“Bu aşk burada biter” – Yusuf Alp

“Yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler”

Muharrem İnce’den bahsedeceğim. Yalovalı mert delikanlı, fizik öğretmeni, CHP’nin 16 yıllık milletvekili, şair, halkın yeni sevgilisi.
Beraber vakit geçirdiği ilkyaz günlerinde aslında birkaç küçük şey dışında, hiçbir şey anlatmamıştı. Ama derler ya bazısında şeytan tüyü vardır. Muharrem İnce de işte o şeytan tüyü sayesinde halkın sevgisini kazandı.

Neydi o şeytan tüyü?

Muharrem İnce’nin şahsına mündemiç değildi. Halkın Saray Rejimi’ne ve özelde Erdoğan’a olan öfkesi, 7 Haziran’da halkın iradesine darbe yapılması, 16 Nisan’da herkesin gözü önünden milyonlarca oyun çalınması.
Seçimden uzaklaşan, sistemden kopmakta olan kitleler İnce hamlesiyle ikna edilmeye çalışıldı.

Başka biri gelmişti. 16 Nisan’da insanları evine çağıran Kılıçdaroğlu’nu eleştiriyor, CHP yöneticilerine kızıyor, ben çaldırmayacağım, sandığın başında duracağım diyordu.

Evet Muharrem İnce “barışacağız” diyordu; ama nasıl barışacağını kimseye tam anlamıyla anlatmıyordu.
Evet Muharrem İnce “ birleşeceğiz” diyordu; ama kiminle birleşeceğini anlatmadı.
Evet Muharrem İnce “bölüşeceğiz” diyordu; ama acaba nasıl bölüşecekti?

Muharrem İnce, Tayyip Erdoğan’a verdikçe veriştiriyor, verdikçe veriştiriyordu.

Bütün bunlara rağmen halklar; emin olamasa da, İnce kesin iyi bir yönetim oluşturur, diye düşünmese de, bu adam kavga eder, oylarımızı çaldırmaz dedi, kattı önüne İnce’yi ve önümüzde “yürü” dedi.

Türkiye tarihinde eşi benzeri az görülmüş bir seferberlik örneği yarattı insanlarımız. İnce mitinglerine milyonlarca insan katıldı. Bu insanlar HDP’nin baraj üstü kalması ve İnce’nin iyi bir sonuçla ikinci tura kalması uğruna özel planlamalar yaptı, standlarda durdu, evleri dolaştı sofrasından eksiltip kampanyalara bağışladı. Belki örgütsüz olması nedeniyle yapabileceklerine dair oluşan sınırı zorladı.

Muharrem, kötü sevgiliymiş, YSK önünde buluşacaktı halkla ama ne? Halk bir televizyonda nur yüzünü göremedi, telefonla arasa sesini duyardı ama o da yok. Bir mesaj attı ve en önemli günlerden birinde halkın yanında durmadı. Darda, bir başına bıraktı.

Şimdi onu eleştirenlere küfrediyor. Baştan zalimin planına ortak olduğunu yakıştıramayıp, kaçırıldığını, tehdit edildiğini düşünenlere terkettiği sevgilisine, hakaret edercesine, ahlâksızca… Beni böyle destekleyen olmaz olsunmuş. Ama hâlâ yanıbaşında durmak istiyor halkın. Siz beni seçin devam edelim. Ama darda, yalnız bıraktığı için özür bile dilemiyor.

Böyle bir ilişki olmaz olsun sayın İnce. İnsanlar seni değil yanındakileri, omuz başındakileri sevdi. İnsanlar “öfkemi kusar, zulüm ile abad olmaya çalışanları ezerim” fikrini sevdi. İnsanlar sömürüye karşı mücadeleyi, emek ve özgürlük mücadelesini büyütebilme, direnişi geliştirebilme, Saray’dan kurtulma fikrini sevdi. Sen altını doldurmasan da savaşı bitirebiliriz, diye düşündü.

Ve insanlar bu mücadeleyi birleşip sürdürdüklerinde senin gibilere ihtiyaçları olmadığını görecekler.

Aşk bitti, çekip gitmelisin.

“Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider”