Belediye işçileri hak gasbı istemiyor

Koronavirüs salgını nedeniyle belediyelerde sağlık ve dış birimler gibi zorunlu alanlar dışında işçiler dönüşümlü çalışıyor ancak işçilerin yol ve yemek ücretleri kesiliyor

Etkisini her geçen gün artıran koronavirüs salgını nedeniyle alınan önlemler kapsamında Kadıköy, Ataşehir ve Kartal belediyelerinde de sağlık ve dış birimler gibi zorunlu alanlar dışında kalan yerlerde çalışan işçiler dönüşümlü çalışıyor, işe gelmeyenler idari izinli sayılıyor. Ancak belediye yönetimleri normal zamanda işçilere ödenen yol ve yemek ücretlerinde kesinti yapıyor. İlgili genelgede “Uzaktan veya dönüşümlü çalışanlar ile idari izinli sayılanların mali ve sosyal hak ve yardımları ile diğer özlük hakları saklıdır” ibaresinin geçtiğini belirten Genel-İş Anadolu Yakası 1 No’lu Şube Başkanı Ahmet Arıkan “Bu kabul edilebilir bir durum” dedi.

Sağlıktan sonra en fazla risk altında olan iş kollarından birinin de belediyeler olduğunu ifade eden DİSK/Genel-İş Anadolu Yakası 1 No’lu Şube Başkanı Ahmet Arıkan, “Belediyelerimizde kamu hizmeti verilmesi adına çok yoğun mesai harcanıyor. Özellikle ulaşım, sağlık, veteriner, dış temizlik, iç temizlik, zorunlu yerlerdeki büro çalışanları yoğun şekilde hastalığı geri plana iterek halka, topluma, kamuya hizmet için cansiperane çalışıyor” dedi. Bu yoğun çalışma temposuna ve tedbirler alınması için yoğun çaba göstermelerine rağmen hâlâ birçok sıkıntının da sürdüğünü dile getiren Arıkan, “Ekipman, hijyen malzemesi ve çalışma sistemiyle ilgili sıkıntılar yaşanıyor. Bütün belediyelerden zorunlu olan işler dışındaki tüm işlerin durdurulmasını, çalışan arkadaşlarımızın can güvenliğinin en üst düzeyde sağlanmasını istiyoruz” diye konuştu.

Bir diğer konunun ise yol yemek ücretleri kesintisi olduğunu vurgulayan Arıkan, “Yayımlanan genelgede ‘Dönüşümlü çalışan ve idari izinli olan herkes fiili çalışıyor gibi tüm ücret ve özlük hakları saklıdır’ ibaresine rağmen belediyelerde işçilerin yol ve yemek ücretlerinde kesintiye gidiliyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir” ifadelerini kullandı.

Çamurun içinde ameliyat eldivenleriyle mi korunacağız?

Ataşehir Belediyesi İşçileri

Merhaba, biz Ataşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğüne bağlı olarak çalışıyoruz. Yaz, kış, yağmur, çamur demeden park ve bahçelerde çalışıyoruz. Sulama yaparken, çim biçerken, ağaç budarken, çiçek dikerken, süs havuzlarını temizleyip dezenfektanını yaparken her hastalığa açık hale geliyoruz. Evcil ve başıboş köpeklerin, sarhoşların, uyuşturucu müptelalarının ve çetelerin saldırılarına uğruyoruz. Daha önce bazen iş eldiveni takarken, şimdi ameliyat eldiveni olarak bilinen ince eldivenler takarak çalışıyoruz.

Basit bir eldiven ve basit bir maske veriyorlar. Bu eldiven ve maske yağmur altında, çamur içindeki ellerde olsa ne yazar ki? Bununla koronavirüsten korunabilir mi insan? Her musibete açık olan park ve bahçelerde çalışıp eve giderken korku içinde gidiyoruz. Park ve bahçeler halka açık alanlar. Mahalle aralarında onlarca insanın uğrak yeri olan parklarda bu eldiven ve iki saatte bir değişmesi gereken maskeleri tam gün kullanarak korunamayız. Bahçeleri bellerken, toprak kazarken, zararlı otları biçerken, sulama yaparken her yerle temasımız oluyor. Yerlere tükürenler hayvan parazitleri her türlü mikrobik şeylerle iç içe oluyoruz.

