Ali Ismail Korkmaz ailesi ve dava komitesi avukatlarından basına ve kamuoyuna

Gezi direnişi sırasında Eskişehir’de darbedilerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’a ölümcül tekmeyi attığı gerekçesiyle 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan polis Mevlüt Saldoğan’ın davaya müdahil olma talebini “zarar gördüğü” iddiasıyla kabul etti.

Mevlüt Saldoğan yargılandığı davada kendisini “Vurduğum kişi Ali İsmail Korkmaz değildi. Ben devletimi savundum” şeklinde savunmuştu.

Korkmaz Ailesi ve Ali İsmail Korkmaz Dava Komitesi Avukatları, Mevlüt Saldoğan’ın davaya müdahil olmasına dair bir basın açıklaması yaptı. Ali İsmail Korkmaz’ın ağabeyi Gürkan Korkmaz’ın Twitter hesabından paylaştığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Basına ve Kamuoyuna,

Ali İsmail’i kaybettiğimiz 2013 yılından beri onun anısını yaşatma, düşlerini hayata geçirme mücadelemizin yanı sıra hepinizin bildiği gibi dört yıl süren bir de adalet mücadelesi verdik. Kamu görevlilerinin soruştruma sürecinden başlayarak failleri koruma, olayı örtbas etme çabalarına rağmen avukatlarımzın yoğun emekleri ve basın mensuplarınn ısrarlı takibi sonucu Ali İsmail’in ölümüne neden olan dördü polis 8 kişi yargılandı ve çeşitli düzeylerde cezalara mahkum oldu. Bu sanıklardan, dosyada birinci derecede fail olarak yer alan Mevlüt Saldoğan, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 13 yıl hapse mahkum edildi. Uygulanan indirimle bu ceza 10 yıl 10 aya düştü ve yerel mahkemenin diğer sanıklar hakkında verdiği karar gibi bu karar da Yargıtay tarafından onandı. Bugün Mevlüt Saldoğan’ın İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren “Gezi Davası”na müdahil olarak kabul edilmesi gerçeğiyle karşı karşıyayız. Kendisi 30. Ağır Ceza Mahkemesi talimatıyla 28 Haziran 2019’da verdiği ifadesinde “mesleki itibarını ve kariyerini kaybettiği” iddiasıyla şikayetçi olduğunu belirtmiş, buna karşılık 30. Ağır Ceza Mahkemesi de Saldoğan’ın davaya katılma talebini uygun görmüştür.

Bu karar herhangi bir yargısal işlemin ötesinde anlamlar içermektedir. Bizim açımızdan 30. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin, iki mahkemenin vermiş olduğu kararı sanığın hanesine “mağduriyet” olarak işlemesi en basit anlamıyla bir suçlunun aklanması, en geniş anlamıyla ise yargının bir hesaplaşma aracı olarak kullanılmasıdır.

Üzerinden yaklaşık yedi yıl geçmesine rağmen 79 ilde en az 2 buçuk milyon insanın katıldığı barışçıl gösterilerin haklılığı orta yerde durmaktadır. Halen Gezi’yle derdi olanların Gezi’de “finansör” ya da “dış mihrak” arama çabaları nafiledir. Barışçıl gösteriler karşısında keyfi güç kullanarak ölümlere yol açan kolluk kuvvetlerini mağdur olarak bu davaya dahil etmek, görevi kötüye kullanmanın ötesinde bir tutumdur. Korkarız ki bu tutum, kamu görevlilerinin karıştığı suçlarda her daim devreye giren cezasızlık zırhını bir kez daha güçlendirecek, suçluları cesaretlendirecektir. Ali İsmail Korkmaz’ın ailesi ve davanın avukatları olarak 23 Ocak 2020 tarihinde Hakimler Savcılar Kurulu’na (HSK) sunduğumuz şikayet dilekçesi ile bu kararda imzası bulunan İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi heyet üyeleri Galip Mehmet Perk, Talip Ergen ve Barış Öztürk hakkında soruşturma başlatılması için Adalet Bakanlığından izin talep edilmesini, “kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçundan hüküm giymiş Mevlüt Saldoğan’ın davaya katılma kararının ise derhal kaldırılmasını istediğimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz. Bu davanın sonuna dek takipçisi olacağız…