Avukatların olmadığı duruşmada konuştu: Gezi davası tanığı Murat Papuç’tan ikinci ifade

Gezi Parkı eylemleriyle ilgili davada avukatların alınmadığı duruşmada ifade veren Murat Papuç, Gezi Parkı eylemlerini ve Osman Kavala’yı hedef gösterdi.

Gezi Parkı eylemleriyle ilgili soruşturmada verdiği ifadeyle sendikacı, siyasetçi ve meslek örgütü temsilcisini hedef gösteren Papuç, mahkemeye ikinci ifadesini verdi.
Taksim Dayanışması’ndan mimar Mücella yapıcı, avukat Can Atalay ve şehir plancısı Tayfun Kahraman’ın tutuksuz, iş insanı Osman Kavala’nın tutuklu yargılandığı 16 sanıklı Gezi Davası’nın dördüncü duruşması geçtiğimiz günlerde görülmüştü.

Artı Gerçek’ten Rıfat Doğan’ın haberine göre, 24 Aralık’ta görülen duruşmaya tanık olarak çağrılan ve bir dönem TKP’de yer aldığı ancak sonrasında parti tarafından uzaklaştırıldığı, TKP tarafından açıklanan Murat Papuç, can güvenliğinin olmadığı iddiasıyla avukatların ve izleyicilerin olmadığı bir duruşmada ifade vermek istediğini talep etmiş, mahkeme de bunu herhangi bir somut gerekçeye dayanmadan kabul etmişti.

Papuç duruşmanın ikinci gününde avukatların alınmadığı duruşmada İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ne verdiği ifadede bir kez daha Gezi eylemlerini ve Osman Kavala’yı hedef aldı. Mahkeme başkanının “Sen de mi çevre duyarlılığ kapsamında Gezi eylemlerine katıldın?” sorusuna Papuç, “Hayır, çevre duyarlılığı değil, ben bir siyasi partinin içindeydim. Dolaysıyla o zamanki karar dolaysıyla alana çıktık, fakat ondan sonra devam etmedim. Şunun için; bana bilgiler geldi, ben partinin bölge sorumlusuydum, sadece İstanbul değil” yanıtını verdi.

Gezi eylemlerini seferberlik tetkik kurulu’na bağlamaya çalıştı

Hakimin “Hangi parti bu” sorusuna karşılık olarak “Türkiye Komünist Partisi” diyen Papuç’un ifadenin devamında Gezi Parkı eylemlerini Seferberlik Tetkik Kurulu’na bağladı:

“O bölgedeki Marmara’daki 7-8 tane il bana bağlıydı, dolayısıyla bir ayaklanmanın nasıl kurgulandığını biliyorum, Seferberlik Tetkik Kurulu’nda. Bunun nasıl engelleneceğini biliyorum, bir türlü şehirde Seferberlik Tetkik Kurulu kökenli subayların bu gibi harekete öncülük yaptığını fark ettim ve bunların hepsi de bir parti üyesiydi. Hiçbir ideolojisi olmayan. Hak ve Özgürlük Partisi. Osman diye bir emekli generalin kurduğu bir partinin il temsilcileri bunu orgranize ettiler. Dolayısıyla 3-5 gün 10 gün sonra bütün şehirlerde birbirine yapılan bir orgranizasyon bildiğiniz bir yapı yapıyor bunu, bunu bir örgüt destekliyor, bunu istihbarat eski bir emir veriyor fakat şuraya kadar bağlayarak söyleyeceğim, sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada ayaklanmalar oluyor, operasyon oluyor, kalkışma oluyor.”

Coğrafi bilgi sistemiyle toplumda farkındalık yaratma çalışması iddiası

İfadesinde somut hiçbir bilgiye yer vermeden konuşan Papuç, Coğrafya Bilgi Sistemi’nin (CBS) entegre kullanılmasıyla ilgili Hong Kong’da Türkiye’deki Gezi kalkışmasını örnek alan bir model geliştirildiğini iddia etti ve “CBS’nin insanların eğer sosyal medyayı kullanıyorsa, hangi sosyal medyayı harita üzerinde nerede kullanıyorsa onu sevk edebilecek, bu örgütlerin aralarında ellerinde alt yapıları var. Bu zaten yapılıyor, bunun bir oyunlaştırılması da toplumda bir farkındalık yaratmakla ilgili bir çalışma olduğunu ben düşünüyorum” iddiasını öne sürdü.

