HDK ekonomik krizle mücadele kampanyası başlatıyor

Ekonomik krizle mücadele kampanyası başlatan HDK, eylem takvimini ve taleplerini açıkladı. HDK, “Kamu için ekonomi temel stratejimizidir. Ekonomi için kamu ise savaşlar ve krizler sistemidir. Birlikte beslendikleri savaşa izin vermeyeceğiz. Besleneceğimiz barışı inşa edeceğiz” dedi.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) “Halklarımızı krize karşı birlikte mücadeleye dayanışmaya çağırıyoruz” şiarıyla ekonomik krize karşı mücadele kampanyası başlatıyor. HDK Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısıyla kampanya duyurusu yapıldı. Basın toplantısına HDK Eş Sözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sedat Şenoğlu ile HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, SYKP Eş Genel Başkanı Cavit Uğur katıldı.

Açıklama HDK’den Ahmet Kavruk’un kampanya duyuru açıklamasıyla başladı. Kavruk, kampanyanın hareket noktasını emek, doğa, kadınlar açısından krizin toplumsal hayata, kültür, sağlık, eğitim alanlarına yansıyan tüm boyutlarını ele almak olarak tanımladı.

Ülkede yaşanan ekonomik krizin nedenleri üzerine değerlendirmelerde bulunan Kavruk, “Kapitalizmin yapısal krizi kadar, rant ve talana dayalı iktidar politikaları, yolsuzluk ve kamu kaynaklarının toplumsal yarar için kullanılmak yerine yandaşlara peşkeş çekilmesi ile toplum yararı olmayan ekonomik politikaların da etkisi vardır. Ayrıca uzun yıllardır ülkede uygulanan savaş politikaları, toplumun refahı için harcanması gereken bütçenin savaş ve savunma ekonomisine aktarılması sonucunu yaratmış ve bu durum krizle birlikte yoksulluğu derinleştirmiştir. İktisadi kriz güncel olarak toplumda yerel seçimlerin etkisi ve belediyelerde yaşanan yolsuzlukların teşhirine başlanması ile birlikte israf olarak görünmeye başlamıştır. Oysa unutmamalıyız ki krizin asıl sebebi kapitalist sistemin kendisidir” diye konuştu.

Kampanyanın temel hedefinde toplumsal örgütlenme ile alternatif ‘yeni yaşam’ın, kapitalist inşa edilmesi yattığını söyleyen Kavruk, “Özlemini duyduğumuz, kapitalist-üretim tüketim ilişkilerini aşan, insan, doğa ve toplumu merkezine alan kadın özgürlükçü yaşamı gerçekleştirinceye kadar yürüteceğimiz her faaliyet aynı zamanda zihniyet dönüşümü ve anda devrim hedefiyle, devrimci toplumsal dönüşüm perspektifiyle olmalıdır” dedi.

Kazanımla sonuçlanan mücadele hattına ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Kavruk şunları kaydetti:
“Faaliyetlerimizle toplumun en geniş kesimlerine ulaşmak ve onları talebin sahibi yapmak için toplumun büyük çoğunluğunu ilgilendiren temel talepleri öne çıkararak kısa ve orta vadede kazanımla sonuçlanmasını sağlayacak bir mücadele hattına ihtiyaç vardır. Uzun vadede hedeflediğimiz, kapitalizme alternatif ekonomik sistemin inşası ile halkların, inançların, kültürlerin demokratik, eşit ve özgür ilişkiler içinde bir arada yaşayacağı bir siyasal yapının oluşması ve halklarımızın kurtuluşunun böylesi bir sistemde olabileceğine dair umudun büyütülmesi ise meclislerin özgün örgütlenmelerinden geçecektir.

“Kapitalizm doğası gereği krizler rejimidir” diyen Kavruk, temel stratejik hedeflerinin HDK’nin “Yeni Yaşam” şeklinde ifade ettiği sistemin inşası olduğunu belirtti. Kavruk, şöyle konuştu: “Üreten, paylaşan, doğayla uyumlu yaşamı güçlendiren Yeni Yaşam ısrarımız, savaş ve krizlerden beslenen finans kapital sistemine karşı direncimizdir. Bugün doğa can çekişmektedir. Paylaşarak korumayan bir insanlık kendisiyle birlikte doğal canlılığı yok etme eşiğindedir. Yeni Yaşam direncimiz tüm canlılığın çığlığıdır. Ekonomi nüfusun hareketidir. Bu hareket paylaşımcı olursa yaşanabilir bir dünyayı mümkün kılar. Kamu için ekonomi temel stratejimizidir. Ekonomi için kamu ise savaşlar ve krizler sistemidir. Birlikte beslendikleri savaşa izin vermeyeceğiz. Besleneceğimiz barışı inşa edeceğiz.”

Eylem takvimi ve taleplerin aktarılması ardından eş sözcü ve eş başkanlar kamyanyaya ilişkin açıklama yaptı.

ŞENOĞLU: KRİZE KARŞI MÜCADELE YENİ YAŞAM İNŞA MÜCADELESİDİR

İlk sözü alan HDK Eş Genel Sözcüsü Sedat Şenoğlu, Türkiye’de emperyalist küresel krizden bağımsız bir kriz yaşanmadığını ancak Türkiye’deki krizin dolaysız sorumlusunun AKP olduğunu belirtti. “AKP bu krizin dolaysız sorumlusudur. Şenoğlu, “Küresel boyutta kriz var, bölgesel boyutta kriz var, ülkede kriz var. Kriz yıkım, kaos düzeni demektir” dedi. Emekçi tüm kesimlerin kriz dolayısıyla kırıma uğradığını kaydeden Şenoğlu, yaşanan krize karşı mücadelenin de olduğuna dikkat çekti. Şenoğlu şöyle devam etti:

