Ford işçileri: Evde kalmak masrafları ikiye katladı

Eve gönderilen Ford işçileri anlatıyor: Doğal gazı kapattık, öğünleri ikiye indirdik.

Kocaeli’den Ford Otosan işçisi anlatıyor:

Hepimizin bildiği malum koranavirüs en çok biz işçi kısmını etkiledi. Giderler arttı, gelir düştü. Koronavirüs bulaşmasın ya da yayılmasın diye ‘Evde kal’ çağrısı yapan arkadaşlar, çalışmak zorunda olanları unutuyor.

Patron devletten destek alıyor, kısa çalışma ödeneğiyle. Bu ödeneğe göre de bizim ücretler aşağıya düşüyor. 4 bin lira alan birinden ortalama 500 lira kesiliyor. Biz çalışanlar bırakın normal zamanda para artırmayı, var olan paranın gelmeden nereye gideceğini bilir haldeydik. Çünkü hepimizin kredi borcu, okuttuğu çocuğu, baktığı bir evi var. En fazla yaptığımız çoluk çocuğumuza, eşimize üst baş almaktı ekstradan.

İki poşet 100 lira

Ve şimdi maaşların her ayın başında yatacak olması, evde kaldığımız için sürekli çamaşır, bulaşık makinesi, süpürge çalıştırılması, televizyonun eskisinden daha çok açık kalması elektrik faturasını katlayacak. Onu geçin, eskiden evde olmadığımız için sadece günde bir kere çay demlerken, şu anda hepimiz en az günde iki kere çay içiyoruz. Tuvalet kağıdı, çamaşır suyu, el sabunu çok daha hızla bitiyor. Bittiğinde de her markete gidişimizde bunların hepsine sürekli zam geldiğini fark ediyoruz. Evde kalmak masrafları ikiye katladı. Temel ihtiyaç giderleri; market, pazar, faturalar derken tamamen eksiye girdik hemen. İki günde bir markete gidiliyor. İki poşet bir şey alsan asgari 100 lira ile çıkıyoruz. Her şey ateş pahası, esnek hesap kredi kartı patladı.

Bir de işin psikolojik kısmı var. Önümüzü göremiyoruz, bu salgının birkaç ay süreceğini düşünürsek, biz işçileri zor günlerin beklediği çok açık. Evde kalmak gerçekten çok pahalı. Bizim fabrikanın geneli avans-maaş şeklinde alırdı normalde alacağını. Kredisi, borcu, ödemesi, alışverişi çoğu insan ona göre yapardı. Şimdi her şey tepetaklak oldu.

Öğünleri 2’ye düşürdük

Hepimiz tedirginiz. Havalar soğuk, evde kalan biz, doğal gazı açmıyoruz ki faturadan tasarruf edelim. Tüm günü neredeyse battaniye altında geçiriyoruz. Akşamları tek ışık yakmaya özen gösteriyoruz, ücretler düştü zorunlu tasarruf etmeye çalışıyoruz. Yemek öğünlerini ikiye düşürdük. Olabildiğince pazara çıkmıyoruz. Kıştan kalan konserveler, bulgur, makarna ile öğünleri geçiştiriyoruz.

Zorunlu maske uygulaması çıktı. Kullan at maskeler pahalıya geliyor, en ucuzu tanesi 5 lira. Önceleri ıslak mendilden yaptığımız maskeleri kullanıyorduk. Daha sonra ise bez maske aldık, yıkayıp yıkayıp kullanıyoruz. Şu ortamda ayağımızı yorganımıza göre uzatmak zorundayız, çünkü bizleri koruyacak kimse yok. Devlet patronları korumaktan bizleri düşünemiyor. Cumhurbaşkanı biz bize yeteriz dedi ama ben bir işçi olarak kendi aileme zor yetiyorum, çark dönmüyor.

Genel müdürümüz Haydar Bey (Haydar Yenigün) her gün canlı yayına çıkıyor, evi çok güzel, maşallah ferah. Bizim kimsenin evinde, mutluluğunda gözümüz yok. Fakat kendisi de çocukları için, işi için tedirgin olduğunu söyledi. Canlı yayında ücret kesintilerine dair gelen sorulara kızıyor, ‘Gündemimiz şu an herkesin sağlığı’ diyor. Doğru, doğru da; sağlıklı kalmayı geçtik, ucu ucuna yaşayan bizler hayatta kalmanın derdine düşeceğiz bir ay içinde. Ayrıca Haydar Bey ve diğer patronlar nasıl kendi bir kuruşlarının derdindelerse, kendi kârlarından fedakarlık etmemek için her türlü oyunu yapıyorlarsa, parça gelmesi pazarın açılması için gün sayıyorlarsa tabii ki bizler de kendi çıkarımızı düşüneceğiz.

