Gezi Direnişi Davası gergin geçti: Avukatlar mahkemeyi terketti, protesto eden izleyiciler salondan çıkarıldı

Osman Kavala’nın tutuklu, Taksim Dayanışması’ndan Mücella Yapıcı, Can Atalay ve Tayfun Kahraman ile birlikte toplam 15 kişinin tutuksuz yargılandığı Gezi Direnişi davasında, avukatların reddi hakim talebinin reddedilmesi üzerine avukatların mahkemeyi terk etmesi ve yaşananları protesto eden izleyicilerin mahkemeden çıkarılması güne damgasını vurdu.

Mahkeme heyeti Osman Kavala’nın tutukluluğuna devam kararı verip davayı 18 Şubat’a erteledi.

Gezi Direnişi Davası’nın 5’inci duruşması İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, Silivri Cezaevi Yerleşkesi’nde gerçekleşti. Heyetin, celse arasındaki gerçekleşen işlemleri okunması ile duruşma başlatıldı.

‘Tanık dinleniyor, nerde dinlendiği belli değil’

Osman Kavala’nın avukatı Köksal Bayraktar söz aldı. Bayraktar, can güvenliği gerekçesiyle 5. celse avukatsız dinlenen tanık Murat Papuç’a değindi. “Bir tanık dinleniyor. Nerden dinlenildiği de belli değil. İfadeleri sonra bize gönderiliyor. Bu nasıl bir yargılamadır? Bu davaya devam etmemenizi talep ediyoruz” diyerek şunları söyledi.

“Usul Kanunu Murat Papuç’un dinlenmesi ile tam yedi yönden ihlal edilmiştir. Kararınızın dayandığı nokta kanun maddesinin tıpatıp nakledilmesidir. Böyle gerekçe olmaz. Bu bir gerekçe değildir. CMK 58/3 uyguluyoruz diyorsunuz. Maddeye bakıyoruz, tanık dinlenmesi sırasında ses ve görüntü ile aktarma yapılır. Soru sorma hakkı saklıdır diyor. Siz gerek 25.12.2019 gerek 20.01.2020 tarihli işlemlerde sesli aktarmada bulunmadınız. Soru sorma imkanını bize vermediniz. Görüntülü aktarma yapmadınız. Ayrıca soru sorma hakkı, hazır bulunma hakkı olan kişilere kullandırılmamıştır. Siz diyorsunuz ki sorularınızı yazılı bildirin. Hayır, CMK açıkça söylüyor. Soru sorma hakkı, çapraz sorgunun bir çeşit uzantısıdır. Soru sormanın yazılı olması kanunu dolanma anlamına gelmektedir. Kanuna aykırıdır. Biz hazır bulunma hakkına sahipsek Cumhuriyet Savcısı da sahip. O orada hazır bulunabiliyorsa, biz neden bulunamıyoruz? Bu kararınız, silahların eşitliği ilkesine aykırıdır. Burada hayati tehlike vardır, bu yüzden gizlilik olmalı diyorsunuz, hayati tehlikeyi neden açıklamıyorsunuz? Neden biz bu kişi için tehlike arz edelim? Bunu açıklamanız gerekir. Bu nedenle bu tanık dinlemeleri kanuna aykırıdır. Bunu asla kabul etmiyoruz. Murat Papuç’un verdiği ifadeleri yok hükmündedir. Bu yüzden heyetinizin reddi gerekmektedir. Tanık bizden kaçırılıyor. Nerede dinlendiği belli değil. Kanuna aykırı elde edilen delile dayanılamaz. Bu nedenle yüksek heyetinizi CMK 24 ve 25. maddelerine uyarak reddediyoruz.”

Kazan: Tanık, avukatlar için tehlikeli hale geldi

Yiğit Aksakoğlu’nun avukatı Turgut Kazan söz aldı. Murat Papuç’un bir internet bağlantısıyla avukat Aslı Kazan’a davetiye gönderdiğini söyledi. “Hayati tehlike var diye dinlediğiniz kişi davetiye gönderiyor. Bağlantı kurma başlığı altında sistem kendisini uyarıyor. Güvendiğiniz kişilere ve tanıdığınız insanlara davetiye gönderin, diyor. Avukat Aslı Kazan, ismi gördüğünde davetiyeye cevap vermiyor. Sadece Aslı Kazan’la yetinmiyor. Aynı şekilde avukat Evren İşler’e de davetiye gönderiyor. İzlediği yolda mahkemeyi yanıltmıştır. Can güvenliğini korumak için aldığınız karar tehdit ve tehlike oluşturmaya başlamıştır. Murat Papuç budur.”

