Eskişehir’de termik santral projelerine karşı eylem: Ölüler altın takamaz

Eskişehir halkı, Kaz Dağları’ndaki maden çalışmalarına ve Eskişehir’e yapılması planlanan termik santral projelerine karşı eylem düzenledi.

Kaz Dağları’nda yapılan maden çalışması ve ağaç katliamı ile Eskişehir’e yapılması planlanan termik santral projesine tepki gösteren Eskişehir halkı, Eskişehir Demokrasi için Dayanışma Platformunun çağrısı ile bir araya geldi. Haller Gençlik Merkezi yanında bulunan parkta yapılan açıklamanın ardından forum düzenledi. Basın açıklaması ve foruma CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü katıldı.

“Ölüler Altın Takmaz #KazDağlarınaDokunma” ve “Kömürlü Termik Santral İstemiyoruz” yazılı pankart açan Eskişehir halkı, “Benim köyüm, ilçem, şehrim değil ne diye karışayım durup dururken rahatımı bozayım demek, ateşin size ulaşacağı güne kadardı. Birlikte olursak bu ateşi hep birlikte söndürebiliriz. Ayrışırsak hepimiz bu yangınla birlikte bize layık gördükleri şeye dönüşeceğiz” dedi.

Eskişehir Demokrasi için Dayanışma Platformu adına yapılan basın metnini, Eskişehir Tabip Odası Başkanı Mehmet Akif Aladağ okudu. Açıklamasına doğaya, çevreye, yaşayan her canlıya karşı duyarlı oldukları için Eskişehir halkına teşekkür ederek başlayan Aladağ, her gün Türkiye’nin cennet bir yöresinden yüreklerini acıtan bir haber geldiğini belirten Aladağ, meselenin sadece Kaz Dağları meselesi olmadığını söyledi.

“HAVA KİRLİLİĞİNİN EN ÖNEMLİ SEBEBİ KÖMÜRLÜ TERMİK SANTRALLER”

6 Ağustos’un Hiroşima’nın yıldönümü olduğunu hatırlatan Aladağ, “Nükleerin çare değil felaket getirdiği yılların başlangıcı olarak kabul edebiliriz. Çernobil ve Fukuşima yakın tarihte yaşadıklarımız. Tuz gölümüz kuruyor, HES’ler sularımızı esir almış ya kuraklık ya da sel felaketlerine kapı aralıyor. Kömürlü Termik Santralleri (KTS) çok anlattık, ama şu kısa cümle özetler her şeyi açıklar: ‘WHO tarafından 1. Derece kanser yapan etkenler içinde kabul edilen hava kirliliğinin en önemli sebebi Kömürlü Termik Santralleridir.’ Bakıyorsun bir gün Alpu’dan ertesi gün Mihalıççık’tan, sonra Murat Dağı, devrisi gün Şirince, Munzur, Cerrattepe, Efençukuru, Kaymaz, Toroslar, Sındırgı, Lapseki, Ulukışla, Akkuyu, Sinop İnceburun ve Salda Gölü ve liste uzayıp gidiyor böyle” dedi.

“ATEŞ TÜM ÜLKEYE DÜŞÜYOR”

Türkiye nüfusunun yüzde 80’ine yakınının kirli hava koşullarında yaşamını sürdürdüğünü dile getiren Aladağ, Türkiye’nin ormanlarının, tarım alanlarının, su havzalarının, göllerinin sermayeye peşkeş çekilmesine tepki gösterdi: “Ne yönetenlere güvenebiliriz ne bürokratlara ne yargıya, sadece kendimize. Ancak şunun bilincine de varmalıyız. Artık ateş düştüğü yeri yakmıyor başka bir ifadeyle ateş tüm ülkeye düşüyor. Yangın büyüdükçe söndürmek zorlaşıyor”

Aladağ, “Benim köyüm, ilçem, şehrim değil ne diye karışayım durup dururken rahatımı bozayım demek, ateşin size ulaşacağı güne kadardı. Birlikte olursak bu ateşi hep birlikte söndürebiliriz. Ayrışırsak hepimiz bu yangınla birlikte bize layık gördükleri şeye dönüşeceğiz” dedi.

Kitle basın açıklamasının ardından, forum düzenledi.