Ekoloji Birliği: Kanal İstanbul yıkım projesidir

Kanal İstanbul projesinin gündeme gelmesi üzerine açıklama yapan Ekoloji Birliği, projeye karşı çıkış nedenlerini açıkladı: “Proje, ekolojik, ekonomik ve siyasi olarak kaşı çıkılması ve engellenmesi gereken bir yıkım projesidir”.

Türkiye’de 67 bileşeni olan doğa ve yaşam savunucusu Ekoloji Birliği, Kanal İstanbul projesinin gündeme gelmesi üzerine yaptığı açıklamada projeye karşı çıkış nedenlerini sıraladı.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “projenin masrafı gerekirse hazineden karşılarız” demesini “kabul edilemez” diye nitelendiren ekoloji Birliği, “Açlık ve yoksulluğun dibe vurduğu, hazinenin boşaldığı, krizin yükünün işçi ve emekçilere yıkıldığı ortamda böyle bir açıklama ancak yeni rant alanları konusunda ısrarını ortaya koymaktadır” dedi.

Açıklamada projenin durdurulması için çağrı yapılırken “Kanal İstanbul Projesi, ekolojik, ekonomik ve siyasi olarak kaşı çıkılması ve engellenmesi gereken bir yıkım projesidir. Ekoloji Birliği olarak ülke genelindeki 67 bileşenimizle, emek ve demokrasi güçleriyle gücümüzü birleştirerek mücadele edeceğiz” denildi.

Ekoloji Birliği’nin açıklaması şöyle:

“Su havzalarına ve tarıma darbe”

“Kanal İstanbul Projesi en başta canlıların yaşam kaynağı olan su havzalarının ve ormanların yok edilmesine neden olacak. Kanalın açılmak istendiği bölge su ve tarım havzası yanında ormanlarıyla da oksijen deposu özelliği taşıyor. Kanal çevresinde tuzlanma nedeniyle sular içilmez, topraklar ekilmez olacak. Bu bölge başta ayçiçeği olmaz üzere tahıl depomuz özelliğini sürdürebilmelidir.

“Kanal açıldığında akıntı etkilenecek, denizin ekosistemi bozulacak. Buna kanaldan çıkacak toprakların Karadeniz kıyılarının doldurulması da eklenince ekosisteme zararı büyüyecek.

“Kuş göç yolu bozulacak ve sulakların kuruması göçmen kuşları etkileyecek. Doğanın dengelerinden biri olan kuşların yok olmasının olumsuz etkileri görülecek.

“Ekonomik ve siyasi yönden de olumsuz”

“İktidarın gerekçelerinin inandırıcılığı yok. Montrö Anlaşması ile güvenceye alınan Boğazlar, kanal aracılığıyla yok edilmek isteniyor.

“Paralı geçiş yapılacak dense de gemi ve tankerler zorlanamayacak. Yani ücretsiz geçiş hakkı iptal edilemeyeceğinden Kanal İstanbul’dan gelir elde edilemeyecek. Ekonomik olarak yeni rant alanı olarak görülen “Kanal İstanbul Projesi’nin”  siyasi gerekçesi de dillendiriliyor.

“Görsel de inandırıcı değil”

“Ekoloji Birliği olarak önceliğimiz, İstanbul ve çevresinin; Karadeniz, Marmara v Ege Denizlerinin ekolojik anlamda olumsuz etkilenmesini önlemektir. Kanal İstanbul Marmara Denizi’ni daha da kirleterek tamamen oksijensiz hale getirecektir.

“AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kanal İstanbul Projesi’nin nasıl olacağını gösterdiği görsel tehlikenin boyutunu göstermektedir. Görsel süslenerek yapılmış olsa da ‘yeni’ bir şehir yaratılmasının tehlikesi dikkate alınmamış.”