Koronavirüs salgını baş gösterdiğinde rutin şeker hastası olan ve kronik bazı rahatsızlıkları olan işçi arkadaşlar hariç hiçbir arkadaşımız izne çıkamadı. Rapor almak bile neredeyse yasaklandı. Ücretli izin hakkını gündeme getirdiğimizde kimsenin bizi ciddiye aldığı olmadı. Sadece sendikamız bizi düşünüyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin alınması ve işçilerin korunması için çabalıyor. Belediye yönetiminin bizi düşündüğü yok.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri bu dönem en üst seviyeye çıkarılmalıdır. Parkların girişlerine soyunup giyinmek, duş almak, ellerimizi yıkamak için hijyen şartlara uygun kapalı mekanlar istiyoruz. Ücretlerimiz kesilmeden en az iki ay izin hakkı verilerek evlerimizde izole olmak istiyoruz. Kesinlikle yol ve yemek paralarından kesinti olmasını istemiyoruz. Hepimize koronavirüs testi yapılmasını istiyoruz.

Sağlığımız güvence altına alınmalı

Ataşehir Belediyesi Dış Temizlik İşçisi

Merhaba, biz Kadıköy Belediyesi Dış Temizlik İşleri Müdürlüğünde çalışan işçi arkadaşlarımızla aynı şantiyedeyiz. Sürekli bir arada oluyoruz. Kamyon arkası ve süpürgeci olarak çalışıyoruz. Bölgelere göre dağılmış farklı konteynerlerde soyunup iş elbiselerimizi giyiyoruz. Aynı yerde yemek yiyor, çay içiyoruz. Sahadayız, çöple, lağımla, tozla toprakla uğraşıyoruz. Yerleri süpürürken, çöp konteynerlerini boşaltırken her türlü bulaşıcı hastalığa açık hale geliyoruz. İçinde kimyasal maddelerin, tıbbi atıkların olduğu çöpleri, molozları araçlara dolduruyoruz, boşaltıyoruz.

Koronavirüs olmadan da sağlığımız tehdit altındaydı. Şimdi koronavirüs salgınıyla uykularımız kaçıyor. Koronavirüs salgını başladığından bu yana sadece şeker, hipertansiyon, böbrek yetmezliği, ağır kronik hastalığı olan arkadaşlarımız nisan ayı sonuna kadar idari izinli sayıldı. Bizler ise aynı tempoda çalışmaya devam ediyoruz. Raporla izin almamız askıya alındı. Sadece sınırlı sayıda bazı işçi arkadaşlarımız senelik izinlerini alarak evlerine gittiler. Bize ücretli izin verilmedi. Her gün endişe ve korku ile işe gidip geliyoruz. “Acaba oldum mu, ya aileme bulaştırırsam” korkusunu 24 saat yaşıyoruz.

“İşe gelemeyeceğiz, bu virüs tehlikeli, ücretli izin hakkımızı kullanmak istiyoruz” dediğimizde müdür ve postabaşılar tarafından azarlandık. “Hayır böyle bir hak yok. Belediye Başkanımız talimat verir çalışmayacaksınız der, biz o zaman size izin veririz” diye çıkıştılar. Şayet izne ayrılırsak da yemek ve yol paralarını keseceklerini söylediler. “Böyle şey olur mu, bu bizim hakkımız” dediğimizde ise “Boşuna uğraşmayın böyle bir hakkınız yok” dediler.

