‘Devlet aklı birleşip Dersim’de kadınlara savaş açtı’

Kentte erkek devlet aklının birleşip kadınlara savaş açtığını belirten Dersim Kadın Platformu üyesi Nadide Yallı, topyekün ortaklaşmaları gerektiği, aksi halde Dersim diye bir şeyin kalmayacağını söyledi. 

Vali Tuncay Sonel’in “Huzur kenti” olarak tanıttığı Dersim, yaklaşık 1 aydır, çocuk ve kadınlara yönelik taciz ve tecavüz vakaları ile Munzur Üniversitesi öğrencisi kayıp Gülistan Doku’nun bulunamamasıyla gündemde. 14 yıldır kadınlara yönelik şiddete karşı mücadele eden Dersim Kadın Platformu üyesi Nadide Yallı, kentte yaşananları Mezopotamya Ajansı’na  değerlendirdi.

‘Gülistan’ın olayı meslek hayatımda ilktir’ 

5 Ocak’tan bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin konuşan Yallı, Gülistan Doku’ya ne olduğuna dair sağlıklı bir fikir yürütemediğini belirterek, “İntihar mı etti? Buna zorlandı mı? Çünkü somut hiçbir bilgi yok elimizde. Sadece elimizdeki tek deliler erkek arkadaşı ile yaşadığı sorunlar. Gulistan’ın hala bulunamıyor olmasını da anlamıyorum. Daha çok intihar ettiği üzerine gidiliyor. Ama ben intihar ettiğini düşünmüyorum. Çünkü bu alanda sayısız çalışmalarım oldu. İntihar eden bir insan mutlaka kırgın ya da kavga ettiği kişiye bir not bırakır. Buna dair de bir şey yok elimizde. Diyelim ki intihar etti. Üstündeki eşyalardan hiç birine neden ulaşılmadı. Gülistan Doku ile ne yapılmaya çalışılıyor anlamış değilim. Gülistan’a dair tüm sorular cevapsız kalıyor. Meslek hayatımda ilk defe böyle bir olayla karşılaşıyorum. Yani bu gibi vakalar 24 saat içerisinde çözülür. En azında bir ize ulaşılır. Gülistan’ın bulunamaması çok ilginç” ifadelerinde bulundu.

‘Anlatıldığı gibi özgür değiliz’

Yallı, 2006’da kadın çalışmalarına başladığı memleketi Dersim’de kadınlarla bire bir yaptığı görüşmelerde ciddi travmalar yaşadığını anımsatarak, “Çünkü Dersim’de de kadınlar şiddet görüyordu. Günde en az 5 kadının başvurusunu alıyordum. Evet belki fiziki şiddet çok yaygın değildi ama psikolojik, ekonomik, hukuki gibi birçok şiddet türlerinden başvurular mevcuttu. Ben de herkes gibi Dersim’e bunu konduramadığımdan kaynaklı bir travma yaşadım. Çünkü Dersim hepimizin gözünde okuma oranının en yüksek olduğu il ve kadınların özgürce gezebildiği, sözünü söyleyebildiği bir şehirdi. Bunu sorguladıkça kendim de dahil pek özgür olmadığımı gördüm. Yani Dersim dışarıdan anlatıldığı gibi kadının özgür olduğu bir şehir değil. Gerçekten de özgür değiliz. Evet okuma oranın yüksek olduğu bir şehir. Bu da kadınların çok özgür olduğu anlamına gelmez” dedi.

‘Özgürlük kafamızın içindedir’

Yallı, kentte “kadın özgürlüğü”ne dair yürüttüğü çalışmalarda bir yaşlı teyzenin kendisine sarf ettiği sözlere dikkat çekerek, “Yaşlı teyze kızım özgürlük kafamızın içindedir. Özgürlük bedenin nereye gitmek istiyorsa oraya gidebilmektir.Özgürlük benim dağlarım ve köylerimdir. Ben orada istediğim yere gidebiliyordum. Kimse yasak koymazdı. Şimdi ben özgür değilim. Dört duvar arasına hapsettiler beni. Nerede benim özgürlüğüm?’  diye sormuştu. Aslında bu da bizim durumumuzu ve özgürlük anlayışımızı çok iyi özetliyor” diye konuştu.

‘Kadınlar için şiddetin ismi değişir’

Cinsiyetçi sistemin dünyanın her yerinde olduğu gibi Dersim’de de yaşam bulduğunu söyleyen Yallı, “Nereye giderseniz gidin bir kere kadın kimliğinizden kaynaklı sistem ‘yerinizi ve haddinizi bilin’ diyor. Biz de bunu kabul ederek hareket ediyoruz. Sınırlarımız belli zaten. Bu sınırları aşmadığımız için sorun olmuyor zaten. Dersim’de tek farkımız okuyor olmamız. Başkada bir şey yok. Dünyanın her yerinde kadın kimliğinden dolayı sorun yaşayan tüm kadınlar gibiyiz. Şiddetin ismi değişiyor. Fark eden bir şey olmuyor. Şiddet şiddettir” diye konuştu.

