Hasankeyf Koordinasyonu: Her gün suç işleniyor

Hasankeyf Koordinasyonu, 13 Şubat Perşembe günü, 12 bin yıllık tarihin sular altında kalması nedeniyle bugün bir basın toplantısı düzenledi. Basın açıklaması sonrasında konuşan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “1954’ten beri olan bir proje ve maalesef önleyemedik. Tarih, ekoloji ve çevre katlediliyor. Son kez söylüyorum: Kurtarabildiğimiz ne varsa kurtarma imkânımız var ve herkesi dayanışmaya çağırıyorum” dedi.

İstanbul’da Hasankeyf Koordinasyonu tarafından düzenlenen basın açıklamasına CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve HDP Milletvekili Hüda Kaya da katıldı. Kaya, “Hasankeyf’in sesi olamadık. Binlerce yıllık bir tarihi elli yıllığa tercih eden bir kafa var karşımızda. Peki biz ne yaptık? Biz yaptığımızın yarısını bile yapmadık. Hasankeyf bütün değerlerin tamamıdır. Vicdanı kaybetmişler. Değerini kaybetmişler. Türk İslam dönemine bir kaç ait eseri alarak Hasankeyf’i kurtardıklarını sanıyorlar. Hasankeyf bütün dinlerin ve kimliklerin üzerindedir” diye konuştu.

‘Hepimiz o patlayan dinamitlerin altında kalıyoruz’

HDP PM üyesi Prof. Dr. Beyza Üstün, Hasankeyf’teki durumun 2015 yılında kent çatışmalarından dolayı yıkılan Diyarbakır’ın Sur ilçesi ile aynı olduğunu söyledi. Üstün şöyle konuştu: “Hasankeyf’in bugüne ait bir katliam değil, hepimizin belleğinin yok edilmesidir. Sadece bir şirket için ısrarla yıkılıyor. Bu coğrafyada hepimiz o patlayan dinamitlerin altında kalıyoruz. Hasankeyf yıkılan Sur ile aynı. Hasankeyf yok edilirken Hevsel yok ediliyor. Sorumluluğumuz bin kat daha artıyor. Hasankeyf’i korumak demek hem geleceğe hem geçmişe borcumuzdur. Oradaki halkın mücadele ve çırpınışını görelim. Vakit geç olmadan o kapakları birlikte açalım.”

‘Talan devam ediyor’

Doğu-Güneydoğu Dernekler Platformu adına konuşan Abdulhakim Daş ise şu ifadeleri kullandı: “Yıllardır Kürdistan coğrafyasında bu talan devam ediyor. İlk talanı yapan Moğol’du, son talan yapan da Moğol’dur. Bugünün Moğolları, sadece talanlar değil, 12 bin yıllık tarihi de yok ediyor. Doğayı talan eden bir zihniyet var. Gelin birlikte mücadele yürütelim.”

Hasankeyf Koordinasyonu adına yapılan basın açıklaması ise şöyle:

Israrı anlamak imkansız

Coğrafya ve yaşam açısından ülkemizin en yıkıcı projelerinden biri olan Ilısu Barajı’nda tüm eleştirilere ve geniş toplumsal protestolara rağmen su tutmaya devam ediliyor. En az 12 bin yıllık geçmişe sahip Hasankeyf su altında bırakılarak yok edilmek üzere. Dicle Vadisi boyunca tufan ve talan devam ediyor. Her geçen saniyede bir canlı, bir ev, bir tarihi alan sular altında kalıyor. 32 yıllık mücadele tarihinde ısrarla tahribatın boyutları anlatıldığı, bu projeden vazgeçilmesi çağrısı yapıldığı halde Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santralinin bir devlet projesi olduğu söylenerek yapımında ısrar edilmesini anlamak imkânsız.