Belediyenin ana bina ve ek binalarında çalışan (yemekhane, temizlik) yüzlerce arkadaşımız da iç içe çalışıyor. Bu arkadaşlarımız da risk altındadır. Sadece ateş ölçüm cihazları ve el dezenfektanla salgının önüne geçilemez. Biz en az iki ay ücretli izin hakkımızı kullanmak istiyoruz. Çöp toplama işlerinde çok az sayıda arkadaşımızın bırakılmasını ve nöbetleşe çalışma istiyoruz. Park bahçelerde, yol bakım ve onarımda, destek ve ulaşımda çalışan arkadaşlarımız zorunlu hallerin dışında izinli sayılsın. Cenaze taşıma, park sulama, su arıza ve yol çökmelerinin onarımı için az sayıda işçi arkadaşlarımız tam korunaklı olarak çalışmasını istiyoruz.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri eskisi gibi devam ederse, bütün tedbirler uygulanmadan, çalışma saatleri düşürülmeden devam edilirse virüse yakalanmamız engellenemez. Ayrıca yemek ve yol paralarımızın tek kuruşu bile kesilmemelidir. Bunlar olmazsa sendikamızla birlikte tüm hizmetleri durdurmak için harekete geçmeliyiz. Salgının olduğu bu süreçte halkla karşı karşıya gelmeden önce bizim sağlığımız korunmalı ve güvenceye alınmalıdır. Yoksa salgınla hizmetleri veremeyecek duruma geliriz. Halk için varız. Halkın sağlığı için varız. Sağlığımız ucuz değil hayatlarımız da ucuz değil, belediye başkanları bunu bilsin.

Temizlik işçileri için önlemlerin alınmasını istiyoruz

Fotoğraf: Pixabay

Temizlik işçisi
İstanbul

Merhaba ben Avcılar Belediyesi Temizlik İşlerinde çalışan bir işçiyim. Koronavirüs salgını ülkemizde de görüldükten sonra zaten çeşitli zorluklarla iç içe çalıştığımız işimizde bugün çok daha fazla risk altındayız. Bugün yapılan ‘Evde kal’ , ‘Kendi OHAL’ini ilan et’ çağrılarının, bizim gibi yaşamını sürdürebilmek için çalışmak zorunda olan işçi ve emekçilerin hayatında bir karşılığı zaten yok.

İlerleyen süreçte iktidar, patronların değil bilim insanlarının çağrılarına kulak verip üretimi durdurma kararı alsa, halk sağlığı için zorunlu alanlar dışında üretimi durdursa bile bizim yaptığımız temizlik işi zorunlu hizmet alanlarından olduğu için yine de çalışmaya devam etmek zorundayız. Elbette bizler halk sağlığı için çalıştığımız iş kolunun öneminin farkındayız ama burada da çeşitli önlemlerin acilen alınması gerektiğini düşünüyoruz. Bizler halk sağlığı için çalışırken kendimiz bütün risklerle doğrudan karşı karşıyayız.

Belediyede bizim dışımızdaki bölümlerde yetersiz de olsa çeşitli önlemlerin alındığını söyleyebiliriz. Örneğin park bahçelerde veya fen işlerinde çalışan arkadaşlarımızın vardiyalarında değişiklik yapılarak haftada 3 gün çalışma kalanında istirahat gibi bir sisteme geçildi. Bu bir nebze de olsa şantiyedeki yoğunluğu azalttı. Ama temizlik çalışanları için her şey salgın öncesi gibi devam ediyor. Göstermelik de olsa maske ve eldivenler dağıtılmaya başlandı ama ancak üç günde bir yenilerini veriyorlar. Yani 3 gün boyunca aynı maske ve eldiveni kullanmak zorundayız. Yenilerini talep ettiğimizde idare edin denilip geçiştiriliyoruz. İş kıyafetlerimizi her gün bölgeye dağılmadan önce iş başı yaptığımız şantiyede bırakıyoruz. Ama yalnızca bir kıyafetimiz var ve ertesi gün aynı kıyafetle tekrar işe çıkıyoruz. Temizlik işçileri olarak bizler her gün kendi sağlığımızı hiçe sayarak bölgelerimizde çalışmaya devam ediyoruz. En son çeşitli belediyelerde çalışan arkadaşlarımızda virüs vakalarının çıktığını da yine Evrensel’de okumuştuk. Bu sorunlara müdahale etmek için bizim de böyle bir durumla karşılaşmamız beklenmemeli.

