Bir sorun olduğunda tüm umutlar Küba’da*

*Filiz Gazi’nin Küba’da yaşayan iktisatçı Cem Türk’le yaptığı röportaj

Küba’da yaşayan Cem Türk, Küba’nın sağlık sistemini şu sözlerle anlatıyor: “Küba sosyalist bir ülke. Burada hiçbir şey insan hayatından daha önemli değil. Bütün kurumlarında, çocuklara verilen eğitimlerde, Che’nin (Guevara) sağlıkçı olmasından da kaynaklı bir etkiyle insan hayatının her şeyden önce geldiği vurgulanır.” Türk, ambargo sebebiyle Küba’nın bir süredir diyaliz makineleriyle ilgili istediği alımları gerçekleştiremediğini belirtiyor: “Küba dünyaya derdini anlatmaya çalışıyor ama bunlar basında yer almıyor ama ne gariptir bir sorun olduğunda tüm umutlar Küba’da.”

Korona virüsü salgının sonuçları hemen tüm ülkelerde benzer sahnelerin yaşanmasına sebep oldu. Çin’den yayılan virüs İtalya, Almanya, İngiltere ve dünyanın pek çok ülkesinde sağlık sistemi başta olmak üzere kurulu düzenin nasıl kısa zamanda kendi üstüne yıkılabileceğini faş etti. Uzun yıllardır BM ambargosu altında yaşayan Küba her şeye rağmen farmakoloji çalışmalarına ara vermedi. Kanser tedavilerinde ise bir umut, şifa yeri olarak kabul edilmeye meyledildi. Şu sıra koronavirüs sebebiyle dara düşen dünyanın gözü Küba’da.

Küba’da yaşayan iktisatçı Cem Türk’le Küba’nın korona virüsüne karşı aldığı önlemleri, alternatif tedavi konusunda çıkan haberlerin ne kadarının doğru olduğunu, sağlık sistemlerini ve hayatın akışında nelerin değiştiğini konuştuk.

Küba, Korono virüsüyle mücadelede şu an ne durumda?

Küba Sağlık Bakanlığı verilerine göre, şu an tanı konmuş 40 pozitif vaka ve bir kısmı yabancı uyruklu 1036 karantinaya alınmış kişi var. Ne yazık ki 61 yaşında bir İtalyan vatandaşı hayatını kaybetti. Hastalığın dünyadaki gelişimine bakılırsa muhtemelen burada da bu sayılar artacaktır. Şansımız şu ki, Küba koruyucu hekimliği uzun sürelerdir kendi sağlık sisteminde içselleştirmiş bir ülke. Hastalıklar oluşmadan önlemeyi ve etkin mücadeleyi çok önemsiyorlar. Bu sebeple farmakoloji ve tıp bilimine çok ciddi maddi imkan ve insan kaynağı ayrılıyor.

Bunun dışında Küba’da insanların sağlık hizmetlerine ulaşımı çok rahat. Sağlık hizmetlerinin; etkin, yaygın ve ücretsiz olarak sunulması devletin asli görevi olarak sayılıyor. Vatandaşın sağlığıyla ilgili endişesi olduğunda bir aile hekimine ve devamında eğer gerekiyorsa tedavi için hastaneye ulaşması birçok ülkeye göre çok daha kolay.

Diğer taraftan Küba’da bir insanın devlet dediği zaman aklında çizdiği şey bizim alışık olduğumuz imgeden bambaşka. İnsanlar siyasi yönetim tercihleri doğrultusunda buradaki durumu beğenir ya da beğenmez ama Sezar’ın hakkını Sezar’a verelim. Küba bir hukuk devletidir. Herkes vatandaşlık haklarını bilir ve talep eder. Devletin kurumlarıyla anlaşmazlık yaşadığı durumlarda ombudsmana başvurarak duruma hakem bulabilir. Yani burada devlet kurumu bir şekilde nemalanılan bir yer değil. Problemleri çözebilecek, gelecek kurma çabasını sürdürebilecek iradeye sahip insanların yer aldığı bir mekanizma.

Cem Türk, Küba’da yaşıyor.

 

‘ÖRGÜTLENMEYİ BİLEN BİR TOPLUM’

Panik hali yok anladığım….

Bugün dünyada herkes korkuyor. Ben de korkuyorum, elbette Kübalılar da korkuyordur. Bu bir pandemi. Kolay durdurulamayacak, tek bir ülkenin çabasıyla çözülemeyecek bir sorun ama diğer ülkelerde yaşanan durumla Küba arasında şu an için ciddi fark var. Az sayıda vaka var ve daha örgütlü bir mücadele veriliyor burada. İşe de yarayacaktır. Örgütlü ve organize hareket etmeyi bilen bir yönetimden ve toplumdan bahsediyoruz. Mesela burası aynı zamanda fırtına kuşağında yer alıyor. Hemen her sene ülkenin doğusuna kasırga vuruyor. Koca bir kenti her sene tahliye edip tekrar yeniden yerleştirebiliyorlar. Birçok ülke bundan can kaybıyla çıkarken hasarsız atlatabiliyor Küba.

