Fikret Başkaya “Asıl terör devlet terörüdür” başlıklı yazısı nedeniyle yargılandığı davada beraat etti

Fikret Başkaya, bir yazısı nedeniyle yargılandığı davada ‘Terörle Mücadele Kanunu, ‘ifade özgürlüğüyle mücadele kanunu’ olarak değiştirilsin’ dedi. Mahkeme beraat verdi.

Özgür Üniversitesi’nin kurucusu yazar Fikret Başkaya’nın “Asıl terör devlet terörüdür” başlıklı yazısı nedeniyle “örgüt propagandası” iddiasıyla yargılandığı dava görüldü.

Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Başkaya ve avukatları hazır bulundu. CHP Milletvekili Abdüllatif Şener, HDP milletvekilleri Mensur Işık, Kemal Bülbül, Filiz Kerestecioğlu ve Ömer Faruk Gergerlioğlu ile Prof. Dr. Baskın Oran, Temel Demirer, İsmail Beşikçi, Ahmet Telli, İHD Ankara Şube Başkanı Fatin Kanat, yakın zamanda cezaevinden tahliye olan gazeteci Hüseyin Aykol’un da aralarında olduğu aydın ve yazarlar da dayanışma için duruşmaya katıldı.

Duruşmada savcı önceki celse sunduğu mütalaasını yineledi. Savcı, Başkaya’nın “örgüt propagandası”ndan cezalandırılmasını ve TCK 301. Maddeden cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulmasını istedi.

‘TERÖRLE MÜCADELE MUHALEFETİ ETKİSİZLEŞTİRMENİN ARACI HALİNE GELDİ’

Savunma yapan Fikret Başkaya, “Asıl terör devlet terörüdür” başlıklı yazısında aslı amacın “terör” ve “terörist” kavramlarına açıklık getirmek olduğunu söyledi. Bu kavramlarla ilgili kafa karışıklığı olduğunu ve yerli yerinde kullanılmamasının büyük sakıncaları olduğunu söyleyen Başkaya, “Terörle mücadele retoriği bir kötülüğü yok etmekten çok, emperyalist gerici halk düşmanı iktidarların ömrünü uzatmanın, sınırlı haklar ve özgürlükleri yok etmenin,muhalefeti etkisizleştirmenin bir aracı haline getirilmiş bulunuyor” dedi.

‘İŞ ŞİRAZESİNDEN ÇIKTI’

ABD’nin Taliban ve cihatçı grupları başlarda özgürlük savaşçısı sayarken sonradan bu örgütlerin “terörist” olduğunu ifade eden Başkaya, “Terörist ve terör örgütü” kavramlarının aynı olmadığına işaret etti. Başkaya, “Bu iki kelime, kullananların niyetine göre değişiyor.Siyasi muhalifleri şeytanlaştırmanın, etkisizleştirmenin bir aracı haline gelmiştir. İş şirazesinden çıkmış durumda. Geçen yıl soğan patates üreticileri, hal esnafı terörist ilan edildi. Bu yıl bir adım ileri gidildi. Artık AKP hükümetinin ekonomi politikalarını eleştirenler de topun ağzında” diye konuştu.

‘TMK’NIN İSMİ ‘İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ İLE MÜCADELE KANUNU’ OLARAK DEĞİŞTİRİLSİN’

“Birinin terör örgütü saydığını, başkası özgürlük savaşçısı sayıyor” diyen Başkaya, yine bu kavramın dönemlere göre de değiştiğini kaydetti.

Başkaya, şunları ifade etti: “Türkiye tarafından eğitilen, donatılan, finanse edilen, şimdilerde Milli Suriye Ordusu denilen Özgür Suriye Ordusu, Suriye yönetimi ve Türkiye yönetimi için aynı anlama mı geliyor? Nereye bakıldığı değil nereden bakıldığı önemlidir. Türkiye’de terörle mücadele kavramı ifade özgürlüğüyle, düşünce özgürlüğüyle, eleştirel düşünceyle ve muhaliflerle mücadele aracına dönüşmüş durumda. Terörle Mücadele Kanunu’nun adını da ‘ifade özgürlüğü ile mücadele kanunu’ olarak değiştirmek iyi bir fikir olabilir.”