Milleti çok düşünüyorlarsa ücretli izin versinler

Virüs, kriz demeden bütün hesapları hiç suçu olmayan bizlerin sırtına yıkmak istiyorlar. Kısaca devletin, patronların, sözde sendikaların neler yaptığına bir göz atalım. Bizleri tehdit etmeye gelince aslan kesilen sendikalar, bu virüs durumu karşısında sadece patronlara rica ederek kibarca lütfen işten atmayın dediler. Bizler ise yarının ne olacağını bilmeden yaşıyoruz. Maaşlar kısa çalışma ödeneğinden yatacağı için aşağıya düştü. Kredi kartı, kredi borcu derken elde avuçta bir şey kalmıyor. Döndüğümüzde bir işimiz olacak mı, olsa durumumuzu toplamak için bile mesai olmayacak, denkleştirme sayesinde mesaisiz çalışacağız ardından da vergi gelecek, yıl sonuna nasıl ulaşacağız?

Şu durumun saçmalığına bakar mısınız, hem maaşımız önceden bizlerden kesilen paralarla oluşturulmuş fondan ödenecek, hem sigortamız yatmayacak, emekliliğe bu süreler sayılmayacak, bu süreçte elini cebine hiç götürmeyen patronlar bir de üzerine bizleri 4 ay istedikleri gibi çalıştırıp mesaiye bırakacaklar, bir kuruş da vermeyecekler. Ayrıca bu dönemde Erdoğan’ın kampanyasına bağış yapan sendikamız bizleri çok düşündüğünden olsa gerek aidatları almaktan ödün vermiyor. Aidat alacaksa bile bu dönemde en azından bölerek alsa olmaz mıydı? Yoksa sendikamızda mı batar? Ayrıca bize yapılamayan desteğin devlete yapılması ve bunların vergiden düşülecek olması da cabası.

Aidat tam gaz devam ediyor

Bizleri değil kendi çıkarlarını düşünen patron ve sendikamız var, ne mutlu bize mi diyelim? Aidat almaya tam gaz devam ediyorlar bizden. Bizlere paranızı değil, sağlığınızı düşünün diyen fabrikamızın bağlı olduğu Koç Holding, TÜPRAŞ, Yapı Kredi, Opet ve Aygaz desteği ile 20 milyon lira bu kampanyaya bağışlamış. Fabrika Müdürü Haydar Bey ve herkesin övündüğü devletini düşünüyormuş gibi görünenler de bu bağışı neden yaptı belli, vergiden düşmek için. Koç Holding bu kadar işçilerini, milletini düşünüyorsa tüm işletmelerdeki işçilerine ücretli izin verseydi de toplum sağlığını tehlikeye atmasaydı. Ya da ilk aklına gelen işsizlik fonunu yağmalamak olmasaydı, bağış yapacağına bir süre maaşları kendi kasasından ödeseydi ya.

Mesele işçinin sağlığı değil patronların çıkarı

Devletin açıklamaları da meseleyi gözler önüne seriyor. Şehir dışı yasakları gelir, işçi servisleri hariç tutulur. 20 yaş altına sokağa çıkma yasağı gelir, 18-19 yaşındaki işçiler hariç tutulur. İşsizlik fonuna işsizler başvurur, alamaz para, patronlar hemen bir haftada fonu yağmalayabilir. Fabrika müdürü canlı yayında pazarın kapalı olduğunu söyler, parça sıkıntısı olduğunu söyler. Ama bunun yanı sıra üretime başlamak için hazırlıkları yaptığını da anlatıyor, yani diyor ki aslında işler olsaydı kimse evde olmazdı, az buçuk önlem alır herkesi çalıştırırdık. Burada mesele milletin çıkarı, işçinin sağlığı değil patronların çıkarları.

Sayın Cumhurbaşkanı, siz devlet olarak mağduriyet yaşayan insanlara yardım toplayacağınıza daha akılcı bizlere daha güven verecek adımlar atabilseydiniz keşke. Maalesef biz bize yetemiyoruz, herkes kendini düşünüyor şu ortamda. Kimsenin kimseyi düşündüğü yok, umarız kısa sürede bu belayı en az hasarla atlatabiliriz. Kendileri takır takır astronomik maaşlarını alıyorken, bizler sağlımıza dikkat edelim lafları ile avutuluyoruz. Sağlıklı beden için sağlıklı kafa lazım, bizde geçim derdinden o da kalmadı.

Bu süreci en az kayıpla atlatmak isteniyorsak, biz kendi taleplerimizi söylemekten vazgeçmemeliyiz. Herkese ücretsiz maske, dezenfektan dağıtılmalı, zorunlu iş yerleri hariç tüm üretim durmalı, halkın kaynaklarıyla oluşturulan fonlar halk için kullanılmalı, işten atmalar yasaklanmalı, yıllık izinlerin zorla kullandırılması engellenmeli, herkese ücretli izin verilmeli. Faturalarımız devlet tarafından ödenmeli, ihtiyaç sahipleri ya da yardım verilecek kişiler şeffaf olarak gözetilmeli. Bütün işyerlerinde yaygın test yapılmalı, yardım illa toplanacaksa vergiden düşülmemeli.