Küba sosyalist bir ülke. Dünyayı Fidel’in (Castro), Che’nin (Guevara) öngörüleriyle yorumlayan bir ülke. Küba’da hiçbir şey insan hayatından daha önemli değil. Bütün kurumlarında, çocuklara verilen eğitimlerde, Che’nin (Guevara) doktor olmasından da kaynaklı bir etkiyle insanların sağlık hizmeti almalarının bir yaşam hakkı olduğu gerçeği sürekli vurgulanır. Fidel’in bütün politikaları buna yönelikti. Hala da bu gelenek sürdürülüyor. Bürokratından, doktoruna, sokaktaki insanına ‘bunu çözün, bedeli ne olursa olsun, sağlık önemlidir’ yaklaşımı var. O yüzden salgınla başa çıkabilecek ender ülkelerden biri Küba. Onlar da farkında tüm dünyanın gözünün burada olduğunu. Bu yüzden gurur ve sorumlulukla hareket ediyorlar.

‘KÜBA DÜNYAYA DERDİNİ ANLATMAYA ÇALIŞIYOR’

Küba’da virüsten sonra hayatın akışında ne gibi değişiklikler oldu?

Küba’nın önemli gelir kaynaklarından biri olan turizm karantinalar sebebiyle bitti. Hayat Avrupa’ya oranla çok daha normal devam ediyor. Ancak elbette salgının etkileri sebebiyle burada da radikal kararlar alınmaya başlandı. 24 Mart tarihinde Küba sınırlarını kapatıyor. Bu tarihe kadar yaklaşık 60 bin yabancı turist ülkelerine tahliye edilecek ve 30 gün süresince Küba’ya dış ülkelerden yabancı vatandaş girişine izin verilmeyecek. Okullar ve bazı toplu yaşam alanlarının da kapatılmasına, bazı planlanmış kültür sanat faaliyetlerinin ertelenmesine karar verildi.

Diğer taraftan salgın hastalıklar Küba’nın uzmanlık alanı. Özellikle Afrika’da Ebola salgınında Kübalı doktorlar en ön saflarda çok büyük mücadele verdiler. On yıllardır farmakolojiye yaptıkları yatırımlar devam ediyor. İlginçtir… Ambargo sebebiyle ilaç tekeli firmalar işbirliği yapmadığı için bazı ilaçlar bu ülkede yok. Yine bazı üretici firmaların ambargo ve bloke sebebiyle yeterli imkanları sunmaması, hatta parasıyla satış yapmaması, yedek parça ve yazılım desteği sunmaması sebebiyle, modern teknolojinin sağladığı bazı tıbbi cihazlarda istenilen seviyede olunamadığı da biliniyor. Mesela Küba bir süredir diyaliz makineleriyle ilgili istediği alımları gerçekleştiremiyor, istediği bakımları yapamıyor. Böbrek rahatsızlığı olan insanlar çok ciddi sağlık problemleriyle karşı karşıya kalabilir. Bunun tek sebebi uygulanan ambargo. Küba dünyaya derdini anlatmaya çalışıyor, yardım istiyor ama bunlar basında yer almıyor ama ne gariptir bir sorun olduğunda tüm umutlar Küba’da.

‘BİRÇOK İNSAN İLACI SORUYOR’

Küba, Korona virüsüne karşı aşı ya da ilaç buldu mu?

Türkiye’de son zamanlarda böyle haberler yapılıyor. Küba aşı buldu diye… Ne yazık şu an itibariyle yeni bulunan bir aşı yok. İsmi geçen ilaç bir kere koruyucu aşı değil. 1980’lerden beri bilinen, kullanılan oldukça etkin antiviral bir ilaç. Bu ilacın daha önce SARS virüsü ve koronanun diğer türlerinin tedavisinde kullanıldığını biliyoruz. Halihazırda mevcut koronaya yani bu “COVİD 19” denen belaya karşı kullanılabilecek en etkili antivirüslerden bir tanesi olduğu düşünülüyor.

Bu ilaç eczanelerde satılan, insanların ulaşabileceği bir ilaç da değil, sadece tedavilerin gerçekleştirildiği sağlık kuruluşlarında bulunuyor ve hastalara veriliyor. Yoksa herhangi bir Küba vatandaşı ya da bir yabancı Küba’ya gelip bir eczaneden bu ilacı satın alamaz. Latin Amerika, Orta Amerika ülkeleri ve Çin başta olmak üzere birçok ülke ikili anlaşmalarla Küba’dan temin edip, kendi hastaları için etkin bir şekilde kullanıyor bu ilacı. Nikaragua, Venezuela kullanıyor mesela. Umut olması açısından insanların bazı şeyleri fazla ajite etmesi normal fakat bu işin yakında simsarları türeyecektir.

