20.yılında 17 Ağustos Depreminde hayatını kaybedenler anıldı

17 Ağustos Depreminin 20’nci yıl dönümü dolayısıyla Kocaeli, İstanbul ve Sakarya’da anma etkinlikleri düzenlendi. Anmalarda depreme karşı alınması gereken önlemlere dikkat çekildi.

17 Ağustos 1999’da yaşanan ve Kocaeli, Bolu, Sakarya ve İstanbul’da büyük yıkıma neden olan Marmara Depreminde hayatını kaybedenler için anma etkinlikleri düzenlendi.

TMMOB Kocaeli İl Koordinasyon Kurulu, 17 Ağustos Gölcük depreminin 20. yılında meşaleleri basın açıklaması yaptı.

İzmit İnsan Hakları (Sabri Yalım) Parkı’nda gerçekleşen basın açıklamasına TMMOB bileşenlerinin üyeleri katıldı. Basın açıklamasını TMMOB Kocaeli İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreteri ve MMO Kocaeli Şube Başkanı Murat Kürekçi okudu.

Depremin yol açtığı yıkımların çok ciddi can kayıplarına ve çok büyük yapı hasarlarına neden olduğunu söyleyen Kürekçi, “Yapılarda meydana gelen yangın ve kimyasal madde sızıntıları nedeniyle insanlar zehirlendi, çevre felaketler yaşanmıştır. Can kaybı, yaralanma, sakat kalma, ekonomik kayıplar, psikolojik sorunlar, bulaşıcı ve salgın hastalıklar, pazar kaybı, üretim ve gelir kaybı, enflasyon, acil yardım harcamaları, işsizlik ve planlanan yatırımların gecikmesi gibi önemli sonuçlar doğurmaktadır. 17 Ağustos Depremi bu sonuçların tümünü ortaya çıkaran bir deprem olarak kayıtlara girmiştir” dedi.

‘YAPI STOKUMUZ RİSK TAŞIYOR’

Depremin üzerinden 20 yıl geçtiğini hatırlatan Kürekçi, “Kocaeli’de depremde ağır hasar alan 29 binamız hala ayakta ve içerisinde insanların yaşadığı bilinmektedir. Yapı stokumuzun yaklaşık yüzde 50’si hala depreme dayanıksız olduğu ve maalesef Kocaeli’de yapılaşmayla ilgili çok ciddi yol alınamadığı ilgili oda yetkililerimizce ifade edilmektedir. Gerek 17 Ağustos Depreminin ortaya çıkardığı gerçekler gerekse meydana gelen diğer depremlerde karşılaştığımız durumlar yapı stokumuzun büyük ölçüde risk taşıdığını, deprem güvenliklerinin olmadığını açıkça ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı.

“Deprem bir doğa olayıdır. Bu gerçek kabul edilmeli fakat bilimin ve mühendisliğin gerekleri de yapılmalıdır” diyen Kürekçi, eksiklikleri ve yapılması gerekilenleri şöyle sıraladı:

  • Mevcut yapı stokunun durumundaki belirsizlik endişe vericidir, bir çoğunun deprem güvenliği yoktur.
  • Yeni yapılan ve yapılacak yapıların yeterli ölçüde mühendislik hizmeti alması ve denetlenmesi ihmal edilemez bir zorunluluktur.
  • Mal sahibi adına kendisini denetleyecek olan yapı denetim kuruluşunu müteahhitler belirlemektedir. Bu sistemin acil olarak değişmesi gerekmektedir.
  • Afet Toplanma Alanlarımız yoktur/yetersizdir ve halk tarafından nerelerde oldukları dahi bilinmemektedir.
  • Hala doğal afet senaryoları üzerinden yapılması gereken tatbikatlar gerçekleştirilmemiştir.
  • Bir çok kentimizde Kentsel Dönüşüm Master Planımız yoktur.
  • Bilim ve mühendislik ilkeleri çerçevesinde yapılan tüm Master Planların içerisinde yer aldığı bütüncül bir nazım imar planımız yoktur.
  • Her yıl çok sayıda mühendislik diploması verilmesine rağmen kaliteli bir mühendislik öğrenimi verilmemesini kabul etmiyoruz.
  • Her afetten sonra sık sık yapılan “yara sarma” anlayışından kurtulup; bilimin, tekniğin ve aklın gerektirdiği işlerin yapılmamasını kabul etmiyoruz.
  • Ruhsatlardan mühendis ve mimarların imzasının kaldırılması, ruhsat projelerinin oda denetiminden bağımsız olmasını, mesleğimizin gelişimini engellenmesini, sahteciliğin önünün açılmasını kabul etmiyoruz.
  • Oda ile meslek insanı arasına örülmeye çalışılan duvarları kabul etmiyoruz.
  • Mevcut Yapı Denetim Yasasının öngördüğü, ticari yanı ağır basan yapı denetim şirketi modeli yerine; uzmanlık niteliği olan yapı denetçilerinin etkinliğine dayalı, meslek odalarının sürece etkin katılımını sağlayacak yeni bir planlama, tasarım, üretim ve denetim süreci modeli benimsenmeli;mevcut yasa iptal edilerek yeni bir yasa çıkarılmalı; 3194 sayılı İmar Yasası ve bağlı ikincil mevzuat, söz konusu model esas alınarak yeniden düzenlenmelidir.
  • Bütün kamu yapıları yasa kapsamına alınmalı; TOKİ, KİPTAŞ v.b. kuruluşların inşaatlarının denetimi yeni yapı denetim sistemine dahil edilmelidir.
  • Denetçi belgeleri ve takibi ile yapı denetimi mekanizmasında yer alan meslektaşların sicillerinin tutulması ve meslek içi eğitimler TMMOB`ye bağlı Odalarca yapılmalıdır.
  • “Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı 2011-2023” TMMOB`nin görüşleri alınarak yeniden düzenlenmelidir.

Son olarak temel sorunun altını çizen Kürekçi, “Plansızlık, çarpık kentleşme, yapı üretim sürecinin ve mesleki uygulamaların niteliksiz olmasının yanında, tüm ülke topraklarının inşaat sektörünün bir arazisi olarak görülmesi, yapı denetiminin yetersizliği veya hiç olmamasından kaynaklanıyordu. Sorun, depremin kendisi değil ranta dayalı uygulanan politikaların doğurmuş olduğu sonuçlardır. 17 Ağustos Depremini Unutmadık, Yaşatmak için Unutturmayacağız” dedi.