Birleşik İşçi Kurultayı: “Türk iş ve devlet sendikacılığın sefaleti”

Türk İş ve çalışma bakanlığı arasında gerçekleşen Toplu İş Sözleşmesi (TİS)  görüşmelerinde Türk İş başkanın basının önünde “Uzasa işi karıştıracağız. En azından kapattım böyle” sözleri büyük tepkilere neden olmuştu. Birleşik İşçi Kurultayı’da konuya ilişkin bir açıklama yayınladı.

Öncü işçiler, onurlu sendikacılar ve bir bütün işçi sınıfı olarak sendikalarımızı geri almalıyız. Alacağız!

Derler ki gerçekler inatçıdır. Bir yolunu bulur ve açığa çıkar. Bizce de öyledir, gerçekler inatçıdır. Bundan dolayı acı da olsa gerçekleri söylemek hem görevimiz hem de yolumuzu görmek için ihtiyacımızdır.

Türk-İş’in 170 bin dolayında kamu işçisini masada satması ve Türk-İş Başkanı Ergün Atalay’ın Çalışma Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’a mikrofonu kapalı sanarak söylediği “Uzasa işi karıştıracağız. En azından kapattım böyle” sözleri büyük tepkilere neden oldu.

Yapılan ‘kaza’ konuşması, biz işçiler için durumun vahametini de tekrar gözler önüne serdi. Aslında dervişin zikri fikrine uygundu. Sarfedilen sözler, devlet ve sermayenin kucağında sendikacılık yapan, en kritik anlarda devreye girerek işçinin mücadele azmini boşa çıkaran, gerektiğinde zor-şiddet yoluyla direnen güçleri tasfiye eden Türk-İş’in mafyatik sendikacılığının özeti idi.

Ardından, kendisine yönelen yoğun tepkilere kızgınlıkla yanıt veren Atalay, “biz işçilere ihanet etmedik, bizi tanıyan geçmişimizi bilenler tanır” dedi.

Evet, işçiler olarak kendilerini iyi tanıyoruz. Gelmişinden de geçmişinden de tanırız.

Özelleştirmelerin kazasız belasız gerçekleştirilmesinde oynadıkları kilit rolden tanırız. Tekel işçilerinin direnişini bitirmek için nasıl çırpındıklarından biliriz. Metal fırtına direnişini, devlet ve metal patronları ile birlikte bastırmak için gösterdikleri gayretin, Reno işçilerinin yerlerde sürüklenerek gözaltına alınmalarının, işten atılmalarının tanığıyız.

İşçi sınıfının sırtına kene gibi yapışan bu asalakları Taksim 1 Mayıs’larındaki tutumlarından biliriz. Soma’da 301 işçi göz göre göre katledilirken alay edercesine 1 saatlik iş bırakma numarasından biliriz. Her ay 150 dolayında işçi iş cinayetlerinde katledilirken kıllarını kıpırdatmamalarından biliriz.

Esasında haklıdır Atalay! İşçilere ihanet etmemişlerdir. Zira, hiçbir zaman işçilerin çıkarlarından yana olmayanların işçilere ihanet etmesi de akla uygun değildir.

Biz işçiler için meselenin esası bu gerçeği görmektir. Bir yanı bu gerçeği görmek ise diğer yanı bu gerçekten güç olarak değiştirme cesaretidir.

Bu görev ise öncelikle Türk-İş’teki öncü işçilerin, samimi, mücadeleci sendikacıların sorumluluğudur. Elbette bütün olarak da, işçi sınıfı olarak bizim görevimizdir. Sendikalarımızı bu asalaklardan temizlemek ve gerekirse Türk-İş’i lağvetmeye girişmek, işçi sınıfının birliğini sağlamak acil görevimizdir.

Elbette zordur ama bunları yapabilmenin olanakları giderek artmaktadır.

Burjuvazi; sömürü-yağma- rant- savaş ekonomisinin derinleştirdiği krizin tüm faturasını işçi sınıfına kesmektedir. Toplu sözleşmelerde dayattıkları kırıntıdır. Kıdem tazminat hakkının gaspı kapıdadır. Devletin, sermaye sınıfının kapıkulu halindeki sendikacılardan medet umulamayacağı da ortadadır.

İşçi sınıfı kendisine dayatılan bu esaretten kurtulmak için örgütlenmek, ortak bir mücadele hattı üzerinden birleşerek sahneye çıkmak zorundadır.

Sendikalarımızı geri almalıyız! Bunun için fabrikalarda, işyerlerinde söz-yetki-kararın işçilerde olduğu işyeri birlikleri kurulmalıdır. Mücadeleci sendikalar bu işe gönüllü olan herkese kapılarını açmalıdır. Krizin faturasını ödemek istemiyorsak, kölece koşullara mahkûm olmak istemiyorsak, sendikalarımızı da geri almayı esas alan bir mücadele hattımız olmalıdır. İşçi sınıfı olarak birlikte ve amacımıza uygun yol yöntemler ile bu savaşımı geliştirmeliyiz.

Biz, Birleşik İşçi Kurultayı (BİK) olarak; mücadeleyi yükseltmek, işçi sınıfının örgütlülüğünü büyütmek için samimi olan tüm işçi arkadaşlarımız, tüm sendikalar, kurum ve kuruluşlar ile bu süreci yürütmek isteriz.

İşçi sınıfı birlikte güçlüdür. Sırtımıza yapışmış asalakları mutlaka ama mutlaka temizleyeceğiz. İşçi sınıfına ihanetin herkes için bir bedeli olmalıdır!

Birleşik İşçi Kurultayı/16 Ağustos 2019