlendi

Duruşmada katliamın planlayıcısı olan İlhami Balı’nın eşi Hülya Balı SEGBİS ile dinlendi. İlhami Balı’nın aniden 2014 yılında IŞİD’e katıldığını söyleyen Hülya Balı, “Suriye’ye gitti ve benim de gelmemi istedi” dedi. “Eşinle Suriye’ye gitmedin mi” diye soran mahkeme heyetine Hülya Balı, “Aradı beni tehdit etti. ‘Çocuklarını alırım’ dedi. Çocuklarımdan ayrı kalmamak için ben de gittim. Suriye’ye kaçak yolla gittim. Ben dönmek istiyordum ama beni bırakmıyordu. Zorla tutuyordu” yanıtını verdi.

‘Kaçakçılara 2 bin dolar verdim’

Mahkeme heyetinin, “DEAŞ’ın oradaki evlerinde eğitim aldınız mı?” sorusuna, “Kadınlara böyle bir eğitim verilmiyordu orada” yanıtı veren Hülya Balı 10 Ekim katliamına ilişkin ise “Duymadım herhangi bir bilgim yok. Türkiye’ye geldikten sonra öğrendim. Hiçbir şekilde de duymadım” dedi.

Suriye’de bombalamalar yüzünden dayanamadığını söyleyen Hülya Balı 2018 yılında Türkiye’ye geldiğini söyledi ve “İlhami 10 gündür yoktu” ifadelerini kullandı. Türkiye’ye geliş sürecini anlatan Balı, “Kaçakçıya para verdim. Türkiye’den giderken yanımda para vardı. 2 bin dolar verdim. Ben eşimden kaçarak Türkiye’ye geldim” dedi.

Eşinin örgüt içerisindeki konumunun ne olduğunu bilmediğini söyleyen Hülya Balı, “Eşimin kod adı Ebubekir’di” dedi ve şunları söyledi:

“Eşim örgütle ilgili bir şey anlatmazdı. Ben sürekli gelmek isterdim. Suriye’de telefon kullanmıyorduk, çekmiyordu. Türkiye’ye gelince eşimden hiç haber almadım. Deniz Büyükçelebi’nin (firari sanık) öldüğünü orada duymuştum. Türkiye’ye gelince Suriye’den kimseyle temas kurmadım.”

İlhami Balı menzil tarikatına gitmiş

Mağdur avukatlarından Tonguç Cankurt, tanık Hülya Balı’ya sorular yöneltti. Cankurt’a yanıt veren Balı, “Eşim Hayır ve Ensar Derneği’nde çalıştığını söylüyordu. Suriye’de beni aradı ben de gittim” dedi.

“Reyhanlı’da ev sohbetlerinde kimlerle sohbet ettiniz” sorusuna Balı, “Şu an aklıma hiçbir isim gelmiyor ama teşhis etmiştim. Bir kitap vardı onu okurduk çay falan içerdik. Erkekler siz oturun toplanın derdi. Ayda bir falan tesadüfen toplanmalar olurdu” yanıtını verdi. Eşi İlhami Balı’nın Adıyaman’a Menzil tarikatına gittiğini söyleyen Hülya Balı avukatların saydığı birçok ismi tanımadığını söyledi.

‘Askerleri yakan Hasan Aydın’

Suriye’de yakılarak öldürülen Türk askerlerini yakan kişiyi bildiğini, kod adının Abu Ramazan gerçek adının ise Hasan Aydın olduğunu ifade eden Hülya Balı, “Ben de videoyu orada izledim. Suriye’de kaldığımız eve geldiğinde gördüm” dedi. Mağdur avukatlarından Murat Cemal Gündüz’ün, “Eşiniz hiç gözaltına alındı mı” sorusuna Balı, “2012 yılında 6 ay yattı. O zaman El Kaide idi. Adana’da yattı” dedi. “11 Mayıs 2013 Reyhanlı patlamasında eşin ne yapıyordu” sorusuna Hülya Balı, “Biz Reyhanlı’da oturuyorduk. İlhami evde hasta yatıyordu. Evimiz basılmadı polis ifademizi almadı” dedi.

Kayınbabası ifadeye müdahale etti

Reyhanlı’da bulunan Hülya Balı’nın ifade verdiği sırada SEGBİS’de bir erkeğin “Cevap verme” dediği duyuldu. Duruşma salonunda kimsenin olmaması gerektiğini belirten mahkeme heyeti “Orada kim var” diye sordu. Reyhanlı’daki görevli ise “Kayınbabası var” dedi. Salondan tepkiler yükseldi ve mahkeme heyeti Balı’nın kayınbabasının SEGBİS salonundan çıkarılmasını istedi.