Dicle yok edilmeye başlandı

Özellikle son 10 yılda Dicle Vadisi boyunca yakma, yıkma, yok etme politikaları uygulandı. Tarihi alanlar dinamitlendi, yüzlerce, binlerce yıldır orada yaşayan tarihi eserler yerlerinden koparılarak başka bir alana taşındı. Zorunlu kamulaştırmalarla insanların evlerine, tarım arazilerine, yaşam alanlarına el konuldu, göçe zorlandılar. Kamuoyu bütün bunları yakından takip etmişse de, ne yazık ki gereken büyüklükte tepki gösterilmediği için proje gerçekleştirilmektedir. Hiç kapanmaması gereken baraj kapakları Temmuz 2019 tarihinde kapatılmaya, canlı bir varlık olan Dicle Nehri ve Dicle Vadisi yok edilmeye başladı. Kapakların kapatılması ile ilgili uyarılar yapılmadığı için çok kişi mağdur oldu, hızlı yükselen suların köylerine ulaşması sonucunda birçok sakin, eşyasını alamadan göç etmek zorunda kaldı. Baraj göletinde bir kişi boğularak hayatını yitirdi. 400 kilometrelik alanda ekolojik yıkımın boyutu, kapsamı hâlâ bilinemiyor. Kapakların kapatılmasıyla birlikte milyonlarca canlı, yaşam kaynağı olan Dicle’nin sularında boğduruldu. Göletinde her gün ortalama 15 cm suyun yükseldiği ve yüzde 20-25 doluluk oranına ulaşan Baraj, Vadi boyunca Tufan’a dönüşmüş durumda. Tepkiler sonucunda, soyu tükenme riski altında olan canlılarla ilgili yeni yuvalanma alanları yapılacağı belirtilse de alan boyunca kuşlar için yapılmış iki üç kule dışında bir çalışma görülmüyor.

Yeni köylüler çözüm bekliyor

Baraj gölü Hasankeyf’in 2 km. batısında ve Batman merkeze bağlı olan Suçeken (Şkefta) köyüne ulaştı. Şu ana kadar 22 köy bütünüyle sular altında kaldı. 30 köyde de evlerin bir bölümü, tarım arazilerinin büyük bir bölümü sular altında. Nehir boyunda bulunan bu köylerden yüzlerce insan göç etmek zorunda bırakıldı. Baraj göletinden hâlâ etkilenmemiş ya da çok kısmi olarak etkilenmiş olan 147 köy var. Bu köylerdeki insanlar yapay göletin sularının onlara ne zaman ulaşacağını bilmedikleri için büyük bir belirsizlik yaşıyor. Zorunlu kamulaştırma sonucunda göçe zorlanan 80 bin insanın çok büyük bir bölümü hâlâ göç etmediği için ortaya çıkacak sosyal ve ekonomik tahribat daha gerçekleşmiş değil. Yeni evler yapılacağı söylenen birçok köyde inşaat çalışmaları başlamadan gölet suları köylere yetişmiş durumda. Boğulmak ile evsiz kalmak arasında sıkışan köylüler çözüm üretilmesini bekliyor.

Aileler zor durumda

Son yıllardaki uyarılarımız maalesef doğrulandı ve göç edenler gittikleri yerlerde yeni yaşamlarını çok zor şartlar altında desteksiz kurmak zorunda kalıyor. Tamamen su altında kalacak olan 80 köy ve kısmen su altında kalacak olan 124 köy için Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından sadece 4 yeni yerleşim yerinin yapılması sonucu on binlerce insan, aldıkları yetersiz miktarda tazminatla Siirt, Batman, Diyarbakır ve diğer büyük kentlere göç etmeye başladı. On binden fazla “topraksız” insan ise hiçbir tazminat alamadan göç etmekte. Ağustos ayından beri yüzlerce aile Hasankeyf’ten tek tek Yeni Yerleşke’ye taşınırken, Hasankeyf için özel çıkarılan İskan Yasası çerçevesinde 511 kişiye Yeni Yerleşke’de barınma hakkı verilmedi. Yeni Yerleşke’de ev verilmeyen ve zor durumda olup da Hasankeyf’ten ayrılmayan 25 aile evsiz kaldığı için şu an elektriğin kesildiği, suyun da günün belirli saatlerde verildiği tarihi ilçede yaşamaya çalışıyor. Aileler, suyun yükselmesiyle şimdi zorla çıkarılma tehdidi ile karşı karşıyalar. Yeni yerleşkede yapımı devam eden veya biten toplam 50 konut mülki amirliklere gelir getirir bahanesiyle mağdur ailelere verilmediğinden Hasankeyflilerin mağduriyeti giderilmemektedir.

Kaynak: Gazete Duvar