“Barış Akademisyenleri” taleplerini yineliyor: Savaşı Durdurun!

“Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiriyi imzaladıkları için haklarında dava açılan ve ihraç edilen Barış Akademisyenleri, Türkiye’nin 9 Ekim’de Suriye’nin kuzeyine başlattığı operasyonlara karşı barış taleplerini yinelediklerini belirterek, savaşın bir an önce durdurulması çağrısında bulundu.

İhraç edilen akademisyenlerden Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, Prof. Dr. Beyza Üstün ve Prof. Dr. Sibel Perçinel Mezopotamya Ajansı’na yaptıkları açıklamalarda savaşa son verilmesini talep etti.

İktidarın kendi bekasını sürdürmek için savaştan beslenme stratejisini hayata geçirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Beyza Üstün, tezkerenin uzatılmasına onay veren partileri de eleştirerek, “HDP hariç diğer meclisteki partilerin savaş tezkeresini onaylamasını algılayamıyorum. Savaşa ve ölüme evet dediler. Bu karar bir katliamdır.” dedi.

Herkesin kendi evi bombalanıyor gibi düşünmesi gerektiğini belirten Üstün, “Çünkü insanlar empati yapmazlarsa savaşın korkunç ve dehşetini yaşayamadan algılayamıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Ekonomik kriz ve işsizliğin bu kadar arttığı bir dönemde yapılan askeri operasyonun durumu daha da kötüleştireceğini belirten Üstün, “Kendilerinin ödemesi gereken bedeli Suriye’de bulunan kadınlara, çocuklara, ekosistem içinde yaşayan canlılara ödetiyorlar. İnsanlar ölüyor; canım çok yanıyor. Bunu sakinlik ve alkışlarla karşılayanların da ruh hallerini algılayamıyorum.” diyerek savaşın bir an önce durdurulması gerektiğini belirtti.

“Savaş bir halk sağlığı sorunudur.”

“Barış akademisyeni olarak savaşların kabul edilecek bir tarafının olmadığını bir kez daha vurgulamak istiyorum.” diyen Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu da, şunları dile getirdi: “Yapılanlar, yaşananların hangi gerekçeyle olursa olsun insanlık için yine acı, yine ölüm, yine yaralanmalar ve sakatlanmaları beraberinde getirecek. 1949 Cenevre Sözleşmesi’nde belirlenen bir hukuki durum var. Bu nedir? Bir ülkenin egemenliği altındaki topraklara başka bir ülkenin askeri olarak girmesi ancak o ülkenin çağrısıyla mümkün olabilir. Yine Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1974 yıllında 3814 sayılı kararla ülkelerin bir birine saldırmamaya davet ediyor. Ve özellikle askeri işgal hukuku kapsamında herhangi bir girişimde bulunulmasını önemli bir sorun ve suç olarak görüyor.”

Ayrıca bir hekim olarak savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Hamzaoğlu, savaşın derhal sonlandırılması gerektiğini ve bunun için barış talebini dillendirmeye devam edeceklerini belirtti.

“İnsan olmanın gereğidir her türlü savaşa ‘dur’ demek”

Prof. Dr. Sibel Perçinel ise, Suriye’de uzun zamandır devam eden savaşlara dikkati çekerek, savaşın insanlar için geri dönüşü olmayan bir yıkım olduğunu hatırlattı.

Perçinel şunları söyledi: “Savaştan en çok çocuklar, kadınlar ve dezavantajlı gruplar etkilenir; yani siviller. Savaş, sivillerin her türlü hak ihlaline en şiddetli şekilde uğradığı dönemdir. İnsan olabilmenin, insan kalabilmenin gereği her türlü savaşa dur diyebilmek, barış koşullarının oluşturulabilmesi için elden gelen her türlü çabayı göstermek ve halkların birbirlerini anlaması ve dayanışmasını sağlamaktan geçer. Toplumsal duyarlılık, dayanışma ve sorumluluk duygularının barıştan yana tavır alınmasında halen önem taşıdığını düşünmek ya da inanmak istiyorum.”