‘Îlhami ve Hülya Balı kaçakçılık yapıyordu’

IŞİD’in Türkiye ve Suriye sınır sorumlusu olmakla suçlanan firari sanık Deniz Büyükçelebi’nin eşi Şengül Büyükçelebi duruşmaya Nizip Ağır Ceza Mahkemesi’nden SEGBİS ile bağlandı.
Mahkeme heyetinin sorularını yanıtlayan Büyükçelebi şunları söyledi:

“2002’de Deniz Büyükçelebi’yle evlendim. Antep’teki Müslüman Gençler Derneği’ne gittim ama bana bir şey anlatılmadı. Kuran dersi anlatıldı. Bana bir şey anlatmazdı. IŞİD’e katıldığını Suriye’ye gittiğimizde öğrendim. Antep’te kaçakçılık yapıyordu. Nusret Yılmaz ile kaçakçılık yapıyordu. Yabancı oldukları için dillerini anlamıyordum, bizim evimizde birkaç saat kalıyorlardı. Sonrada Suriye’ye gidiyorlardı. Suriye’ye Kilis tarafından geçtik. O zaman geçmek çok kolaydı. Kaçakçılar götürdü. Suriye tarafına 2014 yılında geçmiş olması lazım. Müslüman Gençler Derneği’ne Esra ders veriyordu. İlhami Balı ve eşi Hülya Balı da kaçakçılık yapıyordu.“

Eşi Deniz Büyükçelebi’nin 6 yıl önce öldüğünü söyleyen Şengül Büyükçelebi, “Enkaz altında kalarak öldü. Hepimiz aynı köyde aynı yerdeydik” dedi. IŞİD örgüt üyeliği davasından ceza almadığını söyleyen Şengül Büyükçelebi, eşinin soyadının düşmesi davasının ise devam ettiğini söyledi.

Mağdur avukatlarından Murat Cemal Gündüz, “Eşiniz fırıncılık yaparken, düzenli iş yaparken insan kaçakçılığı işine ne zaman başladı” diye sordu. Büyükçelebi ise “2013, 2014 yıllarında yaptı” dedi. Eşinin bu süreçte hiç gözaltına alınmadığını, evlerine operasyon yapılmadığını söyleten Büyükçelebi, “Sınırda hiç polis, güvenlik yoktu. Başka bir şehre geçer gibi biz sınırdan, zeytin ağaçlarının arasından Kilis tarafından Suriye’ye geçtik” diye konuştu.

Başına ödül konan İnci tanık olarak dinlendi

Hakkında IŞİD üyeliği davası devam eden ve geçmişte etkin pişmanlıktan yararlanarak 139 kişiyi teşhis eden Ayşenur İnci, tanık sıfatıyla Adıyaman’dan SEGBİS ile bağlandı. İçişleri Bakanlığı’nın “Terörden Arananlar Listesi”nde mavi kategoride yer alan ve 1 milyon 500 bin lira ödül konulan İnci, 2018 yılında Habur Sınır Kapısı’nda teslim olmuş ve çıkarıldığı mahkemece serbest bırakılmıştı.

Ersan Ocak ile imam nikahıyla evlendiğini söyleyen İnci, “Ona inanarak Suriye’ye gittim. Böyle bir örgüte katılmadım, varlığından haberim yoktu. Suriye’ye gittik 50 yıl geriye gitmiş gibiydik” dedi. Davanın tutuklu sanıklarından Erman Ekici’yi Suriye’de gördüğünü belirten İnci, Suriye’de birçok milletten insanın IŞİD’e katıldığını belirtti.

‘IŞİD bize kimlik verdi’

İmam nikahı kıydıkları Ersan Ocak’ın tanıştıkları dönemde “serseri” olarak adlandıran ve dinine bağlı olmadığını söyleyen Ayşenur İnci, sonrasında ise değiştiğini ifade etti. Dini eğitim almak için Suriye’ye gittiğine dönük mektubu erkek arkadaşının zorlamasıyla yazdığını öne süren İnci, “Suriye’de Kuran okumayı bilmiyordum. Komşumuz öğretti. Onun dışında herhangi biri eğitim almadık” diye konuştu.

Avukatların sorularını yanıtlayan İnci, “IŞİD bize kimlik verdi. Eşim ‘bunla hastaneye gidebileceğiz’ dedi. Arapça konuşabiliyorum ama okuyamıyorum. İlk kaçma girişimim oldu. DEAŞ’ın olduğu kontrol noktalarından sonra PKK’nınki başlıyor. Ben PKK’ya gelmeden kaçacaktım. IŞİD de gitmemizi istemiyor. İlk kontrol sırasında beni geri çevirdiler. Cezalandırmadılar da. Her yer bombalanıyordu, bizimle uğraşacak halleri yoktu” ifadelerini kullandı.