İstanbul Baro Başkanı, aynı zamanda Can Atalay müdafi Mehmet Durakoğlu, celse arasında dinlenen dinlenen tanık için “Savunmadan kaçırmak suretiyle ifade aldınız” dedi.  “Avukatların böyle bir sorguda bulunmaması can güvenliği tehdit eden bir unsur olarak görülmesi anlamına gelmektedir. Heyetiniz özel usul hukuku tahammül noktasını geçtiğimiz bir yerde olduğumuzu huzurunuzda ifade etmek istiyorum” diyerek reddi hakim talebinde bulundu.

Durakoğlu: Heyetiniz tahammül sınırlarını aşmıştır

İstanbul Baro Başkanı ve Avukat Can Atalay müdafi Avukat Mehmet Durakoğlu “Önceki celse mahkemeniz tarafından verilen ara kararda, akıl sağlığı tartışmalı bir kişiyi savunmadan kaçırmak suretiyle ifade aldınız. İstanbul Barosu tarihine böyle bir utancı yazmak istemiyoruz. Can güvenliği söz konusu ise, avukatların tanığın can güvenliği açısından tehdit sayılması kabul edilemez. Bunu reddediyorum. Ayrıca heyetinizin, özel olarak kurulmuş olması ve özel olarak teşkil ettikten sonra yaptığı uygulamaların da, savunma ve adil yargılama açısından çok özel anlamlar taşıdığını ve artık tahammül sınırlarını aştığını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Fikret İlkiz: Size hiç güvenimiz yok

Can Atalay müdafi Fikret İlkiz, “Murat Papuç ifadesinden hareketle pek çok soru sorduğunuzu biliyoruz. İddianame Arap Baharı ile başlıyor. Ne tuhaf değil mi, sizin 28.03.2016’da dinlediğiniz Papuç da söze Arap Baharı ile başlıyor. Ayrıca ne tuhaf değil mi bilgi veren şahsa avukat isteyip istemediği de soruluyor. 17.12.2019 tarihli 30 ACM tarafından yazılmış bir yazı var Murat Papuç ifadesini bize gönderin diye. Savcılık ifade biz de yok diye yanıt verdi. ‘Nasıl olduysa ifade bir şekilde dosyaya girdi. İfadelere bakınca anlıyoruz ki ifade sırasında Pazartesi günü ara verilmiş. İfadenin kalanının tarihi Perşembe devam ediyor. O arada ne oldu? Bunun basit bir maddi hata olmadığı açık. Heyetinizin tanığa bunu sormadı. ‘Bunu nasıl sormazsınız diye heyetinize sormuyorum. Çünkü zaten anlatıldı.

Bu tanığı niye dinliyorsunuz, rücu edin dedik. Buna rağmen Murat Papuç sizin için bulunmaz bir tanık haline geldi. Bütün bunları dikkate alınca, size hiç güvenimiz yok. Biz Gezi ile ilgili olarak ben yapmadım, görmedim, etmedim demiyoruz. Basın açıklaması mı? Benim müvekkillerim yaptılar. Herhangi bir sanığı bizim yüzünden tutuklu tutuyorsanız tutmayın. Bize sorun ki açıklayalım.Kimseden gizleyecek bir şeyimiz yok. Heyetinizi reddediyorum” dedi.

‘Ali İsmail’in annesiyim ben’

Avukat Hasan Fehmi Demir: ‘Ayrıca Mevlüt Saldoğan, Ali İsmail’in katili. Bu yüzden ceza aldı. Mağduriyetini ifadesinde şöyle dile getiriyor, ‘ölümden beni sorumlu tuttular bu olay sebebiyle işimden atıldım aile birliğim bozuldu, şikayetçiyim’.

Bu esnalarda salonda olan alan Ali İsmail’in annesi Emel Korkmaz, “Ali İsmail’in annesiyim ben” dedi. Mahkeme başkanı bunun üzerine “Sizin acınız anlıyorum ben” dedi. Korkmaz “Anlayamazsınız” diye yanıt verdi.