‘SAĞLIKLA İLGİLİ ÇALIŞMALAR, KÜBA EKONOMİSİ İÇİN ÖNEMLİ BİR GELİR KAYNAĞI’

Küba’nın farmakolojide ve bazı hastalıkların tedavisinde çok iyi bir noktada olduğu biliniyor. Buradan doğru yalan yanlış bilgi akışı olabilir mi?

Evet. Küba özellikle kanser araştırmalarında öne çıkan ve çözümler üretmiş bir ülke. Kanser için uygulanan kemoterapi gibi tedaviler bağışıklık sistemini düşürüyor. Bu sebeple bağışıklığı tekrar yükseltmek için birçok ilaca da çalışmışlar. Şu anda bu bilgileri, ilaçları salgına karşı kullanıyorlar.

Öte yandan ambargo ve ABD blokesi gerçekten çok ağır koşullar yaratıyor Küba’da. Sonuçta yıllardır bu haksız ambargoyu aşmaya çalışıyorlar. Bu yüzden sağlık çalışmaları burada aynı zamanda ciddi bir gelir kaynağı. Bunun yanında Küba birçok üçüncü dünya ülkesinde ücretsiz sağlık taramaları yapıyor, tedavi çözümlerini uyguluyor. Ülkenin zor durumdaki ekonomisine rağmen bundan vazgeçilmiyor. Birçok ülke, kendi yetiştiremediği doktorların eksiğini Küba devletinden sağlık hizmeti talep ederek tamamlıyor. Türkiye’de de mevcut kanser hastaları için Küba devletinin izniyle Kübalı doktorlar tarafından kurulmuş ve halen Kübalı doktorların hizmet verdiği Onkoloji merkezi var mesela.

‘DEVLETLER BAZINDA AMBORGAYA SES ÇIKARILMIYOR’

Neoliberalizm, özel sektör, sınıflar arası savaş… Küba, dünyadan ayrı bir yerde m? Romantik bir yerden tasvir ediliyor olabilir mi?

Neoliberalizmin nüvelerini burada görmek imkansız. Tarihine bakacak olursak; iki kutuplu Dünya döneminde Küba hiçbir zaman Doğu blokuna ait bir ülke olmadı. Üçüncü dünya paktındaydı. Öte yandan ekonomik olarak Sovyet’lerden sübvanse edildiği tarihi bir gerçek. Özellikle enerji alanında. Tek kutuplu dünyaya geçisin ilk yılları olan 90’lı yıllar Kübalılar için zordu. O dönemde kendi ekonomi politikalarında bazı vazgeçişler, bazı uyum kararları almak zorunda kaldılar. Yakın dönemlerde de bir çok iş kolunda serbest ticaret, serbest iş yapma gibi imkanlar da tanındı. Yine de şu an için özel girişimlerin Küba ekonomisi üzerinde bir anlam ifade ettiğini söylemek bence çok bahtsız bir tasvir olur. Küba ekonomisi hala sosyalizmi inşa etme çabasındaki istikrarlı bakış açısıyla yoluna devam ediyor ama ambargodan kaynaklanan imkansızlıklar var. Hem Birleşmiş Milletler ambargosu hem de ABD blokesinde yaşamaya çalışıyor. Yani istediği bir ürünü satın alamıyor ve satamıyor. Alsa bile o malı taşıyacak gemiyi bulamıyor. Birçok hammaddenin, mamul ürünün sokulamadığı bir ülkede, hayatı ve ekonomiyi devam ettirebilmek için bazen dönemsel bazen kalıcı kararlarla sürekli devinen ve değişen duruma uymaya çalışan bir tavır takınılması gerekebiliyor. Küba bunu ahlaki ve insani biçimde yapıyor. Dilerim böyle de devam eder.

Küba halkı adası üzerinde, 12 milyona yaklaşan nüfusuyla huzur içinde yaşamak istiyor. Kimseyle sorunları, düşmanlıkları yok. En yakın örneğini İngiliz yolcu gemisi örneğinde yaşadık. Yakın zamanda Amerika, yolcu gemilerinin Küba’yı rotalarından çıkarmasına önayak oldu. Birçok firma Küba’yı bu konuda yüz üstü bıraktı. Fakat Korona virüsüne enfekte olmuş hastaların içinde olduğu geminin yanaşabildiği tek liman yine Küba oldu. Bu gibi olaylarda Kübalılar kendileriyle gurur duyuyor ama ‘Bak biz yine yardım ettik’ diye bir kibir yok. Bugün Küba’dan ilaç isteyen, Küba’nın doktor gönderdiği ülkeler ya da yolcu gemisini yanaştırması için talepte bulunan İngiltere şu an Küba’ya teşekkür ediyor ama bakalım bundan sonra Küba’ya uygulanan ambargo sorununa nasıl bakacak.