Demokrasi İçin Birlik (DİB), Ekrem İmamoğlu ile görüştü: Yerel yönetimler ve örgütlü toplum, güven vermeyen sisteme alternatif olmalı

Demokrasi için Birlik (DiB) Koordinasyonu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’yla bir görüşme gerçekleştirdi.

Covid-19 salgını sürecine ilişkin görüşlerin paylaşıldığı ve birlikte çözüm yollarının konuşulduğu toplantıda, DİB, belediyelerin karar süreçlerine halkı katmasının önemini vurguladı.

Salgın sonrası ekonomik sorunların katlanarak artacağı 2021 yılını işaret ederek, büyük değişikliklerin yaşanacağını belirten İmamoğlu da, yeni bir düzen için şimdiden adım atmanın gerekliliğinden söz etti. Belediyenin salgınla mücadele ve çeşitli toplum örgütleriyle birlikte gerçekleştirdiği faaliyetler hakkında bilgi verdi.  Toplantı, kalıcı ve sürekli bir görüş-bilgi alışverişinin sağlanması kararıyla sonuçlandı.

Yerel yönetimler ve örgütlü toplum, güven vermeyen sisteme alternatif olmalı

DİB Koordinasyonunu temsilen, Ayşe Erdem, Ayşegül Devecioğlu, Esen Arslandoğan, Hakan Dilmeç, Levent Tüzel ve Nesteren Davutoğlu’nun paylaştığı görüşler, özetle şöyle:

  • Siyasi iktidar tarafından etkisizleştirilmeye ve yetkileri sınırlandırılmaya çalışılan yerel yönetimler, her gün onlarca can alan Covid-19 salgınıyla mücadelede, birincil ve hayati öneme sahip.
  • Son iki günlük sokağa çıkma yasağının da ayrıca gösterdiği gibi iktidar, salgının ortaya çıkardığı toplumsal ve ekonomik krizi yönetemiyor.
  • Salgınla mücadelede, hayati önlemler alınmıyor, süreç şeffaflıktan uzak bir şekilde işliyor, üstelik kriz fırsata çevrilerek kentler, doğal alanlar yağmalanıyor.
  • Evde kalamayanların ihtiyaçları karşılanarak toplu karantina sağlanması gerekirken, milyonlarca insan kendilerini ve ailelerini riske atarak her gün işe gitmek zorunda kalıyor. Sığınmacılardan, kağıt toplayıcılara, işsizlerden, ev içi erkek şiddetine maruz kalan kadınlara, toplumun bir çok kesimi salgını kendi başlarına göğüslemek üzere yalnız bırakılmış durumda.
  • Toplumun salgından korunmak için kendi örgütlenmesini sağlayabileceği, doğru ve güvenilir bilgi alabileceği,  yoksul kesimlerle, işlerini kaybedenlerle dayanışmanın koordine edileceği, alternatif bir merkeze ihtiyaç var. Gücünü halktan alan  yerel yönetimler, örgütlü toplumla birlikte güven vermeyen ve tökezleyen sisteme alternatif haline gelmeli.Bunun yolu ise;
  • Yerel karar alıcıların karar süreçlerine toplumu dahil etmesinden, en ufak birimlere kadar dokunabilmekten ve örgütlenebilmekten geçiyor.
  • Sendikalar, barolar, meslek örgütleri, sağlık örgütleri yerel dernekler ve demokratik kitle dayanışma ağlarının, kararlara da katılabileceği kalıcı mekanizmaların hızla inşa edilmesi ve etkili bir şekilde çalışır hale getirilmesi elzem.
  • Bu mekanizmaların sadece salgın sürecinde değil, salgından sonra da karşılaşacağımız yoksulluk, gıda krizi, işsizlik gibi sorunların çözümünde ve toplumsal dayanışmanın sürdürülmesinde işlevsel olacağı açık.
  • Topluma güven verecek bu ortaklaşma, zaman zaman yapılacak toplu basın açıklamalarıyla görünür hale de getirilmeli.
  • Belediyeler ile toplumun örgütlü kesimlerinin, korona günlerinde yaratacağı birlikte davranma ve karar alma modelleri, demokrasi mücadelesi için hayati önem taşıyor.