Bizler çok geç olmadan gerekli önlemlerin alınmasını istiyoruz. Her gün sokaklarda çöplerle iç içeyiz bize yeterli ekipman günlük olarak dağıtılmalı. Her gün işe çıkarken aynı kıyafetleri tekrar tekrar giyiyoruz. Mutlaka yedek kıyafetler verilmeli ve çalışma sürelerimiz düzenlenmeli. Diğer bölümlerde yapılan uygulama planlı bir şekilde verilen hizmeti de aksatmayacak biçimde temizlikte de uygulanabilir. Bizler ölümle burun buruna çalışmak istemiyoruz. Bizim hayatlarımızın da önemsendiğini bilmek ve gerekli önlemlerin alınmasını istiyoruz.

Yol ve yemek ücretlerimiz niye kesiliyor?

Kartal Belediyesi İşçisi

Merhabalar, hepinizin bildiği üzere 23 Mart’ta bir genelge yayımlandı ve sonrasında birimlerde bulunan personel dönüşümlü çalışacak şekilde işe gelmeye başladılar. Bu çalışma şekli birimlerdeki çalışan sayısına göre değişkenlik gösteriyor. Kartal Belediyesi de işçilerden bağımsız aldığı karar doğrultusunda, işe gelin(e)meyen günün yemek ve yol ücretlerini keseceğini bildirdi. Sanki çalışmamak işçilerin tercihleriymiş gibi, haksız bir şekilde fatura işçilere kesildi. Her seferinde işçilerin yanında olduğunu belirten bir siyasi partide olan bir belediyede genelgedeki “ucu açıklığın” işçilerin lehine değil de aleyhinde kullanılması kabul edilemez. Ayrıca önceki dönemde atılan yanlış adımların Kartal Belediyesinin çiçeği burnunda belediye başkanının döneminde de devam etmemesini öneriyoruz. Memurların sanki belediyenin asli unsurları ve sahipleriymiş gibi gösterildiği ve hiçbir şekilde olumsuz etkilenmediği yerde, biz işçilere ve taşeron işçilere yapılan bu üvey evlat muamelesini kabul etmemiz mümkün değildir. Bunun yanı sıra her türlü ekonomik darboğazda işçilere fazlalıkmış gibi davranmaktan vazgeçin. Personel alımında işçilere ihtiyaca göre personel alımını sormadığınız gibi, personel fazlalığını da sanki işçilerin keyfi bir uygulamasıymış gibi önlerine koyup onlara fatura edemezsiniz.

Son çağrımız Kılıçdaroğlu’na: Belediyeler iktidarın bir nevi prova edildiği yerlerdir. Krizin faturasını emekçilere çıkaran iktidardan bir farkınız olduğunu göstermek için şu an zamanı değil mi?

Haksızlıklara rağmen çalışmaya devam ediyoruz

Kartal Belediyesi İşçisi

Yaşadığımız şu kaos dolu günlerin ortasında bir de işverenlerin tutumları ne yazık ki biz işçileri daha fazla etkiliyor. Nisan ayında alacağımız ücretlerden (taşeron) yol, yemek ücretlerimizin kesileceği bilgisini aldık. Yapılacak kesintiler bizleri ciddi olarak etkileyecek. Normal koşullarda benzer durumda Hükümeti sosyal devletin gerekliliğini yerine getirmedi diye eleştirenler bu yapılanlara ne diyor? Kaldı ki bu zor günlerde işçi her şeye rağmen görevini yapmaya devam ediyor. Üstelik temizlik işçisi arkadaşlarımız riskle burun buruna çalışıyor. Kaldı ki 22 Mart’ta yayımlanan genelgeye göre bu yapılamaz. Belediye yönetimleri artık işçinin emeği ile var olduklarını anlamalı. Bizler yaşadığımız bu haksızlığa rağmen bile kamu hizmetinin devamı için çalışmaya devam ediyoruz.