Enflasyon şubat ayında yıllık yüzde 12,37 arttı

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre enflasyon Şubat ayında yıllık bazda yüzde 12,37; aylık bazda ise yüzde 0,35 artış gösterdi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Şubat ayı enflasyon verilerini açıkladı. Verilere göre enflasyon 2020 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 0,35; bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 1,71; bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,37 ve on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 13,94 artış gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla, yüzde 5,98 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 6,01 ile eğlence ve kültür ve yüzde 7,36 ile ev eşyası oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 40,15 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 16,44 ile çeşitli mal ve hizmetler ve yüzde 15,31 ile konut oldu.

Mevsimsel etkilerle aylık en yüksek azalış ise 4,83 ile giyim ve ayakkabı grubunda oldu. Ana harcama grupları itibarıyla 2020 yılı Şubat ayında azalış gösteren diğer gruplar ise, yüzde 1,34 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 0,38 ile ulaştırma ve yüzde 0,22 ile haberleşme oldu. Buna karşılık, ana harcama grupları itibarıyla 2020 yılı Şubat ayında artışın yüksek olduğu gruplar ise sırasıyla, yüzde 2,33 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 2,03 ile sağlık ve yüzde 0,86 ile eğitim oldu.

Şubat 2020’de, endekste kapsanan 418 maddeden, 146 maddenin ortalama fiyatında düşüş gerçekleşirken, 24 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı. 248 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

Enflasyonda sepet oyunu

TÜİK’in şubat ayında enflasyon sepetinde güncelleme yaparak gıda, giyim, ulaştırma kalemlerinin payını azalttığını hatırlatan İktisat Profesörü Aziz Konukman, “Gıdanın payı bir önceki endekse göre olsaydı enflasyon daha yüksek çıkacaktı. Çok kritik bir ağırlık bile önemli. İnsanların geliri arttıkça, gıdanın payı düşer. Türkiye’de ciddi bir fakirleşme, yoksullaşma olduğu için -bütünü için söylüyorum- sepette gıdanın ağırlığının düşme şansı pek yok. Böyle bir şey mümkün değil. Şu olabilir, gıda fiyatları çok yükselince gıdadaki bazı ürünlerden insanlar vazgeçebilir. Ama o da zorlayıcı bir şey olur. Gıda, adı üzerinde ikamesi yoktur. Dolayısıyla ben burada kritik değişkenin gıda olduğuna inanıyorum. Bu da enflasyonu aşağı çekmekte çok önemli bir rol üstleniyor” dedi.

Yüzde 13.94 olarak açıklanan 12 aylık ortalama enflasyona bakmanın daha ‘sağlıklı’ olacağını ifade eden Konukman, “Kitleleri ilgilendiren -maalesef IMF’nin de dayatmasıyla- yıllık ve orta vadeli programlarda enflasyonun göstergesi olarak yıl sonu TÜFE’yi aldılar. Buna da ne yazık ki sendikalar çok fazla direnmedi. Bu işin doğrusu yıllık ortalama enflasyon. Buradan da işlerin düzeldiği sonucu çıkmıyor” dedi.

TÜİK’e çağrı: her gelir grubu için enflasyon rakamı açıklayın

Prof. Konukman, TÜİK’e de “Yüzde 20’lik gelir dilimleri açıklanıyor. Her bir gelir grubu için enflasyon rakamı açıklayın” çağrısı yaptı. Konukman şu ifadeleri kullandı: “Türkiye için ortalama bir sepet sokakta karşılığı olan bir şey değil. Şundan dolayı, gelir dağılımı bozuksa ortalamalar yanıltır. Bir örnek vereyim, Çinçin Bağları’nda kişi başı gelir sıfır dolar, Çankaya’da kişi başı gelir 20 bin dolar. Ortalaması kişi başı gelir 10 bin dolar. Gelir dağılımı bozuksa bu tür ortalama sepet analizleri bizi yanıltır. Hiç geliri olmayan işsiz bir kişiye, ‘Bak sizin geliriniz 9 bin dolar’ demenin bir inandırıcılığı yok. Çünkü gelir dağılımı bozuk. Aynı hesapla şunu diyorum, sokaktaki adamın sepeti, TÜİK’in açıkladığı sepet değil. Sokaktaki insan gelir dağılımına göre bir grubun içinde yer alıyor. Sokaktaki kişi ya en zengin dilimde yer alıyor, ya en fakir dilimde yer alıyor. O zaman onun enflasyonu farklı olur. Tahmin edelim ne olur? Bir kere zenginin sepeti içinde gıdanın payı çok düşük olur. İkincil ihtiyaçlar çünkü artar. Gelir arttıkça birincil ihtiyaçlara olan pay göreli olarak azalır. İkincil ihtiyaçlar (eğlence vb.) öne çıkar. Yoksul grubun ise sepetinin önemli bir kısmını gıda teşkil eder. Dolayısıyla TÜİK’in açıkladığı her enflasyon rakamı yoksul için bir anlam ifade etmez. Yoksulun TÜFE’sini gıda belirleyeceği için onun enflasyonu daha yüksek çıkar. Bu da toplumu rahatlatır. Toplum hangi enflasyon grubu içinde olduğunu öğrenir. ‘Galiba TÜİK bizim alışveriş yaptığımız mağazalardan fiyat toplamıyor’ lafı vardır ya meşhur, bu gelir grupları farklı olduğu için söylenir.”

Enflasyonda sınıfsal rakamlara ihtiyaç var

TÜİK’in sınıflar itibariyle de enflasyon rakamı açıklaması gerektiğini söyleyen Konukman, “Gelir grupları kişisel gelir dağılımı olduğu için sınıfsal analiz vermez. Mesela bir CEO en yüksek gelir grubunda olabilir. Ama sınıfsal olarak da milli gelir içinde ücretler, sermaye sınıfları var, bunların tüketim sepetlerinin tespit edilip her bir sınıf itibariyle enflasyon açıklanmalı. Böylece toplu sözleşmede daha sağlıklı bir görüşme olur. Toplu sözleşmede genel enflasyon dikkate alınıyor. Oysa sınıfsal analizlerde emekçilerin enflasyonunun dikkate alınması lazım. O da resmi enflasyonun her zaman altında olacaktır” dedi.

Sepette gıda, giyim, ulaştırmanın ağırlığı azaltılmıştı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) şubat ayında enflasyon sepetinde güncelleme yaparak gıda, giyim ulaştırma kalemlerinin payını azaltmıştı. 2020 TÜFE sepetinde gıdanın payı yüzde 23.29’dan yüzde 22.77’ye, giyim ayakkabının payı yüzde 7.24’ten yüzde 6.96’ya, ulaştırmanın payı yüzde 16.78’den yüzde 15.62’ye indi. Alkollü içecekler ve tütünün payı yüzde 4.23’ten yüzde 6.06’ya çıktı.