10 Ekim ve Suruç Katliamlarını anlatan kitaplar tanıtıldı

Ankara Katliamı ve Suruç Katliamı’nı anlatan kitaplar tanıtıldı. Üç kitap için etkinlik gerçekleşti.

10 Ekim Ankara Katliamı’nda ve Suruç Katliamı’nda ölenlerin öykülerini anlatan kitapların tanıtımı yapıldı. Ankara’da ölen Ali Kitapçı’yı anlatan “Bizim Ali”, Suruç Katliamı’nda vefat eden Çağdaş Aydın’ı anlatan “Kırmızıgül’ün Defteri” ve 10 Ekim’i on ayrı öykü ile anlatan “Benim Adım 10 Ekim” kitapları için Cafe Vengo’da yapılan etkinlik, ailelerin ve kitap hazırlığında yer alanların katılımıyla gerçekleşti.

Ankara, Suruç, Diyarbakır ve doğaya yapılan katliamların bir bütün olduğunu anlatan Ali Kitapçı’nın eşi Emel Kitapçı, sosyal medyadaki fotoğrafıyla ilgili konuştu. Kitapçı, “Acımızı yaşadığımız doğrudur ama enkaz halinde değiliz” dedi.

Suruç Katliamı’nda vefat eden Çağdaş Aydın’ın anne ve babasının hazırladığı “Kırmızı Gül’ün Defteri” kitabı hakkında konuşan anne ve baba Aydın insanlık için çocuklarını her zaman yaşatacaklarını söyledi. Çağdaş Aydın’ı anlatan sinevizyon gösteriminin ardından konuşan anne Saniye Aydın, oğlunun dokunduğu birçok insan olduğunu ve bunun için de iki satır da olsa yazmak zorunda olduğunu söyledi. Oğlunun ölümünden sonra kansere yakalandığını belirten Aydın, “Oğlum bütün sevdiklerini bana bıraktı, ben de size kucak açmam gerek deyip karşınıza çıktım. Evlat ortaktır, daha ötesi canımın parçasıdır. Nefes alışımda onu canının içinden hissetmektir. Kırmızı gül, her zaman içimde, rahat uyu yavrum” diye konuştu.

Baba Feti Aydın çocuklarının düşlerini büyüteceklerini ifade ederek, “IŞİD barbarları oradaki mücadele sonucu yenildi, özgürlük tohumları açıldı ve meyve veriyor. Meyveleri taşlayanlar bilsinler ki, gün gelecek o meyveler çoğalacak. Katliam sanıklarından hesap soruncaya kadar mücadelemiz sürecek” dedi. Kitabın hazırlık aşamasında yer alan yazar Temel Demirer ve şair Mehmet Özer ise vefat eden insanların ayak izlerinden devam edileceğini, başka insanların yaşamları için ölenlerin hikayelerinde hep yaşam ile umut olduğunu ifade etti.

10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nden İshak Kocabıyık, dört yıldır yaşadıkları boşluğun hiç azalmadığını, acılarına öfkelerinin de eklendiğini ifade etti. Kocabıyık, “Bu kitaplar sadece bir donemin tanıklığı değil, geleceğe de ışık tutan kitaplar. Gerek Suruç, gerek diğer katliamlarda kaybettiğimiz yakınlarımızla aynı zamanda kan kardeşliğimiz var. Bunu barış mücadelemizin en temel dayanaklarından biri haline getirdik. Demokratik ve barış dolu bir yaşam sağlanıncaya kadar onlara olan sözümüzü yerine getirip barış mücadelesini ilerleteceğiz” diye konuştu.

10 Ekim Katliamı’nda vefat eden Ali Kitapçı’nın eşi Emel Kitapçı, her şeye rağmen hayata tebessümle bakmak gerektiğini söyleyerek, sosyal medyada dolaşan fotoğrafıyla ilgili konuştu. Kitapçı, “Biz dünyanın acı çeken insanların hep yanında olduk ve böyle bir katliamda üzülmemiz çok normal. Acımızı yaşadığımız doğrudur ama enkaz halinde değiliz. Bu paylaşımları küçük bir talihsizlik olarak görüyorum ve canı yanan herkesi selamlıyorum” dedi. Katliamdan sonra dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun IŞİD’lileri kastederek “Eylem yapmadan bilemeyiz” sözüne atıfta bulunan Kitapçı, “10 Ekim’den sonra hayatlarımız hiç eskisi gibi olmadı. Bütün katliamlar tek başına değil, Ankara’da, Suruç’ta, Diyarbakır’da ve doğaya yapılan katliamlar bir bütün. Kamu görevlilerin göz yumduğu ve aynı zamanda yeni politik arenada bizim acımızdan kendine pencere açmaya çalışan Ahmet Davutoğlu’na bu fırsatı vermeyeceğiz” dedi. Kitapçı, Barış Pınarı Harekatı’na adını “barış” diyerek yaşanacak acıların engellenemeyeceğini söyledi.

“Bizim Ali” kitabını hazırlayan Cem Gök ise, Ali Kitapçı’nın sınıf içerisinde mücadele ettiğini söyleyerek katliamların mağduru olmak yerine örgütlenerek birlikte hareket etmek gerektiğini ifade etti.