‘Dersim’de kadınlara savaş açıldı’

Kentte kadın ve çocuklara yönelik artan taciz ve tecavüz olaylarına da dikkat çeken Yallı, “Bunun özelikle son yıllarda şiddetli bir şekilde süren savaştan kaynaklandığını söyleyebilirim. Savaşın kendisi bir kere cinsiyetçidir. Savaş, erkeklerin kendi düşüncelerini hayata geçiren bir sistemdir. Bunun mağdurları da çocuk ve kadınlar oluyor. Dersim’de yürütülen bir savaştır. Özelikle kadınlara açılan bir savaştır. Artan taciz, tecavüz ve kayıp olayları korkunçtur. Yaşananlara uygun bir cümle bulamıyorum. Herkes çok kaygılı ve tedirginiz. Çünkü ben bir kız çocuğu annesiyim. Biz birlikte olmayı başaramadığımız için bu tür saldırılara maruz kalıyoruz” dedi.

‘Osmanlı’dan bu yana yürütülüyor’

1938 Dersim katliamını anımsatan Yallı, katliamın travması bir yandan sürerken, bugün kentte her türlü politikanın uygulandığını kaydetti. Yallı, “Biz de bu politikalara karşı çıkmıyoruz.  Devlet Dersim’de itaat eden bir toplum istiyor. Bu bir devlet politikasıdır. Aslında yaşananlar yeni değil, Osmanlı döneminden bu yana süren bir politikadır. Bir şehir düşünün her dönem içindeki toplumla birlikte yok edilmek isteniyor. Tarihte yok etmek istedikleri, katliamlarda mevcuttur. Buna rağmen başaramıyorlar. Bunların bir başka versiyonu da şimdi yaşanıyor” diye konuştu.

‘Toplum olarak yaşananlardan sorumluyuz’

Yallı, kentte yaşanan kirli politikaların büyük bir bölümüne karşı kentteki sessizlik olduğuna dikkat çekerek, “Bir Dersimli olarak maalesef itiraf ediyorum. Bu kadar korkunç olayların yaşanmasına sesiz kalmamız, üzerini örtmeye çalışmamız, ilerde tekrar tekrar yaşanmasına ve büyük patlaklara neden olmasına vesile olacaktır. Burada sadece devlet politikası deyip geçemeyiz. Toplum tarafından desteklenen bir yapı var. Yaşananlar karşısında Dersim’deki tüm kurumlar, siyasetçiler başta olmak üzere toplum olarak yetersiz kaldık” dedi.

‘Tecavüze karşı bir şey yapamıyoruz’

Bir kadının 3 uzman çavuşun tecavüzüne maruz kalmasını hatırlatan Yallı, şunları söyledi: “Örneğin 3 uzman çavuşun bir kadını tecavüz ettiğini sağır sultan duydu. Dersim çalkalanıyor. Buna karşı bir şey yapmıyoruz. Üstü kapatılmaya çalışılıyor. Ne yazık ki bu kentte kimse bir şey yapmıyor. Bunu iddia olarak gündeme taşıyan gazeteciler hedef alınıyor. Dersim halkı olarak bu iddiaları gündeme taşıyanlara da sahip çıkmıyoruz.”

‘Ahlaki değerlerimiz üzerinden yok ediliyoruz’

Yaşananları “çok korkunç” olarak değerlendiren Yallı, “Kadınlar olarak bizim artık yaşananlara dur dememiz gerekiyor. O kadar çok yozlaştırıldık ki, kendi özümüzden uzaklaştırıldık. Biz buna izin verdiğimiz için bugün bunlar yaşanıyor. 10 yıl önce sokaklarımızda rahatça gezerken, şimdi dışarı çıkmaktan korkar olduk. Tam da bu noktada topyekün birleşmek ve ortaklaşmak gerekir. Aksi halde Dersim diye bir şey kalmayacak. Yok olur biteriz. Bir toplumun en değerli şeyi ahlaki değerlerdir. Ahlaki değerlerimiz üzerinde yok edilmek isteniliyoruz. Bir toplumu çökertmenin yegane yolu ahlaki değerlerinden geçer. Bütün kirli savaşlar kadın bedeni üzerinden yürütülür. Dersim’de yapılan budur. Bizi bugüne kadar getiren değerlere sahip çıkmalıyız” dedi.

M.A / Ayşe Sürme – Semra Turan