Ankara JİTEM davasında, Mehmet Ağar dahil tüm sanıklar beraat etti

Ankara ve çevre kentlerinde 1993-1996 yılları arasında 19 kişinin zorla kaybedilip infaz edilmesine ilişkin davada Mehmet Ağar dahil 17 sanık beraat etti.

Ankara ve çevre kentlerinde 1993-1996 yılları arasında 19 kişinin zorla kaybedilip infaz edilmesine ilişkin açılan ve kamuoyunda “Ankara JİTEM Davası” olarak bilinen davanın 22’nci duruşması, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Davada, Mehmet Ağar dahil 17 kişinin beraatine karar verildi.

Duruşmada, sanık ve kayıp yakınlarının avukatları hazır bulundu. Duruşmaya, Hakların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ile zorla kaybedilip infaz edilen 19 kişi arasında olan Namık Erdoğan’ın kızı Begüm Erdoğan ve çok sayıda kişi katıldı.

Mütalaa açıklandı

Kimlik tespitinin ardından başlanılan duruşmada bir önceki celsede ek süre talebi kabul edilen iddia makamı mütalaasını açıkladı. Mütalaanın önceden bilgisayarda hazır bulunması dikkati çekti. Sanıkların önceki ifadelerini okuyan iddia makamı, Ayhan Çarkın’ın maddi gerçekliği ortaya koyacak bir delil ifade etmediğini, kesin bir belirleme yapılmadığını öne sürdü. İddia makamı, olaylar üzerinden geçen süreye dayanılarak Mahmut Yıldırım’ın dosyasının ayrılmasını ve mahkumiyete yetecek delillerin bulunmadığı gerekçesiyle diğer sanıkların beraatını istedi.

“Bunlar vicdanımızda mahkûmdur”

Mütalaaya ilişkin konuşan kayıp yakınları, “Bizim için değişen bir şey olmadı, bunu bekliyorduk. Burada bir adalet gerçekleşemeyeceğini biliyoruz. Sanıkların bütünü bu cinayetlerden sorumludur. Siz ne karar verirseniz verin, bunlar vicdanımızda mahkumdur” ifadelerini kullandı.

İddia makamımın mütalaasının önceden bilgisayarda hazır bulunmasına tepki gösteren kayıp yakınlarının avukatları, “Bu durum mahkeme ve iddia makamı arasındaki organik ilişkiyi ortaya çıkarmıştır” şeklinde konuştu.

Cumartesi Anneleri’nden açıklama

Cumartesi Anneleri, savcının beraat talebine sosyal medya hesaplarından tepki gösterdi. Açıklama şöyle:

“Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Ankara Jitem Davası tanıklara rağmen, delillere rağmen, belgelere rağmen, kamu görevlilerinin ifadelerine rağmen beraatle sonuçlandı. “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanan sanıklar beraat etti. Ceza yargılamasının amacı hakikati ortaya çıkarmaktır. Söyleyin o zaman; Polis Özel Harekat envanterinde bulunan silahla işlenen bu cinayetleri kim gerçekleştirdi?”

Davanın seyri

#PekiFailiKim diyerek bir sosyal medya kampanyası da başlatan Hafıza Merkezinin derlediği davanın geçmişine dair bilgiler özetle şöyle:

Soruşturma 2011’de başladı

-1993-96 yılları arasında Ankara’da Altındağ Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın’ın da bulunduğu zorla kaybedilen veya yasa dışı keyfi infaz edilen 19 kişiye ilişkin ilk soruşturma 2011 yılında başlatıldı. 20 Eylül 2013 tarihinde zaman aşımı riskinden dolayı Abdülmecit Baskın cinayetiyle ilgili iddianame düzenlenirken, 19 Aralık 2013 tarihinde düzenlenen yeni iddianameyle diğer cinayetler de yargılamaya dahil edildi.

İnfaz listesi mahkemeye sunuldu

-Tümü tutuksuz olan sanıklar “Cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçlarından Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıyor.

İlk duruşması 16 Mayıs 2014’te görülen davanın 10 Nisan 2015 tarihli duruşmasında eski MİT Güvenlik Daire Başkanı Mehmet Eymür kendisine verilen 29 kişilik infaz listesini mahkemeye sundu.

Çiller: Tanıklığım abesle iştigal

5 Mayıs 2017 tarihli duruşmada dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve eşi Özer Çiller Uçuran avukatları aracılığıyla kendilerine dair tanıklık talebinin “abesle iştigal” olduğunu, katılan avukatlarının yazılı sorularına yazılı olarak yanıt verebileceklerini belirten bir dilekçeyi mahkemeye sundu. Ancak savcı huzurda dinlenmeleri yönünde görüş bildirdi, mahkeme heyeti de SEGBİS aracılığıyla dinlenmeleri için İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine yazılması yönünde karar verdi. Bu ara kararlara rağmen 15 Eylül 2017 tarihli duruşmaya mazeret bildirerek katılmayan Tansu Çiller ve eşinin şu aşamada dinlenmesine gerek olmadığına karar verildi.

Susurluk raporuna “devlet sırrı” engeli

2 Şubat 2018 tarihli duruşmada Susurluk kazasından hemen sonra kurulan Meclis Susurluk Araştırma Komisyonu Üyesi Fikri Sağlar tanık olarak verdiği ifadede Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz’ın talimatıyla Başbakanlık Teftiş Kurulu Başbakanı Kutlu Savaş tarafından hazırlanan Susurluk Raporu’nun bir bölümünün dönemin koalisyon hükümeti liderlerinin kararıyla “devlet sırrı” ilan edilerek çıkartıldığını; özellikle bütün ekleriyle birlikte edinilmesi halinde raporda davaya ilişkin aydınlatıcı bilgilere ulaşılabileceğini söyledi. 4 Mayıs 2018 tarihli duruşmada mahkemenin defalarca “ekleriyle birlikte” istediği Başbakanlık Teftiş Kurulu Susurluk raporunun ön yazısında belirtildiği üzere “‘devlet sırrı’ niteliğindeki bilgiler çıkarılmış” yani “eksiz” fotokopisi gönderildi.

Gizli tanık “kayboldu”

31 Ocak 2019 tarihli duruşmada Ayışığı isimli gizli tanığın bulunamadığı belirtildi. Katılan avukatları bu duruma “Sanıklar aleyhine beyanda bulunacağı için bulunamıyor” diyerek tepki gösterdi. 20 Eylül 2019 günü görülen son duruşmada katılan avukatları kovuşturmanın genişletilerek, Tansu Çiller, Özer Uçuran Çiller ve Mesut Yılmaz’ın dinlenilmesine; Kutlu Savaş’ın hazırladığı Teftiş Kurulu raporunun ve eklerin getirilmesi talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, kovuşturmanın genişletilmesi talebinin reddine ve cumhuriyet savcısına mütalaasını sunmak için ek süre verilmesine karar verdi.