Bir taş, bir kuyu ve biz- Beyza Üstün

Son günlerde İstanbul’da halk; yağmur, çamur, soğuk demeden Çevre Şehircilik İl Müdürlüğünün önünde kanal istemiyoruz diye hazırladığı dilekçesini verebilmek için saatlerce kuyrukta bekliyor.

Savaş tehditlerini Libya’ya kadar uzatan AKP-MHP faşist bloğunun başkanı savaş açıklamalarının hemen ardından konuyu Kanal İstanbul planlamasına getirerek bilumum tehditlerini de ekleyerek gündem oluşturmaya çalışıyor. Bu da ekliyor.

Bu proje, kendileri tarafından, 27 Nisan 2011’de ilk kez duyurulmuştu, AKP başkanı bugün daha fazla bağırıyor, sözlerine tehditler ekliyor, bir de itirazlara karşı birkaç detay vererek söz kuruyor. 1.1 milyar m3 dolgunun yapılacağı, binlerce kişiye istihdam yaratılacağı, köprülere de itiraz oldu ama yapıldı, gene yapacağız, kaynak bulunamazsa milli bütçeden yapılacağı gibi

2011 yılında bu açıklamayı yaptıkları günden bugüne Küçükçekmece Lagün Havzası’nda pek çok değişimi gerçekleştirdiler. Kuzey Ormanlarını deşen, sulak alanları yok eden Karadeniz’in kıyısını dolduran, en az 56 işçinin yaşamını yitirdiği, onlarcasını iş göremez hale sokan, emeklerinin sömürüsüne karşı gelenlerin tutuklandığı, paralarına el konarak işten atıldığı, “Kanal İstanbul ve Yenişehir Rezerv Alanı” planlamasının bir parçası olan 3. Havalimanı’nı, yapımına hiç ihtiyaç olmamasına rağmen bitirdiler örneğin.

2011 yılından beri TOKİ ve Çevre Şehircilik Bakanlığı (ÇŞB) doğal alanların üstünde her türlü yapılaşma iznini ve üst ölçek ve uygulama planları yapma yetkisini verdiler örneğin.

Kanalla ilgili ilk ÇED raporununun açıklanmasının ardından Kanal İstanbul 1/ 100.000’lik İstanbul Çevre Nazım Planı, ÇŞB tarafından revize edilip askıya çıkarılması rahatlığı da bu kurumsal dönüşümlerin tamamlanmasının sonucu.

Şimdilik 25 Ocak 2020’ye kadar ÇŞB; bu saçma projenin 2 Ocak’ta itiraz süresi biten ilk ÇED raporunu incelemeye alamaz ve onaylayamaz. Planı onanmayan hiçbir değişiklik yasal olarak geçerli değil bu 20 günlük sürede. AKP genel başkanı, ÇŞB imar planlarını onayladı diye sözü haykırarak kurmasının nedeni de bu yasal boşluk.

Kolay değil var olma çabası, siyaseten çıkış yolu bulamamak, halkların yararına siyaset yapamamak, sağa sola saldır, itiraz edeni tutukla, tehdit et, savaş çıkar yetmiyor olsa gerek ekonomik kriz bunların örtüsünün altından kendini açıkça gösteriyor ki, ses ve tehditlerin şiddeti artıyor, istim geriden gelsin şeklinde “Kanal İstanbul ve yeni şehir yapılanmasını” ite kaka hayata geçirmeye çalışıyorlar. AKP siyaseten tıkanıklığını gidermeye, var olmaya Kanal İstanbul ile 2. İstanbul’u yaratmaya çalışarak siyasette tutunmaya çalışıyor.

“Kanal İstanbul ve Rezerv Yapı Alanları Projesi” kapsamında tasarlanan kanal; yaklaşık 45 km uzunluğunda, Küçükçekmece Lagün Havzası’nda Sazlıdere-Durusu güzergâhında; İstanbul ili Küçükçekmece ilçesi, lagün/deniz ara kesitinden başlayıp, Altınşehir ve Şahintepe mahalleleri arasından Küçükçekmece Lagünü Sazlıdere boyunca geçirilerek, Sazlıdere Barajı üzerinden Sazlıbosna ve Dursunköy mahallelerinin yakınından Arnavutköy’ün batısına varmakta, Baklalı, Terkos ve Durusu mahallelerinin arasından Karadeniz’e çıkması planlanan kanal projesinde; Terkos havzası da dahil 3. Havalimanı ve köprü bağlantı yollarından geriye kalan orman alanları, lagün havzasındaki mahalleler, bir bütün bölge yapı rezerv alanı olarak yeniden yapılaşıyor. Pekçok eve ve tarlaya acele kamulaştırma ile el konacak, halka kredi ile ödeyecekleri TOKİ konutlarında ev sunacaklar. Küçükçekmece Lagün Havzası’nda kültür varlıkları, ekosistem ile bir bütün yaşam alanı, sermaye birikim alanı inşaat şirketlerine açılıyor.

Bizler ise bu topraklarda özgür yaşamdan yana olanlar; dünyada ve Türkiye’de de ender lagünlerden biri olan Küçükçekmece Lagünü’nü, havzasını, Karadeniz’i, Marmara Denizi’ni, Trakya’nın yer altı ve yer üstü tüm sulak alanlarını, tarım alanlarını, balığı, kuşu, börtü böceği, kentin belleğini İstanbul’u, Trakya’yı birlikte korumaya kararlıyız. Haykırmalar bizim tarafta karşılık bulmuyor