Avukat Fehmi Demir ise mahkemede şunları söyledi: “Murat Papuç’la ilgili olarak TEM şube tarafından bir yazı geliyor. sonraki gün bir başka yazı geliyor. Bu müzekkerelerde bu kişinin soyadını değiştirdiğini ve Eren olarak kaydettirdiğini söylüyorlar. Ancak siz Murat Papuç olarak dinlediğiniz kişi ya size sahte kimlik ibraz etti, ya da Murat Eren olduğunu bildiğiniz halde Papuç diye tutanağa geçtiniz. İkisi de suçtur. Sahte bir kişiyi tanık olarak dinlemişsiniz. Duruşmadan çekilmeniz gerekir.”

Ayhan Erdoğan: Polisin ayağı cinayet silahı

Avukat Ayhan Erdoğan: “’Az önce bahsedildi, yargılama aşamasında da Korkmaz ailesinin avukatıydım. Taş ve sopa yaralanması nedeniyle olduğunu söylediniz. Gezi ile ilgili şikayetçi kitlesi, kurumlarda çalışan kişilerin kendilerine rapor alması ile elde edilmiş. Polis Mevlüt Saldoğan’ın aldığı rapor, ayak baş parmağının zarar görmesi nedeni iledir. O ayak bir cinayet silahı. O kadar şiddetli bir tekme atmış ki ayak parmağı yaralanmış. Aldığı raporun gerekçesi de budur. Taş sopa diye bir şikayeti de yoktur. Bunun başka bir anlamı var. Bu siyasi bir hesaplaşma olduğunu gösteriyor. Bunun anlamı siyasi bir hesaplaşmadır. Gezi’de suç işleyen kamu görevlilerinin işlediği suçların aklanması anlamına gelir” diyerek red talebinde bulundu.

‘Tanığın kişilik bozukluğu var’

Duruşmada mahkeme başkanına, Can Atalay müdafi avukat Özgür Karaduman, sosyal medya hesabından Gezi ile ilgili tarafını belli edecek şekilde kullandığı söyledi. İlgili haberin bugün yayınlandığı belirtildi. Mahkeme başkanı “Benim hesabım yok” deyince, avukat Özgür Karaduman “Siz de buradaki sanıklar gibi mağdursunuz o zaman” dedi.

Av. Tuğçe Duygu Köksal: “Soruların yazılı verilmesi gibi bir usulün olmadığını, tanığın sesli ve görüntülü kayıt ile naklen dinletilmesini talep ettik. İki gerekçemiz vardı. Bir tanesi, tanığın güvenilirliğinin sorgulanması, ikincisi ise yüz yüze olmasıdır. Bunlar CMK’nın verdiği garantiler. Bu kişinin kitabını okuduğumuzda kişilik bozukluğu olduğunu kendisinin belirttiğini zaten görüyoruz” dedi.

Can Atalay: Mahkeme ketenpereye mi getiriliyor bundan kaygılanıyorum

Sanık olarak yargılanan Can Atalay ”öncelikle redde ilişkin karar vermeniz yetmez, ara karardan rücu talebini çözmeniz gerekir. İkincisi bence dosyadan el çekmeniz gerekir CMK’nın açık hükmü uyarınca. üçüncüsü katılma talebinden kısmen rücu talebinde bulunuldu, karar vermeniz gerekir. Dört, burada bir kişi tutuklu, karar vermeniz gerekir. Fikret abi söyledi, biz buradayız. Herşeyi açıkça söylüyoruz. Özür dilerim bu tabir için, heyetiniz ketenpeleye mi geliyor diye kaygılanıyorum” diye konuştu.
Atalay devamında şu ifadeleri kullandı: “Bir yazı yazdınız dediniz ki Papuç’un ifadesi eksik, tam halini bana yolla ey İstanbul Cumhuriyet BaşSavcılığı dediniz. Aynı gün savcılık yanıt verdi bende başka evrak yok ifadenin tam hali budur diye. Soru 1: Siz bu belgeleri geçen duruşmada neden okumadınız sayın başkan? Tutanakta yok. Ben müdafilere anlatmaya çalıştım ama arada jandarma olduğu için, Arada bir hendek olduğu için, bu salon bir orta çağ suru gibi tahkim edildiği için müdafilerime kaygımı iletemedim ama daha sonra nasıl geldiği belli olmayan bir tam metin tutanağı dosyaya geldi. Öyle ki, mücelle yapıcı ve benim de olduğum fotoğraflar var. Polis önüne fotoğfraf koymuş. Bu düşkün de oradan teşhiste bulunmuş. 15 temmuz önce usulün bir görünümüdür. Bu yüzden ketenpele olabilir diyorum. Evrak ön bürodan verilmiş. Kim vermiş belli değil. Siz mahkeme heyetisiniz. Bu işi çeviren kimse suç duyurusunda bulunmalı, tedbir almalısınız.

