DTK Sağlık Meclisi: Sağlıksızlığın Temel Kaynağı Kapitalizm

 DTK Sağlık Meclisi’nin yayınladığı bildiride, koronavirüsün kapitalizmin sonucu olduğu vurgusu yapılarak, sağlıklı olabilmenin yolunun demokratik ve ekolojik bir yaşamın inşasından geçtiği kaydedildi.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Sağlık Meclisi koronavirüse ilişkin bildiri yayınladı. Salgına dikkat çekilen bildiride, koronavirüsün doğal olarak kabul etmenin kapitalist sisteme fayda saylayacağı ve mutasyona uğrayan virüsün salgına yol açmasının insan eylemine bağlı olduğu vurgulandı.

”DOĞALMIŞ GİBİ KABUL ETMEK!”

DTK Sağlık Meclisi yayınladığı bildiride, insanlık tarihi boyunca salgınların ve doğa olaylarının evrenin var olmasından bugüne devam ettiği belirtilerek, “Ancak bugünkü salgın ne bir doğa olayıdır ne de ‘doğal’dır. Dolayısıyla bugün yaşanan afetleri, salgınları ‘doğal’mış gibi kabul etmek tam da kapitalist sistemin ekmeğine yağ sürmektir.  Virüsler her daim vardılar ve sürekli değişiyorlar ancak bir mutasyonun bir salgına, ölümcül bir hastalığa yol açıp açmayacağı tamamen insan eylemine bağlıdır” denildi. Kapitalizmin doğa ve insan yaşamı üzerine yarattığı tahribatların sonucu olarak koronavirüsün ölümcül bir mikroorganizmaya dönüştüğü altı çizilen bildiride, yaban hayvanlarının insan ile yakın ve tekrarlanan temasların artmasına ve mikroorganizmaların doğal olmayan bir şekilde insan bedenine geçerek hastalık yapan, ölümcül bir mikroorganizmaya dönüşmesine yol açtığına işaret edildi.

”TEDBİRLER GEÇ ALINDI”

Gelişmiş bilime ve tekniğe rağmen salgının kısa sürede milyonlarca insana bulaşmasına, yüz binlerce insanın ölümüne sebep olduğuna dikkat çekilen bildiride, salgının yarattığı krizin düzeleceğine dair de herhangi bir emarenin bulunmadığı belirtildi. Bildiride, salgının ortaya çıkış nedenleri, yayılma biçimi ve hızı, etki ettiği yaşam biçimleri nedeniyle tıbbi bir durumun ötesinde toplumsal, ekonomik, ekolojik ve siyasal bir sorun olduğu kaydedildi. Sağlık sistemindeki piyasalaşma, bilimin tekelleşmesi ve kapitalist üretim biçimlerinde aksama olmaması için kapitalist ulus devletlerce önlemlerin geç alındığına dikkat çekilen bildiride, küresel salgına karşı ulusal mücadelelerle ulus devletlerin durumu bir fırsata çevirmek istediği ifade edildi. Gelinen aşamada ulus devletler ve kapitalizm iflas ettiği görüşüne yer verilen bildiride, insanlığın yeni yollar aramaya başladığı belirtildi.

Sağlık Meclisi bildiride şu önerilerde bulundu:

* Ekolojik bir yaşamı içselleştirerek demokratik bir tarzla her pratiğimizle, yaşamdaki her anımızda bu ferasetle yeni yaşamı inşa etmeye koyulmalıyız.

* Salgına karşı öncelikli görevimiz yayılmasını engellemek olmalıdır.

* Bu salgın da bize tekrar gösterdi ki sağlıklı olmanın temel koşulu daha fazla hastane, daha fazla ilaç, daha fazla makine değildir. Bu nedenle kendine saygının ve özgür olma haline karşı olan hassasiyetin göstergesi olan sağlık hakkı mücadelesi aynı zamanda sosyal ve siyasal alanda verilecek bir mücadeledir.

* Sağlığın sadece sağlıkçıların işi olduğu algısı da yıkılmıştır. O halde sağlıklı birey ve sağlıklı toplumun yolu doğru bir sağlık algısı edinmekten geçer. Bu salgınla baş etmek de yeni salgınları önlemek de böyle mümkündür.

* Bu sürecin daha fazla ve doğru bir zeminde toplumsallaşarak aşılacağına inanıyoruz. Elbette kendimiz ve halkımızı korumak için tüm tedbirleri öz disiplinle, sorumluluk bilinciyle yapmalı bunu toplumsal bir görev olarak görmeliyiz. Bununla beraber ayrıştırmadan, ötekileştirmeden, iktidar odakları oluşturmadan tüm toplumsal kesimlerin bu sürecin aşılmasında sorumluluk alması, dayanışması, el ele vermesi hem bu sürecin atlatılmasında hem de sonrasında yeni yaşamı inşa etmede hayati olduğunu biliyoruz.

* Yıllardır toplumun kendi öz yönetimlerini oluşturmalarına izin vermeyen,  toplumun tüm direniş alanlarına saldıran, örgütlülüğünü engelleyen, bir nevi toplumu tüm yaşam damarlarını kesen iktidarlar bugün toplumu kendi haline terk etmiş sadece kendi ekonomik ve iktidarlarının çıkarlarını düşünmektedir. Bu nedenle toplumun bugün her zamankinden daha fazla örgütlenmeye, öz yönetimlerini inşa etmeye ihtiyacı vardır.

* Andaki krizin çözümü olarak çağrımız daha fazla paylaşmak, dayanışmaktır ancak uzun vadede ekonomik olarak da daha ekolojik bir üretimle toplum kendi ihtiyaçlarını karşılamak için örgütlenmeli ve her anlamda devlete, patrona, erkeğe olan bağımlılığı kırmalıdır.

* Orta ve uzun vadede kentleşme pratiğimizi gözden geçirmeli, köylerin toplumsal, komünal ve ekolojik değerleri üzerinden yeni yaşam alanları inşa etmeliyiz.

* Sorunun yaratıcıdan çözüm beklenmez. Bugün sınırların her açıdan anlamsızlaştığında ve yine merkezi yönetimlerin bu krizle baş edemediğine tanıklık etmekteyiz. O halde artık miadını doldurmuş bu sistemden kurtulmanın ve kendi yerel demokrasilerimizi, yerinden yönetimlerimizi inşa etmenin vakti gelmiştir ve geçmektedir.

* Sağlıklı, Özgür bir toplum olabilmenin yolu Demokratik Modernite inşa görevleri için seferber olmayı gerektirir.