Fillo Lojistik işçileri: Mesaisini, sigortasını isteyen bir işçi işten mi atılır?

Eylemlerini Diyarbakır’dan İstanbul’a taşıyan Fillo Lojistik işçilerinden Ferhat Başliçe, “Mesaisini, sigortasını isteyen bir işçi işten mi atılır?” dedi.

Diyarbakır Metal Sanayi sitesinde bulunan Fillo Lojistik’ten “Pazar günü primlerinin yatırılması, geçmiş mesailerinin priminin ödenip, gelecek mesailerin kayıt altına alınmasını” talep ettikleri için işten çıkarılan 15 işçiden 10’u “Valiliğin eylem yasağı” gerekçesiyle eylemlerini İstanbul’da firmanın genel merkezi önüne taşıma kararı aldı.

ETHA’ya konuşan direnişteki işçiler Ebedin Eryılmaz ve Ferhat Başliçe, firmanın genel merkezi önünden haklarını almadan dönmeyeceklerini söyledi. Firma yetkilileriyle 20 Aralık tarihinde bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyleyen Eryılmaz, kendilerine “Mesai hesabı yapan, bu tür konuları dert eden yanımıza gelmesin. Kapı oradan, gidin” denildiğini aktardı.

Günde 14 saate varan çalışma saatleri bir yana haftanın 7 günü çalıştıklarına dikkat çeken Eryılmaz, “Buna rağmen sigortalarımız 6 gün gösterilerek üstümüzden haksız kazanç elde edildi” dedi.

‘Geri durmak yerine eylemi İstanbul’a taşımak istedik’

Diyarbakır’da 3 gün eylem yaptıktan sonra, emniyet müdürlüğüne çağrıldıklarını belirten Eryılmaz, “Eylemlerinin Valiliğin kent genelinde getirdiği eylem yasağı gerekçesiyle yasaklandığı söylendi. Bizde geri durmak yerine eylemi İstanbul’a taşımak istedik” diye kaydetti.

Patrona “Pazar günü primlerinin yatırılması, geçmiş mesailerin priminin ödenip gelecek mesailerin kayıt altına alınması” taleplerini ilettikten sonra işten atıldıklarını ifade eden Eryılmaz, işten atılan 5 kişinin Diyarbakır’da kaldığını vurgulayarak, “Biz borç alarak 10 kişi İstanbul’a, genel merkezin önüne geldik” şeklinde konuştu.

Genel merkez yetkililerine yaşadıkları haksızlığı anlatmak istediklerini dile getiren Eryılmaz, “Bir telefonla halledilecek işi görmezden gelerek hallediyorlar. Adaletsizliği, hukuksuzluğu gizliyorlar” diyerek şöyle konuştu: “Bizi işten çıkarmaları için geçerli, mantığa sığan bir sebep istiyoruz. Mesaisini, sigortasını isteyen bir işçi işten mi atılır?”

Eryılmaz, iş şartları konusunda ise “Soyunma odamız bile yok, bir yemeği araba üstünde yerken çalıştığımız saatler içerisinde yemek molamız yok. Servisimiz kargo aracından bozma, istiflenerek işe gidiyoruz” dedi ve talepleri kabul edilene dek burada olmayı sürdüreceklerini vurguladı.

“İstanbul’da akrabalar var ama her gün onlarda kalınmaz ki” diyen Eryılmaz, “2 günde bir farklı bir yerde kalmaya çalışıyoruz. Her gün buradaki 10 arkadaşla birbirimizi idare ediyoruz. Bunu yapmak zorundayız, çünkü otelde kalacak zaten maddi durumumuz yok” ifadelerini kullandı.

‘Hakkı yedirme deniyor bize…’

Direnen işçilerden bazılarının parasızlık yüzünden ev sahibi tarafından eşyalarının kapı dışarı edildiğini ifade eden Eryılmaz, “Burada 30 kişilik bir aile direniyor aslında ve bizim ellerimize bakıyorlar. Çocukların okulu var, tedavi olması gereken annelerimiz var ama tüm gücü bırakıp buradayız çünkü ailelerimiz de bize destek veriyor. Çocuklarımızın hakkını yedirme deniyor bize” dedi.

‘Yaptıklarımız da onlara yetmiyor’

Firmada 8 yıldır şoför ve kurye olarak çalışan Ferhat Başliçe ise İstanbul ve Diyarbakır’daki çalışma şartlarında ayrımcılık olduğuna değinerek, “Burada tır boşaltan personel bile ayrıyken, bizim orada her işi biz yapıyoruz. Evrakların getirine götürüne kadar, bir bize evrakların muhasebesini yaptırmadıkları kaldı ki, yaptıklarımız da onlara yetmiyor” diye konuştu.

14 saate varan çalışma koşullarından dolayı çocuklarıyla vakit geçiremediğini söyleyen Başliçe, “Biz dedik ki, iyileştirme yapın. Buna karşılık işimizden olduk, hesabına gelen çalışır dediler. Öyle şeyler var ki insan anlatmaya varamıyor” diye kaydetti.

Herhangi bir sendikaya üye olmadıklarını dile getiren Başliçe, “Üye olsak ne değişecek?” diye sordu ve sendika başkanlarının patronlarla oturup çay içtiği sürece hiçbir şeyin değişmeyeceğini vurguladı.

‘Bizim hakkımızı gasp ederek yönetiyorlar şirketlerini’

“Hakkımızı aramaya geldiğimiz zaman, polis bize barikat kuruyor” diyen Başliçe, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Zevkimizden mi buraya gelip slogan atıyoruz, hakkımız için geldik, cesedim çiğnense gitmem. Holding diye geçiniyor birde buradakiler. Bizim hakkımızı gasp ederek yönetiyorlar şirketlerini. Bizi sömürüp zengin oluyorlar, modern köleleriz biz. Sen işçisin, açlıktan ölme ama çalış diyorlar. Onların melesi bu işte, her şeyi kendilerine hak görüyorlar ama işçinin hakkı yok, bizim geleceğimizi çalabileceklerini sanıyorlar.”