Dünyada ve Türkiye’de dış borç sorunu (2) – Hakkı Taşdemir

Bir önceki yazıda dış borçlar konusunun tüm dünya ekonomileri için bir tehlike arz ettiğinden, bu durumun yaklaşan büyük bir krizin habercisi olabileceğinden bahsetmiştim.

IMF verilerine göre Dünya’da en büyük dış borç üç ülkede toplanmış. ABD, ÇİN ve JAPONYA.

Bu üç ülkenin toplam dış borcu dünya borç stoklarının %50 sinden daha fazla. Üstelik bu borçların miktarı bu üç ülkenin GSH toplamından daha büyük.

Bu durumda borcun çevrilmesi en küçük bir aksaklık gösterirse eğer ekonomik kriz kaçınılmaz olur. 2008 krizini hatırlayalım. ABD de kredi borçlarını ödeyemeyenlerin yarattıkları kriz dalga dalga dünyaya yayılmış ve söz gelimi Houston’daki benzin pompacısının ödeyemediği ev kredisi taksiti Merter’deki son ütücünün işini kaybetmesine neden olmuştu. O tarihten bugüne ekonomik ortaklıklar ve karşılıklı bağımlılıklar daha da arttı. Yaşanacak bir krizin daha da büyü felaketlere yol açacağını öngörmek hiç de zor değil.

Dünyayı böyle bir tehlike beklerken Türkiye için durum daha da vahim. Her şeyden önce ülkenin borçları döviz cinsinden. Borç ödeyebilmek için döviz yaratmak zorunda Türkiye. bunun için de üretim yapmak gerek. Tarımsal üretim bitme noktasına geldi oradan umut yok.

Sınai üretime gelince “dışarıdan elde edilen hammadde veya yarı mamullerin montajını gerçekleştirip satmaktan ibaret Türkiye sanayisi.” Bu durumda üretim girdilerinin finansmanı için yeni döviz gerek. Yani yeniden borçlanılacak. Ortaya söyle bir durum çıkıyor; borç ödemek için üretim yapmak ancak üretim yapmak için yeniden borçlanmak gerek. Bana kalırsa tam bir açmaz bu durum. Ha bir çözüm daha var, eldeki kaynakları kullanıp pahalı,  döviz almak. Son çare olarak buna başvurulabilir. O zaman da döviz alır başını gider.

Kaynaktan söz ettim. Peki kaynak var mı? Maalesef var. Maalesef diyorum çünkü Merkez Bankası kaynaklarından söz etmiyorum. Onlar son derece cılız. Peki, nedir bu kaynaklar? Öncelikle kamu kuruluşlarının bankalardaki mevduatı ve finansal varlıkları. Bugünkü kurdan yaklaşık 35 milyar USD bunlar elden çıkarılır öncelikle yetmediği yerde ise gelsin işsizlik sigortası fonunda biriken paralar. Burada yaklaşık 32 milyar USD var. Gözlerini bu paraya dikecekler eninde sonunda. Yani dış borç ödemelerinde tamamen bu ülkenin emekçilerinin alın terinin ürünü olan varlıklar feda edilecek.

Bahse konu dış borcun edinilmesinde hiç bir rolü ve yararı olmayan emekçiler tarafından yaratılmış olan değerler feda edilecek.

Öte yandan ülke içinde gerçekleştirilen üretimin dış satım yolu ile elden çıkarılabilmesi için ürün fiyatının ucuz olması dünya fiyatları ile rekabet edebilmesi gerek. Ürün girdilerinin fiyatlarına müdahale edemezler.

Tek müdahale edebilecekleri gider kalemi işçi ücretleri. Önümüzdeki dönemde biraz daha baskı altına alınacak ücretler.

Kısacası emekçi yığınlar kendilerine ait olmayan bir borcu ödeyecekler sermaye kesimi ise palazlanmaya devam edecek önümüzdeki dönemde.

Yanılmayacağımdan eminim.