 

 

‘YAZI DAVA İÇİN BAHANE YAPILDI’

Yazısında terör örgütü propagandası yapılmadığını, yazının dava açmak için bahane yapıldığını söyleyen Başkaya, kanunda belirtilen “cebir, şiddet, tehdit içeren eylemleri meşru göstermek, övmek ve başvurmaya teşvik edecek şekilde propaganda yapmak” gibi unsurların zerresinin yazıda bulunmadığını vurguladı.

Başkaya, şöyle devam etti: “Acaba sayın savcı yazının neresinde örgütün eylemlerini meşru gösteren, o yöntemleri teşvik eden unsur bulmuştur? İfade özgürlüğünü yasaklayan bir rejim kısa vadede durumu kurtarsa da bu aslında kendi ayağına kurşun sıkmıştır. Orta ve uzun vadede çürüme kaçınılmazdır. Özgür tartışma bir toplumda gerçek yurttaş olmanın önkoşuludur. Yüksek binalara, devasa cami, otoyol ve AVM’lere sahip olmak uygarlığın ölçütü değildir. Uygarlığın ölçütü başta ifade özgürlüğü olmak üzere özgürlüklerin gerçekleşmesini,demokrasinin yerleşmesini sağlamaktır. Bağnaz resmi ideoloji toplumun kendisi hakkında düşünme yeteneğini dumura uğratıyor. İşte devlet çıkarı deniliyor. Aslında devlet çıkarı denilen mülk sahibi sınıfların çıkarından başka bir şey değildir. Düşünce özgürlüğü tüm özgürlüklerin anasıdır. İfade özgülüğünü yasaklayan bir rejim önünü göremez, çürür ve çöker. Susturulmuş bir toplum hastalıklı bir toplumdur. Eğer bu ülkede ifade özgürlüğü olsaydı Türkiye bugünkü durumda olmaz, ülkenin varı yoğu bir avuç soyguncu çetesi tarafından yağlanmaz, Suriye’de bataklığa saplanmaz ve yüz yıllık Kürt sorunu olmazdı.

‘BEDEL ÖDEMEYE HAZIR OLANLAR DA VARDIR’

“Şeyleri adıyla çağırmamak bir yalan söyleme yöntemidir. Asıl terör, devlet terörüdür demek, malumu ilan etmektir. Devlet şiddet kullanma tekeline sahip yegane aygıttır. Terör uygulamak için çok geniş imkanlara sahiptir. Devlet zora şiddete dayanarak varlığını sürdürmüştür. Orwell, bir toplum gerçeklerden ne kadar uzaklaşırsa gerçeği söyleyenlerden de o kadar nefret eder, demiştir. Ben bir yazarım, akademisyenim, Özgür Üniversite’nin de başkanıyım. Benim adımın terör, terörist, terör örgütü propagandası gibi kelimelerle anılması size mantıklı ve inandırıcı geliyor mu? Derin bir sosyal eşitsizlik ve skandal düzeyde adaletsizlikle malul bu dünyada, bu sınıflı toplumlarda gerçeği söylemenin her zaman bir bedeli vardır ve bu bedeli ödemeye hazır olanlar da vardır ki, onlara entelektüel deniliyor.”

Başkaya’nın savunmasının ardından avukatlar savunma yaptı.

Av. Levent Kanat, iddianamede Başkaya’nın siyasi görüşlerine yönelik suçlamalar olduğunu söyledi.

‘ÇÖZÜM SÜRECİNDE SUÇ OLMAYAN SÖZLER ŞİMDİ CEZALANDIRILIYOR’

Av. Öztürk Türkdoğan, çözüm sürecinde suç olmayan pek çok şeyin şimdi suç sayıldığını belirtti. Türkdoğan, “Devlet şiddete dayalı olarak sorunları çözmek istiyor ama kanunlar değişmediği halde aynı sözler şimdi suç olarak tanımlanıyor ve cezalandırılıyor” dedi.

Türkdoğan, TMK 7. Maddenin infazının da çok ağır olduğunu belirterek, 5 yıl ceza verilmesi durumunda Başkaya’nın 3 yıl 7.5 ay hapis yatacağını hatırlattı. Türkdoğan, “Burada adalet, eşitlik, hakkaniyet nerede?” diye sordu.

Avukatların savunmalarının ardından mahkeme heyeti karar için duruşmaya ara verdi.

BERAAT ETTİ

Kararını açıklayan mahkeme, suç unsuru oluşmadığını belirterek Başkaya’nın beraatine karar verdi.