Madde madde Kanal İstanbul

Ekoloji Birliği’nin ve TMMOB’un projeye ilişkin maddeleştirilen görüşleri de açıklamada sıralandı:

  • Projeyle yaklaşık 20 bin futbol sahası büyüklüğünde doğal orman yok olacak,
  • Proje kentte ve bölgede geri dönüşü imkansız ekolojik hasarlara sebebiyet verecek,
  • Proje kentin üst ölçekli planına sonradan işlenmiştir ve plan ana kararlarıyla çelişmekte,
  • Proje güzergahında üç aktif fay hattı bulunmakta, deprem ve tsunami riski de içermekte,
  • Proje ile tüm nüfus ve istihdam dengesi altüst olacak,
  • Kanal nedeniyle heyelan, toprak kaymaları ve sıvılaşma tehlikesi yüksektir,
  • Geçimini tarımdan, hayvancılıktan sağlayan yöre halkı yaşam güvencesini kaybedecek,
  • Kanalın yapım, işletim maliyeti ve geri ödeme süresindeki dengesizlikler nedeniyle kanal, telafisi imkansız sorunlar doğuracaktır.

Kanal İstanbul projesi

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, başbakan olduğu dönem 2011’de yaptığı bir konuşmada “yeni bir İstanbul” hedefinden söz etti. “Çılgın proje” olarak sunulan bu planın içinde Kanal İstanbul adı da ilk kez duyuldu.

“Çılgın proje”de neler var?

Haliç Kongre Merkezi’nde 2011’de yapılan toplantıda projeye ilişkin temel bilgiler açıklanmıştı.

Buna göre projenin alanı kuzeyde Karadeniz kıyısında eski taşocakları olarak bilinen alanı kapsarken, doğuda Sarıyer, batıda ise Karaburun’a kadar uzanıyordu. Sarıyer Merkez, Kemerburgaz, Göktürk ve Arnavutköy’deki yerleşimler proje dışında bırakılırken, orman sınırından itibaren ormanın bozulmuş alanları projeye dahil edildi. Tarihi sit alanı olan Sarıyer bölgesi, projenin doğu sınırını oluşturuyordu.

Çalışma alanı 33 bin 500 hektar olarak belirlendi ve Arnavutköy, Eyüp ile Sarıyer ilçelerinin sınırlarında yer aldı. Çalışma alanının sınırları içinde toplam nüfusu 41 bin 749 olan 21 köy bulunuyordu.

Projenin en önemli ayağı ulaşımda entegrasyondu. Bugün bu projede hedeflenen 3. Köprünün yapımı bitti. 3. Havalimanının inşaatı sürüyor. Bakan Arslan Kanal İstanbul için “ilk kazmanın bu yıl vurulacağını” söyledi.

Torba yasayla bölge ranta açıldı

Mayıs 2016’da 20 kanunun toplam 32 maddesinde değişiklik yapıldı. Mera Kanununa eklenen ek madde ile Kanal İstanbul’un bulunduğu bölgenin imara açılmasına ön ayak oldu.

Yasaya getirilen “otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol” ibaresinin dahil edilmesiyle de Kanal İstanbul’a bağlanan yolların ücretli olacağı sonucuna varıldı.

Proje kentten ve canlılardan neler götürecek?

Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nden Mücella Yapıcı, projenin İstanbul’un doğal yaşam kaynaklarını tehlikeye atacağını ve İstanbul Boğazı’ndaki petrol tankerlerinin yarattığı tehlikenin Kanal İstanbul’da da mevcut olacağını söyledi.

TIKLAYIN – Kanal İstanbul İçin Uzmanlar Ne Demişti?

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Şehir Plancıları Odası, İstanbul’un deprem ve ulaşım gibi en önemli sorunlarını çözmesini beklediği bu projenin, bunların aksine başka sıkıntılara da yol açacak bir proje olacağını savundu. İstanbul’un artık tehdit altında olan doğal ve çevresel değerlerini kaybetmesine yol açacak bir proje olacağını belirttiler.

Greenpeace, projenin İstanbul’un su kaynaklarını bitireceğine, deniz kimyasını bozarak canlıları yok edeceğine ve tarım-orman arazilerini olumsuz etkileyeceğine dikkat çekti.