16 Mart Beyazıt ve Halepçe katliamlarının yıldönümünde Beyazıt’ta anma gerçekleştirildi

Beyazıt ana kapıda bir araya gelen üniversite öğrencileri ilk olarak bir konuşma yaptılar. “Bugün burada üniversiteliler olarak 16 Mart 1978’de Beyazıt’ta ve 16 Mart 1988’de Halepçe’deki katliamlarda yaşamını yitirenleri anmak ve sürdürdükleri özgürlük mücadelesinin daima devamcısı olacağımızı haykırmak için yan yana geldik” denilen konuşmanın ardından katliamda yitirilenler için saygı duruşu yapıldı. Saygı duruşunda Nazım Hikmet’in “Güneşi İçenlerin Türküsü” şiiri okundu.

Saygı duruşunun ardından ‘78’liler Girişimi adına Hüseyin Soylu konuşma yaptı. Konuşmada, koronavirüse değinilerek katliamda yaşananlar anlatıldı. Gerici diktatörlere karşı anti-emperyalist bir mücadele verildiği vurgulanan konuşmada devletin katliamcı yönü vurgulandı. Paramiliter güçlere vurgu yapılan konuşmada 10 Ekim Ankara Katliamı hatırlatıldı. “Onların virüsleri ve baskıları bizleri yıldıramaz” ifadeleri kullanılan konuşma “O günün ve bugünün gençleri olarak Şeyhzadebaşı Baskınlarını, Beyazıt’ı, Halepçe’yi unutmadık, unutturmayacağız! Kahrolsun faşizm, yaşasın faşizme karşı birlikte mücadelemiz” vurgusuyla son buldu.

“Üniversiteleri faşistlere bırakmayacağız”

78’liler Girişimi adına yapılan konuşmanın sonrasında üniversiteliler adına açıklamada şunlar ifade edildi:

“Bugün Beyazıt ve Halepçe Katliamlarının 48. yılında tekrar yana geldik ve bir kez daha söylüyoruz; Üniversiteler siyasi iktidarların ve onun sözcülüğünü yapan rektörlerin arka bahçesi olmayacak. Eli kanlı faşistlerle üniversite yönetimlerinin kurduğu işbirliğinin yarattığı saldırılara karşı mücadele etmeye devam ediyoruz. Bizler dün olduğu gibi bugün de TGB, Ülkü Ocakları adlarıyla karşımıza çıkarttığınız faşistlerin saldırıları karşısında irademizle birlikte dimdik duruyoruz. DTCF’den ODTÜ’ye, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Boğaziçi’ne, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Beyazıt’a; bizim olan üniversitelerden ve öğrenim özgürlüğümüzden vazgeçmiyoruz.  Ne yaparsanız yapın kampüslerimizi ve kentlerimizi gerici ve faşistlere bırakmayacağız. Her geçen gün savaş çığırtkanlığı yükseltilirken baskının dozu artarken katliamlar sürüp giderken bizler mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.”

Ardından karanfiller bırakılarak anma bitirildi.