Mehmet Ali Alabara’nın ‘Mi Minör’ oyunuyla ilgili hakimin “Bir bilgin var mı?” sorusuna “Mehmet Ali Alabora’nın ülkede temsili bir diktatör başbakanı oynadığı, gençlerin sosyal medyada örgütlenerek bu temsili diktatör olduğu iddia edilen başbakanın devrilmesi için çalışmalar yaptığını iddia etmiş” dedi.

‘Benim de içinde olduğum profesyonellere özel gaz maskesi kutusu geldi’

Papuç, ifadesinin ilerleyen bölümlerinde Gezi Parkı eylemleri sırasında kendisinin de bulunduğu yere profesyonel bir gaz maskesi kutusunun geldiğini, bunu Terörle Mücadele’ye teslim ettiğini ve elinde bununla ilgili tutanak olduğunu ileri sürdü. Papuç ifadesinin devamında ise bu gaz maskesinin Türkiye’de üretilmediğini ve bu maskelerin dağıtımının Osman Kavala’ya ait Cezayir Restoranı’nda yapıldığını iddia etti. Papuç, hakimin “Bu bilgin neye dayanıyor” sorusuna ise “Toplantıdan gelen ve kutuyu getiren kişiler var, dosyada adını verdim. Onları da vurguladım zaten” yanıtını verdi.

Hakimin “Cezayir Restorantta alınan maskeleri ‘ben iade ettim dedin, teslim ettim’ dedin, “Bu teslimi kime sağlamıştın?” sorusuna karşılık Papuç’un yanıtındaki “Terörle Mücadele’deki, daha önceki savcımız hemen ona vermemi istedi ve aynı gün de iddianame kabul edildi zaten” ifadeleri dikkat çekti.

Papuç ifadesinde Osman Kavala’yı FETÖ’ye bağlamaya çalıştı 

Papuç’un ifadesinde Cezayir Restoranı’nda yapılan toplantılarda ‘FETÖ’cülerin de bulunduğunu iddia ederek şunları söyledi:

“Gezi olayları, toplumsal kalkışma, bu infial gittiği zaman bu güvenlik şirketleri toplantısını nerede yapıyor efendim. ISIS diye uluslararası vakıf toplantısını Cezayir Lokantısı’nda yapıyor. MOSAD’lı eski istihbarat çalışanları özel güvenlik şirketindeyiz diyorlar, gelip Türkiye’deki özel güvenlik şirketleriyle toplantılarını Cezayir Lokantısı’nda yapıyorlar. FETÖ’cüler orada…”

‘Anadolu Kültür ile Gezi arasında direkt bir şey yok’

Hakimin “Gezi olayları bağlamındaki Açık Toplum Vakfı ve Anadolu Kültür Vakfı’nı kast ederek bu iki vakıf arasında bir bilginiz var mı, aktarılan bir fon, para herhangi bir şey var mıydı?” sorusuna “Gezi’ye direkt değil” yanıtını veren Papuç devamında “Fakat burada öncülük yapan ve toplantılarının yapıldığı Anadolu Kültür Vakfı ve her yeri zaten kendileri de itiraf ediyorlar ve buraya kaynak geliyor. Bunlara karşılık akademik ve çalışma değişimleriyle birbirlerini destekliyorlar zaten” iddiasında bulundu.

‘Gezi olayları belli bir evrime girdikten sonra hazırlanmış yapı insiyatif aldı’

“Başka tam Gezi olaylarıyla ilgili olarak Gezi’nin bu organizatörlüğü, finansörlüğü bağlamında başka bilgi ve görgünüz nedir?” sorusuna karşılık Papuç, şunları öne sürdü:

“Bir ülke işgal edildiğinde eğer o ülkedeki milis güçler nasıl yapılacağıyla ilgili bir organizasyon gördüm. Yabancı istihbarat örgütlerinin güdümüne girmiş yapı olarak gördüğümüzde bu organizsyonun raslantı olmayacağı, daha doğrusu başından değil, yani Gezi çıkmadan değil, Gezi olayları belli bir evrime gittikten sonra bunu hazırlanmış yapının insiyatif almasıyla ilgili bir durum.”

