FAO şirketlerin hizmetlisi mi? – Yusuf Gürsucu

BM’ye bağlı Gıda ve Tarım Örgütü FAO,Türkiye’de yapılan tarıma övgüler yaptı.Tarım ürünlerinin ithalata bağlandığı Türkiye’de çiftçiler tarımdan uzaklaşırken, FAO’nun çevre ülkelere Türkiye’yi örnek göstermesi dikkat çekti

Türkiye’de uygulanan tarım politikaları sonucu tarımsal üretimlerde düşüş yaşanırken tarım arazileri de her geçen gün küçülürken araziler amaç dışı kullanıma açılıyor. Üreticilerin kan ağladığı Türkiye’de tarım üretimlerine FAO’nun övgü yapması dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Asya Bölgesi Daimi Temsilcisi Abdus Sobhan Sikder, “Türkiye’de yapılan tarım faaliyetleri, bölgedeki diğer ülkeler tarafından da uygulanmalı. Burada toprağın doğru kullanımı, sulama, ekim ve hasadın etkili yapıldığını gözlemledik” açıklamasında bulundu. Sikder’in dikkat çektiği konularda ciddi yetersizlikler yaşandığı, ayrıca tarımsal üretimlerde düşüşle birlikte çiftçilerin borç batağında olduğu ve geçim derdinden dolayı arazilerini satarak üretimden çekildikleri ise bilinen bir gerçek.

Ülkeleri karıştırmış olabilir!

FAO’nun Sürdürülebilir Arazi Yönetimi ve İklim Dostu Tarım Projesi’ni izleme heyetiyle Türkiye’ye gelen Sikder’in, ülkedeki tarım faaliyetlerine ilişkin, “Türkiye’nin son 35 yılda yaşadığı modernleşme ve değişimden gerçekten çok etkilendim. Bu proje kapsamında yapılan faaliyetler çok umut verici” ifadeleri, bu izlenimi Türkiye’de mi edindiği sorusunu gündeme getirirken, farklı ülkelerin notları üzerinden konuşmuş olabilme olasılığı ortaya çıkıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ile FAO işbirliğinde Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından finanse edilen Sürdürülebilir Arazi Yönetimi ve İklim Dostu Tarım Projesi; arazi yönetimi, biyoçeşitliliğin korunması ve iklim değişikliği sorunları üzerinden Türkiye’de tarım, mera ve orman arazi kullanım yönetimini geliştirmeyi hedeflendiği iddia edilirken, bu alanların yağmalanıyor olması ise birçok soruyu gündeme getiriyor.

GEF neyi destekliyor?

Türkiye’de biyoçeşitliliğin yoğun olarak yaşadığı tüm alanların koruma statülerinin düşürülüp, bu alanların yağmaya açıldığı günümüzde, GEF’in desteklediği tüm alanların yağmaya açılmış alanlar olduğu görülüyor. 35 yıldır Tabiat Parkı olması nedeniyle bilim insanları dışında insanların girmesine izin verilmeyen ‘Hacıosman Tabiat Parkı’nın Kent Ormanı yapılarak yağmaya açılıyor olması Türkiye’de doğal yaşamın nasıl korunduğunun önemli bir göstergesi. FAO, T.C Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ve Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün paydaşlığında 180 bin hektarlık bir alanda, “Kaz Dağları’nda Biyoçeşitliliğin Korunması ve Sürdürülebilir Orman Yönetimi Projesi” için GEF fon desteği veriyor. Kaz Dağları’nın maden ve enerji şirketlerinin istilası altında olması GEF’i ilgilendirmiyor. GEF’in projesi, büyük bir ekosistem olan Kaz Dağları’nın bir bölümünde proje geliştirmeye çalışılırken proje alanı dışında kalan dağ ekosisteminin şirketlere tahsis edilmesinin kolaylaştırıcısı işlevinin proje ile sağlanabileceği anlaşılabiliyor

Koruma değil yağma

GEF ile ortak proje yapan Tarım Orman Bakanlığı ve kapatılması gündemde olan Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü tarafından sürdürülen ‘biyolojik çeşitliliğin kayıt altına alınarak bu bilgilere erişimin düzenlenmesi’ amacıyla bir çalışma yıllardır sürüyor. Geçtiğimiz yıllarda çalışmanın sürdüğü Samsun’da Vali Yardımcısı Hakan Kubalı’nın açıklaması sürecin amacını ortaya koyuyordu; “Sahip olduğu tabii kaynaklar bakımından oldukça zengin bir ülke olan Türkiye’nin, bu kaynaklardan verimlilik ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda faydalanabilmesi biyolojik çeşitliliğin ekonomiye kazandırılması ve genetik kaynaklarımıza dayalı sınai mülkiyet haklarından ülkemizin faydalanmasına katkıda bulunulması hedeflenmekte” olduğunu belirtmişti. Ayrıca toplanan bilginin uluslararası düzeyde paylaşılacağı ve satışları için talep toplanacağı da belirtilmişti.

BM-FAO şirketlerin emrinde mi?

FAO’nun Türkiye’deki tarıma yaptığı övgülerin nedeni, kurulacağı açıklanan Semerat Holding’in uluslararası sermaye yapılarına da açılarak küçük çiftçiliğin bitirilip tarımın tamamen tekellerin eline verilme sürecinin bir parçası ve bu süreci güçlendirme çabası olduğu anlaşılıyor. Ayrıca GEF’in ‘Biyoçeşitliliğin Korunması’ projelerine verdiği destek ya da sağladığı fonla ‘Gen ve İlaç’ tekellerinin ihtiyaçlarına cevap aradığını söylemek zor değil. Çünkü Türkiye’deki uygulamanın koruma üzerine olmadığı, ticarileştirme ve yağma üzerine olduğu iktidar organlarınca açıkça ifade ediliyor. Tüm veriler, BM’ye bağlı birçok kurum gibi FAO’nun da şirketlerin hizmetinde bir kurum olduğunu gösteriyor.

Kaynak: Yeni Yaşam