Çevre Mühendisleri Odası: İçme ve atık sulardan virüs bulaşabilir mi?

Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Su ve Atıksu Komisyonu adına açıklama yapan Çevre Mühendisi Hülya Yıldız, Hollanda ‘da kanalizasyon atık sularında Covid-19 virüsünün tespit edilmesinden sonra Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Su ve Atıksu Komisyonu olarak virüsün su ve atıksuda bulunması hususunda araştırma yapılıp bir rapor hazırlanmasının kararlaştırıldığını söyledi. 

Raporun hazırlanma sürecinden bahseden Yıldız, ”Covid-19 yeni bir virüs olduğu için Türkiye ‘de bu konuda bir yayına rastlanamadığından; yurtdışındaki çevre ile kuruluşlarının internet siteleri ve yayınları ile ve SARS ve MERS virüsleri ile ilgili yapılan yayınlar gözden geçirilmiştir” dedi.

Hülya Yıldız şunları söyledi:

”Ülkemiz de merkezi su arıtma sistemlerinde dezenfeksiyon işlemleri düzgün yapılmakla birlikte özellikle içme suyu şebekelerinde ve konut girişlerinde kontroller mutlaka artırılmalıdır. Kaynaktan su temininin zorunlu olduğu yerlerde uygun dezenfeksiyon yöntemi uygulandıktan sonra su kullanımı yapılmalıdır.

SARS ve MERS virüsleri ile ilgili yapılan yayınların incelendiğinde koronovirüslerin su sıcaklığına bağlı olarak kanalizasyon suyunda 2-14 gün arasında varlığını sürdürmesine rağmen fekal-oral yoldan bulaşmasının düşük olduğu, aktif  çamur prosesi kullanılan biyolojik atıksu arıtma tesisinden çıkan arıtılmış atıksularda koronovirüs olmadığı görülmüştür. Sadece ön arıtma işlemi yapılan atıksular veya direk alıcı ortama verilen atıksular dezenfekte edildikten sonra alıcı ortama verilmelidir. Hastane atıksuları ise mutlaka dezenfekte edildikten sonra kanalizasyona verilmelidir. 

Ayrıca arıtma işleminden geçmiş yada geçmemiş atıksuların hiçbiri bu dönemde sulama amaçlı kullanılmamalıdır.

Covid-19 ile ilgili çalışmalar yeni başlamış olup halk sağlığı açısından salgının kontrolü için SARS ve MERS virüsleri ile ilgili yapılan çalışmalar göz önüne alınarak önlemler alınmakla beraber Covid-19 ‘un ile ilgili; Su ve Atıksu yönetimleri, Üniversiteler, TMMOB, Tabipler Odası ve diğer paydaşların bu konudaki görüşlerini dikkate alarak gerekli çalışmaları yapacak araştırma komisyonları kurulmalıdır. ”

Çevre Mühenidsilei Odası İstanbul Şubesi rapor hazırladı

Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şubesi tarafından, Covid-19 salgınını su ve atıksular açısından değerlendiren bir rapor hazırlandı. Raporda, koronavirüsün atıksularda, canlılığını birkaç saatten birkaç güne kadar sürdürebildiğine dikkat çekilerek şu ifadeler kullanıldı:

“Atıksularda; koronavirüs, sıcaklığa ve katı madde miktarına bağlı olarak canlılığını birkaç saatten birkaç güne kadar sürdürebildiği tespit edilmiştir. Çin’de SARS hastalarının tedavi edildiği iki hastane atıksuların da yapılan incelemelerde, koronavirüsün ham atıksuda 20 derecede 2 gün, 4 derecede ise 14 gün varlığını koruduğu belirlenmiştir.”

Raporda Hollanda Ulusal Halk Sağlığı ve Çevre Enstitüsü araştırmasına da atıf yapılarak ülkede Covid-19 vakalarının görülmesinden sonra incelenen atıksularda Covid-19 tespit edildiğine dikkat çekildi.

Deniz canlılarına dikkat

Raporda yer alan bilgilere göre, İstanbul’da kentsel atıksuların yüzde 68’i sadece ön arıtmadan geçirilerek boğaza bırakılıyor. Bazı atıksular peyzaj bitkilerinin sulamasında kullanılırken bazı kentlerde ise kanalizasyon suları sulama amaçlı kullanılıyor.

