Adnan Yücel’den Mehmet Yaşar Bilen’e mektup

Sular sarmaşıklara, sarmaşıklar toprağa ve sevdalar avuçlara uzananda, yüreğimiz birer volkan oluyor dağlarda. Ne mutlu bu volkanın sesini çok önceden duyanlara.
Sosyalist gerçekçi şiirin gelişmesinden rahatsız olanlara yanıtınız çok güzel. Bizim oralarda halkın dediği gibi oldukça “okkalı” sözler. Onlar ister inansınlar ister inanmasınlar kavgamıza. Yeşeren ağaç bizden yana dostum. Çünkü tüm sosyalistler yeşeren bir ağaçtan farksızdırlar yaşamda.

(Mektup, 25.08.1980 tarihinde, Ankara’dan Eleştirmen-Yazar Mehmet Yaşar Bilen’e yazılmıştır. Mektup, Munzur Dergisi Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi Mehmet Yaşar Bilen Arşivi’nde kayıtlıdır.)

“Merhaba Değerli Dost,

Mektubunu geciktirdiğim için beni bağışlayacağını umuyorum. 1-24 ağustos tarihlerinde köyde idim. Ekin biçip harman kaldırdım. Dün buraya geldim. Mektuplar komşuda birikmiş. Ben de senin gibiyim yani.

“Yazdıkça” ile ilgili yazıyı ben 27 Mayıs 1980 günü Ankara temsilciliğinde Tülay arkadaşa vermiştim. Yazının gecikmesini Ergin Atasü, Fatsa olaylarına ve Ankara’da gazetenin yasaklanmasına bağladı. Ben yazıyı köyde gördüm. İstediğimiz zamanda olmadıysa da ne yapalım, sağlık olsun dost.

Dönemeç’in özel sayısını çok beğendim. Yazını da çok doyurucu buldum. Sakın abarttığımı sanma. 1970 sonrasının en yetkin eleştirmeni olduğun bu yazıda rahatlıkla görülüyor. Aynı şeyi Hasan Hüseyin de söylüyor. Sana mektup yazacaktı. Kitabını ve mektubunu almış. Demokrat’ta çıkan yazımın ikinci nüshası bendeydi. Ona okudum. Yazdıklarımı doğru ama az buldu. Yeni Halkçı gazetesinde kendisinin tanıtacağını söyledi. Onun da “Kandan Kına Yakılmaz” adlı yeni bir şiir kitabı çıkıyor.

Özel sayıda bazı eleştirmen arkadaşların (senin dışında) tüm dergileri izlemediklerini anlıyorum. Oysa ülkemizde olduğu gibi geçiş döneminde bulunan toplumlarda en çok tanınmış dergiler az da olsa düzenle uyum içinde olması zorunlu olan dergilerdir. Örneğin bir Tavır dergisinden haberdar oldukça önemli. Senin yazıyı sınıfsal anlamda kusursuz buluyorum. Eleştirmen olmak zor iş. Ama bu yazı, senin bu sporu bildiğini kanıtlıyor dost.

İlginizi çekebilir:  Gericiler İstanbul Sözleşmesi’nden ne istiyor? AKP’nin son derece ideolojik davası

Mektubun sonuç bölümündeki sözlerin çok hoşuma gitti. Biz gerçekten de 70 sonrasını öyle kabul ettireceğiz. Ne sakal salıp ağzımızda pipo koyarak, ne de sanat sevicileri derneğinde (Dursun Akçam’ın deyimi ile) “Dişi çıkmış karılarla” içkili dedikodularla bir kuşak kendini kabul ettiremez.

Değerli dost, kitabın üzerine Gülten Akın’la da konuşmuştuk. Tüm şairlerin ve devrimcilerin seni desteklemesi için elinden geldiğince çalışacağını söylüyordu. Onunla yazışıp yazışmadığınızı bilmiyorum. Ama sizin de belirttiğiniz gibi Ekim’den itibaren çok şeyler söylenecek. Benim de yeni kitap çıkacak. Bedrettin Cömert şiir ödülüne katıldım. Bakalım neler olacak. İlerde daha çok yazışıp daha çok yazacağız. Çünkü her geçen gün mücadelemiz gelişip serpilmekte ve bir sarmaşığın büyümesi gibi sarmakta dört bir yanı.

Sular sarmaşıklara, sarmaşıklar toprağa ve sevdalar avuçlara uzananda, yüreğimiz birer volkan oluyor dağlarda. Ne mutlu bu volkanın sesini çok önceden duyanlara.

Sosyalist gerçekçi şiirin gelişmesinden rahatsız olanlara yanıtınız çok güzel. Bizim oralarda halkın dediği gibi oldukça “okkalı” sözler. Onlar ister inansınlar ister inanmasınlar kavgamıza. Yeşeren ağaç bizden yana dostum. Çünkü tüm sosyalistler yeşeren bir ağaçtan farksızdırlar yaşamda.

İleride yayımlayacağınız ürünleri bekliyoruz. Ankara sanat çevresindeki haberleri ilerde yazarım. Sonsuz sevgi, saygı ve selamlar.

Hoşça kal dost.

Adnan Yücel

Kaynak: Birgün Gazetesi