Film: Aslında bugünü anlatan bir belgesel: Demokrasinin Sınırı

Petra Costa’nın 2019 yılında çektiği, “Democracia em Vertigem (The Edge of Democracy – Demokrasinin Sınırı)” adlı belgesel, Brezilya’nın yakın dönem gündemini, belgeselcinin kendi biyografisi ve devrimci aile geçmişiyle paralellik kurarak anlatıyor.

Latin Amerika’da sağın tekrar yükselişini başlatan örnek olarak görülen, Latin Amerika’nın Trump’ı Bolsonaro’nun devlet başkanı seçildiği 2016 seçimlerini ve seçime giden darbe sürecini oldukça detaylı belgeler ve nadir görüntülerle ele alıyor Petra Costa. Film, başlangıçta İşçi Partisi liderlerinin devlet başkanlığı süreçlerini, Lula de Silva’yı sendikacılık günlerine, Dilma Rousseff’i işkence gördüğü gerilla günlerine yer yer geri dönüşler yaparak anlatıyor, orta bölümünde Dilma Rousseff’e karşı yürütülen asılsız ‘yolsuzluk’ soruşturmasına odaklanıyor. Solun iktidarına karşı bir darbe olarak örülen bu süreci, yolsuzluğa batmış olanların kendilerini gölgelemek adına iktidara açtığı bir savaş olarak, tüm ironikliğiyle gözler önüne seriyor. Son bölümde ise 2016 seçimleri öncesi Lula de Silva’nın başkan olmasını engellemek amacıyla soruşturmalarla ilişkilendirildiği ve hapse atıldığı süreci ele alıyor.

Belgeseli çeken Petra Costa’nın kendi bakışını net bir şekilde filme katması ve bir anlatıcı olarak belgeselde yer alması, filmin, en özel anlara kadar olayların içinden görüntüler barındırması belgeseli etkili kılan en önemli unsurlar. Ayrıca ‘Araba Yıkama’ sürecinde bıçakla ayrılmışçasına keskin iki kutba ayrılan Brezilya halkıyla, Petra Costa’nın devrimci gelenekten gelen anne-babası ve sağ iktidarlarla işbirliği içinde olmuş inşaat zengini dedelerinin hikâyelerinin hiç sezdirmeden bir noktada kesişmesi son derece hoş bir detay.

Aslında sadece Latin Amerika ülkelerinin son yıllarıyla değil, Türkiye’de de son yıllarda yaşanan seçim süreçleri, HDP operasyonları ve Selahattin Demirtaş’ın davalardan beraat ediyor olmasına rağmen hâlâ hapiste tutulmasıyla da oldukça paralellik kurulabilecek bir belgesel Demokrasinin Sınırı.

Film, Lula’nın hapse girişi ve Bolsonaro’nun iktidara gelişiyle ve belki biraz umutsuz bir noktada sonlanıyor. Ancak belgeselin ardından gelişen süreçte bugün, Bolsonaro’ya karşı muhalefetin her geçen gün artmakta olduğunu, son olarak kendisinin de oğlu üzerinden yolsuzluk soruşturmalarına karışmasıyla birlikte kendi destekçilerinin bile tepkisini çektiğini ve geçtiğimiz ay Lula’nın davası hâlâ devam etse de hapisten çıktığını ve bunun muhalifler üzerinde oldukça olumlu bir etki yarattığını da unutmamak lazım.

Kısacası, Demokrasinin Sınırı, sadece Brezilya’nın yakın geçmişine dair değil, bugün Latin Amerika’nın birçok ülkesinde uygulanmaya çalışan sağcı darbeler sürecini anlamak ve 2001 sonrası açığa çıkan sol iktidarların açmazlarını görebilmek açısından izlenmesi gereken başarılı bir belgesel.

İyi seyirler!

Özgür Bir Dünya İçin Kaldıraç dergisinin 2020 Şubat tarihli 223. sayısında yayımlanmıştır.