Koronavirüsün deniz canlıları ve sulama için kullanılan fıskiyeler aracılığıyla yayılmasının mümkün olduğu belirtilen raporda şu noktalara vurgu yapılıyor:

  • Kentin denize kıyı semtlerinde bazı noktalarda (restaurant, konut vb.) kaçak deşarjlar nedeni ile özellikle düşük sıcaklık koşullarında aktif koronavirüsün özellikle midyeler ve diğer deniz canlılar tarafından taşınması mümkün olacaktır. Bu konuda atıksu yönetimlerinin; kanalizasyon sistemlerinde ve deniz alıcı ortamında dikkatli bir izleme yapması gerekmektedir.
  • İstanbul’da atıksu arıtma tesisi çıkış sularının az da olsa bir kısmı, peyzaj amaçlı bitkilerin sulanmasında kullanılmaktadır. Anadolu’da ise bazı yerleşim yerlerinde, kanalizasyondan doğrudan alınan atıksular sulama amaçlı kullanılmaktadır. Bu durum virüslerin insana taşınmasında önemli risk oluşturmaktadır. Özellikle sulama işleminin fıskiyeler ile yapılması nedeni ile sulama suyunda bulunan virüsler kolaylıkla ortama yayılabilecektir. Bu durum halk sağlığı için tehlike oluşturmakta olup, bu işlemler; su ve atıksu yönetimlerince engellenmelidir.

Arızalı tuvaletler tehlikeli

Koronavirüsün atıksulardan alınan numunelerde doğru ölçümün oldukça zor olup, bu konuda çok az aras¸tırma yapıldığı belirtien raporda şunlar söylendi:

“Ancak, koronavirüsün özellikle insan dışkısı ile kanalizasyon sistemine karıştıgˆı bilinmektedir. Yapılan araştırmalar virüsün yaklaşık dört hafta insan dışkısında canlılıgˆını sürdürebildigˆini göstermis¸tir. Hatta iyileşen hastaların bile bir süre sonra dışkılarında yeniden korona virüsü tespit edilmiştir. Bu durumun virüsün insan bagˆırsak sisteminde tekrar çogˆalmasından kaynaklanabilecegˆi tahmin edilmektedir.”

ÇMO, arızalı tuvaletlerle ilgili alınması gereken önlemleri ise şöyle sıraladı:

  • Merkezi su arıtma sistemleri ve şebekelerin dezenfeksiyonu ile ilgili kontroller daha fazla yapılmalı.
  • Konut girişlerinden alınan su numunelerinde kontroller sürekli yapılarak şebekede meydana gelebilecek mikrobiyolojik kirlenme izlenmeli, bu doğrultuda gerekli tedbirler alınmalı.
  • Merkezi Su Arıtma sisteminin bulunmadığı yerleşim alanlarında; kaynaktan temin edilen sular mutlaka dezenfekte edilerek kullanılmalı.
  • Banyo ve tuvaletler gibi ortak havalandırma boşluğu kullanılan yerlerde havalandırmanın sadece dışarı yönlü gerçekleştiği kontrol edilmeli. Dışarıya doğru akım oluşmuyorsa değiştirilmeli veya gerekli olmadıkça kapalı tutulmalı.
  • Banyo ve tuvaletler; çamaşır suyu gibi kimyasallarla düzenli olarak dezenfekte edilmeli, sifon çekilmeden önce klozet kapağı kapalı tutulmalı.
  • Atıksu borularında kaçak, çatlak, vb. tespit edilerek onarılmalı, kanalizasyon sistemi dışına yayılması engellenmeli.

Hong-Kong Örneği

Çevre Mühendisleri Odası raporu hazırlarken, bu konuda Türkiye’de yapılmış bir çalışma olmadığı için dünyanın önde gelen sağlık kuruluşlarının yaptığı bilimsel çalışmaları referans aldı.

Raporda yer alan örneğe göre 2003 yılında Hong Kong’da 50 katlı bir binada SARS virüsünün başka dairelere taşınmasıyla 342 kişi enfekte oldu ve 42 kişi hayatını kaybetti. Bu duruma banyolarda suyu boşalmış sifonlar ve doğru projelendirilmemiş havalandırma sistemlerinin neden olduğu tespit edildi. Raporda, COVID-19 virüsü için de; apartmanlarda arızalı tuvaletlerden yayılması olası riskler olarak değerlendirilmesi gerektiği söylendi.