Halklara düşman doğmak, Ermeni soykırımı ve ırkçı “hukukçuluk” – Metin Feyzioğlu

Türkiye Barolar Birliği başkanı Metin Feyzioğlu, TBB’de düzenlenen “Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları Açısından 27’nci Yılında Hocalı Katliamı” sempozyumunda konuştu. Feyzioğlu, Hocalı Katliamı’nı soykırım olarak tanımlayarak, “Hocalı’da Taşnak çeteleri tarafından gerçekleştirilen kıyım, belli bir ulusal etnik, ırksal ya da dinsel bir grubun kısmen ya da tamamen ortadan kaldırılması amacıyla işlenen suçlar içinde değerlendirilecek özellikler taşıyor. Özetle bu bir soykırımdır” dedi.

Feyzioğlu, açıklamalarının devamında şu iddiaları öne sürdü:

“Hukuk ve insanlık dışı bu kıyımla birlikte mağdurların taşınır taşınmaz mal varlıklarına el konulmuş, bölgede etnik arındırma uygulaması, kendine ‘uygar’ diyen dünyanın gözleri önünde gerçekleşmiştir. Soykırımın sevk ve idaresinde doğrudan ya da dolaylı bir şekilde sorumluluk sahibi olan kişilerin bazıları, sonra ki dönemlerde Ermenistan devletinin en üst mevkilerine kadar gelmiştir. Bu, işgal ve kıyımın münferit bir eylem değil Ermenistan’ın benimsediği bir devlet politikası olduğunu da göstermektedir.”

“Hepimiz Türk’üz”

“24 Nisan’da Ermeni olanlara inat” kendilerinin Türk olduğunu vurgulayan Feyzioğlu, “Her 24 Nisan’da göstermelik çağdaşlık ve modernlik uğruna ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diyerek, kendini Batı dünyasına kabul ettirmeye çalışan, aslında işgal altındaki İstanbul’un aydınımsı bir devamı olan malumlara inat bugün diyoruz ki hepimiz Türküz'” ifadelerini kullandı.

Neresinden tutarsanız dökülen bir açıklama. Adı Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları Açısından… kelimeleriyle başlayan sempozyumu düzenleyen Feyzioğlu’nun başkanı olduğu TBB üyesi hukukçuların uydurmaca dosyalarla tutsak edilmesinden de tutarsanız, yargının gizlemeye hiç ihtiyaç duymaksızın muhaliflere karşı kullanılan bir silah olarak kullanılmasından da tutarsanız, elinizde, egemenlerin kıçındaki pisliği silen bir paçavradan fazlası kalmayacaktır.

Peki daha önce kendini muhalif göstermeye çalışan malumun bu açıklamaları bizi şaşırtmalı mı? Yoksa ırkçı ve muhalif olmanın çelişkisinin eninde sonunda çözüleceğini ve kalkış noktasının varış noktasını gösterdiğini mi anlamamız gerekir?

“Hepiniz Ermeni’siniz, hepiniz piçsiniz”

7 yıl önce 26 Şubat günü ise Taksim’de bu sloganlar atılıyordu. Hocalı Katliamını Anma Gönüllüleri Komitesi tarafından “Ermeni Yalanına Sessiz Kalma” başlığı altında örgütlenen ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin de katıldığı mitingde halklara yönelik tehdit, küfürler içeren pankartlar; sloganlar ile Taksim’de nefret söylemi yükselmişti.

Bir hafta sonrasında ise ırkçılık söylemlerinin yükseldiği Taksim’de binlerce insanın katılımıyla “ırkçılığa geçit vermeyeceğiz” denilmişti.

Galatasaray Meydanı’nda toplanılmasının ardından “Irkçılığa karşı halkların kardeşliği için yürüyoruz” yazılı pankartın arkasında yürüyüşe geçildi. Kortejin yanında da “Soruyoruz! 2007 Hrant, 2011 Uludere Katliamı, 1943 33 Kurşun, 1980 Çorum, 1909 Adana, 1926-27 Ağrı, 1978 Maraş, 1977 1 Mayıs, 1978 Beyazıt, 1978 Bahçelievler,  2007 Zirve Yayınevi,  1864 Çerkes, 1993 Sivas, 1934 Trakya, 1938 Dersim, 1919 Pontos, 1915 Ermeni ve Süryani Soykırımı, 1955 6-7 Eylül Pogromu… Bunlar da mı Münferit?” yazılı bir pankart vardı.

“Nefret Sizin İnsanlık Bizim” şiarıyla yapılan eylemde Türkiye Sosyalist Azerbaycanlılar Birliği’ni temsilen gelen Metleb Muhtarov ise, Hocalı Katliamı’nın siyasi malzeme olarak kullanılmasına karşı olduklarını söyleyerek bir kez daha “hiçbir katliam bir diğerinin bahanesi olamaz”, “hiçbir acı diğerinden üstün değildir” demişti

Yıllar geçti İdris Naim Şahin ve birçoğu artık yok ama aynı ağız konuşuyor…

Yine yeniden Kerinçsiz vakası

Kemal Kerinçsiz 2005 Mayıs’ında yapılması planlanırken Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in sert tepkisiyle 23 Eylül’e ertelenen “İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri” konferansını mahkeme kararıyla yasaklatan hukukçu olarak tanınmıştı.

O günlerde Büyük Birlik Partisi (BBP) ve İşçi Partisi üyesi 40-50 kişilik gruplar konferansa gelip gidenlerin üzerine yumurta ve domates attılar.

Kerinçsiz  yine 2005’te “Türklüğe hakaret” iddiasıyla ertelemeli altı ay hapse mahkum edilen Agos  gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’e ilişkin Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi kararını gazeteci aleyhine bozulması talebiyle temyiz etti.

Temyiz dilekçesinde Kerinçsiz,  “sanığın suç işleme eğiliminde olduğu ve eylemden dolayı Türk toplumunda infial yarattığını”  savundu.

Hrant’ın ölümünden sonra 12 yıl geçmesine rağmen cinayetin emrini verenler hala yargılanmazken, Kemal Kerinçsiz ortada yok ama TBB başkanı Feyzioğlu aynı rolü oynuyor.

301’inci madde gibi ucube yasalarla yönetilen ülkemizde ise sorun yargıdan çok daha ötesinde ve devlet aygıtının bütün hücrelerini sarmış durumda.

Bu pislik kokan nefret saçan ağız hiç kapanmadı. Kuruluşunda halklar mozaiği bir coğrafyada halklar mezarlığı yaratan TC devleti Ermeni ve Süryanilere soykırımı dayatmış, bütün halkları birbirine kırdırmış ve bu kan gölünün üzerine bir Türk kimliği yaratmaya çalışmıştı.

Yani Feyzioğlu değişmemiş, genetik kodlarını yansıtmasının önündeki engeller kalkmış aynı ağız tekrar konuşmuştur. Bir ırkçının, gerçek yüzü ise dünyanın en çirkin görüntüsüdür.

Gelen bu pis koku ise tarihten gelir.