Eşikte Bekleyen – Galip Yolaşan

Sanki dünyada, bölgemizde ve ülkemizde; önümüzdeki dönemde belirleyici olacak çatışmalar bir eşiğin önüne gelmiş bekliyor.

Emperyalist ülkeler arasındaki savaş mesela… ABD, Almanya, Fransa, Japonya, İngiltere başta emperyalist güçler dünya egemenliği için her alanda kapışıyor. Bu kapışmanın vekâlet savaşları versiyonu sona yaklaşıyor. Emperyalist savaşın bir cephesi netleşmiş olsa da (ABD-İngiltere-İsrail dahil) karşı cephenin o kadar net olmaması süreci uzatıyor.

Ortadoğu’da da bir eşik önündeyiz sanki. Suriye savaşı, İdlib’de sıkışıp kaldı. Bizim sarayın telâşına bakarsanız, adeta İdlib düşerse, Beştepe de düşecek. Rusya’yı oyalama görevi de geride kalıyor artık. Suriye’de savaşın sonu mu? Yoksa daha büyük bir savaşın başlangıcımı?

İçeride de durum benzer. Sendika mafyası, kriz ve ‘Saray Muktediri’nin baskısı altında, sürdüğü sefanın diyet borcunu ödemek için daha açıktan hareket ediyor. Sendikaları ele geçirmek, işçiler için kaçınılmaz idi, artık acilliği de ortada.

Burjuva siyasetin pespaye vaziyeti, artık geniş kesimlerin düzene bağlanmasında yetersiz… CHP, istese de istemese de düzen bekçiliğini açıktan yapıyor. Tüm düzen partileri, söz konusu işçiler olunca, söz konusu Kürtler veya halkların kardeşliği olunca düşmanca tutum alıyor.

Sanat, bilim, hukuk, eğitim, her şey, sadece parayı verene var. Tek değerin para olduğu bu çürümüş sistemde, geziden bu yana mayalanan isyan-direniş, yolunu arıyor, örgütlenme ihtiyacı giderek öne çıkıyor.

İşçiler, kamu emekçileri, emekliler, açlığa mahkûm edilmekle kalmıyor, onurları ayaklar altında eziliyor.

İşçiler, açız diyerek kendini yakıyor, intihar ediyor.

Dudak uçuklatan yolsuzluk, hırsızlık haberleri devam ediyor. İşçilere asgarî ücreti lütfen verenler, memura-emekliye yüzde 3-5 zammı reva görenler, inanılmaz servetleri cebe indiriyor. Öyle bir hırsla para yığıyorlar ki, kapanan bir rant kapısına karşı yeni kapılar açılıyor. Saray Rejimi, yönetme işini tamamen
bir tarafa bırakıp -ki zaten yönetemiyor- küpleri doldurmaya bakıyor.

Öfke keseleri ise doluyor. Bu rant yağma düzeninin içinde olmayan herkes, her şeyi biliyor, gözlüyor. Eksik olan eylemlilik ve bunun önkoşulu olan örgütlülük.

İşte, biz işçilerin önünde durduğumuz, çeşitli kaygı ve korkularla beklediğimiz eşik bu. Bu eşiğin arkasında özgürlük, onur ve gelecek güzel günlere inanç var.

Bu eşiği atlamalıyız, savaş, açlık eşiğimize gelmeden.

Kaynak: İşçi Gazetesi