‘Taksim Dayanışması mimar ve mühendislerin bir yapılanmasıydı’

Hakimin “Gezi’nin yaygınlaştırılıp derinleştirilmesine dönük çalışmalar kapsamındaki bilginiz ve görgünüz nedir?” sorusuna ise Papuç, “İfadede aktardığım kadarıyla biraz önce söylediğim yüzeysellliğinde” yanıtını verdi.

Taksim Dayanışması ile grup ilişkisini, bu grupla olan ilişkisine dair bilgisi olup olmadığı şeklindeki hakimin sorusuna Papuç “Taksim Platformu ve diğer işte dayanışma daha çok böyle çevre duyarlılığı olan mühendislik ve mimarlar üzerinden kurulmuş bir yapılanmaydı” yanıtını verdi.

Hakimin “Taksim Platformu’nun kurulması, ardından Occupy işgal, İstanbul İşgal isimli facebook ve Twitter sayfalarının açılması iddiası var iddianamede, bununla ilgili bilginiz var mı” sorusuna yanıt veren Papuç “Açık kaynaklarda olduğu, ilgim kadar var ama teknik olarak nasıl yürüdüğü ile ilgili bilgim yok” dedi.

Ne olmuştu?

Gezi Parkı eylemleriyle ilgili iddianamede tanık olarak ifade verdiği ortaya çıkan Murat Papuç ilk ifadesinde Gezi eylemlerinin sürekliliğinin platformlar ve STK eliyle oluştuğunu hatta bu eylemlere katılan kişilere bu platformlar ve STK’ler tarafından malzeme ve finansörlük yapıldığını, gaz maskesi, yiyecek, müdahaleler sırasında yaralanan eylemciler için ilaç vs biber gazından etkilenmemek için solüsyona kadar birçok malzemenin temin edildiğini bildiğini, bu platform, dernek ve STK’lara Osman Kavala , Mücella Yapcı ve Can Atalay’ın finansal koordinatör olduğunu iddia etmişti.

Gezi eylemleri için Açık Toplum Vakfı’nın Türkiye’deki bütün organizasyonlarını yapan kişinin Osman Kavala olduğunu, Gezi olaylarının kitselleşmesi, yaygınlaşması ve süreklileşmesi için uluslararası kaynakları, STK’ler üzerinden Gezi olaylarına ve onun simgesi haline gelen Gezi Parkı’na taşındığını öne sürmüştü.

Papuç, ifadesinde ayrıca ilahiyatçı İhsan Eliaçık’ın da olduğu siyasetçi, sendikacı, meslek örgütü temsilcilerinin isimlerini zikretmişti.

Bu ifadelerinin basına yansımasının ardından savcılığa bir açıklama gönderen Papuç,“Son dönemde adları çok sık gündeme gelen kişi ve kurumları dahi ihbar etmem ve ceza uygulanmasını istemem söz konusu değildir” diyerek kendisini savunmaya çalışmıştı. Papuç, verdiği dilekçede, Gezi Direnişi’ne kendisinin de katıldığını ifade ederken, “Bu olayların, uluslararası kurum ve kuruluşların yönlendirmesi ve hatta finansmanıyla yapılmış olduğu iddiasının benim adımı taşıyan ifadelerle temellendirilmesini asla kabul etmiyorum” demişti.

Papuç, açıklamasında  “Yürüttüğünüz soruşturma şahsıma atfedilen görüşlerin bir dayanak olarak kullanılmasının sona ermesini talep ediyorum. İhbarcısı ya da tanığı olmayaa hiçbir biçimde kabul etmeyeceğim bir davaya bu şekilde çekildiğimi düşünüyorum. Soruşturmanız açısından, psikiyatrik durumu belgelerle tespit edilmiş bir kişi olduğumu tekrar hatırlatıyorum” ifadelerini kullanmıştı.