Sanık Ekici’yi teşhis etti

Savcının “Erman Ekici’yi teşhis edebilir misiniz” sorusu üzerine Ayşenur İnci Ekici’yi teşhis etti. Savcının, “Ankara’daki saldırıya ilişkin bir şey duydunuz mu” sorusuna ise İnci, “Hayır duymadık. Haberlerde Gar’da patlama olduğunu duydum. Başka da bilgim yok” yanıtını verdi.

Erman Ekici’nin “Ben sizin eşinize eğitim vermişim, öyle diyorsunuz. Bu kadınlar arasında dedikodu mu” sorusuna ise İnci, “Arabaya binerken gördüm sizi. Siz bir yere gidiyordunuz. Orada ne eğitimi verdiğinizi nereden bileyim” yanıtını verdi.

Ödülle aranan bir diğer tanık dinlendi

İçişleri Bakanlığı‘nın “Terörden Arananlar Listesi”nde mavi kategoride 1,5 milyon TL ödül ve kırmızı bülten ile ‘IŞİD üyesi olmak’ suçundan aranan ve 22 Ocak 2018’de Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde teslim olup mahkemece serbest bırakılan Demet Taşar tanık sıfatıyla Adıyaman’dan SEGBİS ile bağlandı. Eşi Mehmet Taşar’ın zorlamasıyla Suriye’ye gittiğini ifade eden Demet Taşar, “Eşim ‘Arkadaşlarım gidiyor ben de gidiyorum. Akşam yola çıkacağız’ dedi. Beğenmezsek geri döneceğiz diye gittik. Arkadaşları Mahmut ve Ömer’i kıramıyordu, onlar ne derse onu yapıyordu. Gaziantep’ten büyük bir transit araçla tanımadığım bir sürü kişiyle bir süre gittik. Arapça konuşanlar ‘Yürüyün’ dedi. Bayanlar olarak önde yürüdük. Tren rayını geçince silahlı adamlar karşıladı. Yabancı bir sürü kişi vardı. Hepsi Allahu Ekber diyerek karşıladı bizi. İlk gece okul gibi bir yerde kaldıktan sonra Telabyat’a götürdüler” ifadelerini kullandı.

Tanığın babası polismiş

Babasının polis olduğunu Türkiye sınırına geldiğinde yetkililere söylediğini ifade eden Demet Taşar, “Gerçek kimliğimi söylememe rağmen önce kabul etmemişlerdi. Sınırda babamı aradıktan sonra emniyete bildirdi gelip bizi sınırdan aldılar” dedi. Duruşmaya tanık ifadelerinin ardından ara verildi.

Bakanlıktan yanıt yok

Mahkeme başkanı firari sanıklarla ilgili “Interpol aracılığıyla kırmızı bülten” çıkarılmasına yönelik Adalet Bakanlığı’na yazılan müzekkereye cevap verilmediğini belirtti.

Mağdur avukatlarından Murat Kemal Gündüz taleplerini şu şekilde sıraladı: “Dinlenen tanıklardan da gördük. Kilis Emniyet Müdürü sadece teşhis edilen isimlerin listesini göndermiş. Beyanlara göre baktıkları 200’ün üzerinde isim ve fotoğraf listesi var. Bunların istenmesi gerekir. İlhami Balı’nın baş tanığı olan davanın 30 klasör olduğu belirtilmesine karşın 2 klasör göndermiş. Tamamının istenmesi gerekiyor. Kilis, Nizip, Antep ve Adıyaman’dan IŞİD’lilerin listesi istenmelidir. Firari sanıklardan Suriye’de yakalanan olup olmadığına ilişkin soruya da emniyetten yanıt yok. Dava sonuçlandıktan 1,5 yıl sonra ortaya çıkan 9 klasör belge ile ilgili talepte bulunmuştuk. Sanıklardan canlı bomba escordu olan Yakup Şahin hakkında Antep Emniyeti’nin ne yaptığını sormuştunuz. Emniyet ne yaptığı ya da yapmadığına ilişkin bilgi vermedi. 1 Ekim’de ihbar var. Emniyet ne yapmıştır? Hem istihbarat hem de TEM, ne yaptığı ile ilgili bilgi vermiyor. Antep Emniyeti ile ilgili bir sıkıntı var. Antep Emniyeti günlerce fotoğraflamış, gözaltına almamış. Birileri görevi suistimal etmiş. Resmi evraklar gösteriyor ki IŞİD terör örgütü ilan edilmesine rağmen, bilinmelerine rağmen hiçbir işlem yapılmamış. Talep ettiğimiz belgeler gelmeli ki hangi görevlileri sorumludur ortaya çıksın.”

Mahkeme, 10 Ekim Ankara Katliamı’na ilişkin 16 firari ve bir tutuklu sanık yönünden devam eden davayı 8 Mayıs 2020 tarihine ertelendi.