‘Bu dosyadan el çekmeniz gerekir aksi bu memlekette başka bir hukuk uygulandığı anlamına gelir’

Ön yazısız evrak dosyaya giremez. Ayrıca mahkemenizin takip ettiği usul kabul edilemez. Bir an için kabul etsek bile, sizin dosyadan el çekmeniz gerekir. Ben söylemiyorum İstanbul Ccumhuriyet BaşSavcılığı terör örgütlü suçlar bürosu söylüyor. Hatırlatayım 25 Aralık soruşturması ile ilgili karar. Sayın başkan ben ailemden memnunum. Sayın CumhurBaşkanını ile akrabalık ilişkim olmaması nedeni ile onun akrabaları hakkında yapılan yorum benim hakkımda yapılmıyor. Ben bu ülkenin yurttaşıyım. Sayın Cumhurbaşkanının akrabaları hangi usule tabi ise, ben de o usule tabi olmalıyım tutuklu Kavala da. Bu nedenle sizin dosyadan el çekmeniz gerekir. Aksi bu memlekette bazı kişilere başka bir hukuk uygulandığı anlamına gelir.”

Ara sonrası gerginlik

Mahkeme heyeti, reddi hakim talebi bir önceki duruşmada alınan kararlardan geri dönülmesi taleplerini değerlendirmek üzere duruşmaya ara verdi. Ara sonrası tekrar başlayan duruşmada, mahkeme reddi hakim talebini reddetti. Avukatlar salondan dışarı çıkarak kararı protesto etti. İzleyenler de bu kararı alkışla destekleyince mahkeme başkanı alkışlayan herkesin dışarı çıkarılmasını talimatını verdi. Duruşma salonundaki CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu söz almak isteyerek “Avukatsız duruşma yapılamaz” dedi. Mahkeme Başkanı Sezgin Tanrıkulu’nun da dışarı çıkartılması için talimat verdi. Tanrıkulu, talimata uymamak için direnince tartışma çıktı.

Osman Kavala avukatları dışarı çıkartıldığı beyanda bulunmak istemediğini söyledi. “Tanık yasaya uygun dinlendiği takdirde soru sormak istediğim için beyanda bulunmuyorum” dedi.

Kavala tutukluluğuna ilişkin ise şunları söyledi: “AİHM’nin açıkça belirttiği gibi bu dosyada suçlamalara dayanak olabilecek bir bilgi yoktur. Dolayısıyla benim hükümete karşı ayaklanma planladığım ve yönettiğime dair hiçbir bulgu yoktur. Yargılananların gizli bir planı gerçekleştirdiklerine dair hiçbir şey de mevcut değildir. Bu nedenle beni suçla ilişkilendirebilecek bir gizli bir bilginin, delilin olması mümkün değildir. Delil olmaksızın kişinin özgürlüğünden mahrum edilmesi hak ihlalidir.”

AİHM’nin kararını hatırlatan Kavala, “Mahkemenizin AİHM kararındaki kesin ve açık tespitleri gözardı etmesi anlaşılır değildir. AİHM kararı geçerli bir karardır ve değişmediği sürece mahkemeniz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini ihlal etmeye devam etmeniz anlamına gelmektedir. Hakkımdaki hukuksuz tutuklama uygulamasına derhal son verilmesi gerektiğine inanıyorum” dedi.

Kavala’dan sonra söz alan Mücella Yapıcı: “Müdafim olmadan devam etmeyi uygun bulmuyorum” dedi. Geri kalan tüm sanıklar da avukatları olmadan konuşmayacaklarını söylediler.

Savcı, mütalaa için verilmesini ve Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti. Mahkeme heyeti ara karar için toplandıktan sonra Osman Kavala’nın tutukluluğuna devam kararı verdi.

Duruşma 18 Şubat’a ertelendi.