“Kriz var ama bir mücadele de var. Dünya ezilen halkların ve emekçilerin kesintisiz mücadelesi var. Ülkemiz için de geçerli. 21. yüzyılın başından itiaren dünyayı değiştirme arayışı ve örgütlenmesi sürüyor. Ülkemiz Gezi gibi bir tarihsel deneyime sahip. Kapitalist sistemin faşist iktidarlarına karşı büyük bir toplumsal ayaklanma dalgasının bir parçasıydı. Yığınlar yeni bir dünya, yeni bir hayat ve yaşam arıyorlar. Biz kampanyayla sadece ekonomik krizin sonuçlarının teşhirini değil, alternatif yaşam ve görüşünü yaratma arayışındayız. HDK’nin temel stratejisine hizmet etmesini amaçlıyoruz. Krize karşı mücadele, yeni yaşamın inşa mücadelesidir” diye konuştu.

TEMELLİ: SOYSUZ SİYASETLE, DAMAT EKONOMİSİYLE GİDECEĞİMİZ YOL YOK

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, dünyada ekonomik krizi yaşarken, Türkiye’de ek olarak AKP ve Erdoğan krizinin yaşadığını kaydetti. Türkiye ekonomisinin dünya ekonomileri arasında kırılgan beşli listesinden eksik olmadığını söyleyen Temelli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’deki krizin nedeni olduğunu belirtti. Ekonomik krizlerin en önemli sonucunun adaletsizlik anlamına geldiğine dikkat çeken Temelli şöyle devam etti.

“Adaletsizliğin göstergelerini görmek istiyorsanız yarın Ankara Sincan’da görülecek Figen Yüksekdağ’ın duruşmasına gidin. Orada adaletsizliğe tanıklık edin. Mahkeme salonlarında neler yaşandığını bir kez daha görün. Adaletsizliğin boyutunu görmek istiyorsanız dün Yargıtay’ın verdiği KCK kararlarına bakın, adaletsizliğin ne boyuta geldiğini görün.

“Ekonomide ciddi adaletsizlik var. Bunun sorumlusu iktidardır. Kendi iktidarını devam ettirebilmek için bu adaletsizlikken besleniyor. Hukuksuzluğa hukkusuzluk katıyor, şidet ve savaş politikalarıyla ayakta durmaya çalışıyor.

“Ekonomi yüzde 1 küçülme yaşamış. İktidar bunu çözmek adına herhangi bir adım attığını görmemiz mümkün değil. Savaş politikalarında israr ederek silahlanma yarışını kimseye bırakmamaktadır. Ekonomi küçülüyor, S-400’ler alınıyor. Amerika’da silah pazarlığı yapıyor. Nükleer santral, nükleer başlıklı füze anlaşmalarının peşinde koşuyor.”

Sadece ülke ekonomisinin küçülmediğini halkın ekonomisinin de küçüldüğüne örnekler verdi. “Eğitimde, sağlıkta, sosyal güvnlikte bunu görüyoruz. Çocuklar beslenemiyor. İşsizlik devasa boyutta. Türkiye varsıllar için vergi cenneti, yoksullar için cehenneme dönüşmüş durumda” dedi.

Yaşanan bu sorunlara karşı toplumun bütün kesimlerinin bir araya gelerek demokrasi ittifakında buluşması çağrısı yapan Temelli, “Mahallesinde iş yerinde meclislerini oluşturrak dayanışma ağlarını kurarak, bu iktidara karşı bu mücadeleyi yükseltelim. Soysuz siyasetle, soylu yalanla, damat ekonomisiyle gideceğimiz bir yol yok. Hep birlikte durarak bu adaletsizliğe dur diyebiliriz” dedi.

UĞUR: YENİ BİR TOPLUMSAL İNŞA MÜMKÜN

SYKP Eş Genel Başkanı Cavit Uğur da, emekçilerin hayatına mal olan düzenin sürdürülmesinin mümkün olmadığına işaret etti. Krizin boyutlarının her geçen gün arttığını belirten Uğur, “Türkiye’de gıdaya ulaşma krizi var. Tarım alanları, suları, toprakları zehirleniyor. Endüstriyel tarıma peşkeş çekiliyor. İnsanlar geçimlik tarım yapamaz hale geldiği bir sistem içinden geçiyoruz. İşçiler, asgari ücretli iş bulunca şanslı sayıyorlar. Bütün bunlara rıza gösteremeyiz. HDK’nin ortaya koyduğu program ve kampanyayı destekliyoruz. Kürdistan’dan batıya elimizdeki imkanları birleştirmek, toplumsal dayanışma ağı kurarmak gerekiyor. Yeni bir toplumsal inşa mümkündür” diye konuştu.

TÜMÜKLÜ: KRİZDEN ÇIKIŞ YOLU VAR

ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü ise ezilenlerin çıkış yolunun krizin yarattığı sonuçlar karşısında, taleplerin daha cüretli bir şekilde dile getirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Toplumun çıkışsız olmadığını vurgulayan Tümüklü, en temelde politik özgürlüğün kazanılması, özgürleşmenin ve adaletin inşa edildiği eşitlikçi bir dünya mücadelesinin önlerinde durduğunu kaydetti. Kampanya çalışmalarında yer alacaklarını söyleyen Tümüklü, “Rolümüzü ve sorumluğunu biliyoruz, buna uygun başarıya ulaştırmak görevimizdir” dedi.

KOÇYİĞİT: LÜKS HARCAMA YAPANLARLA AYNI GEMİDE DEĞİLİZ

Basın toplantısının son konuşmasını HDK Eş Genel Başkanı Gülistan Kılıç Koçyiğit yaptı. Yaşanan krizin kader olmadığını vurgulayan Koçyiğit, Saray’ın harcamalarını aktardı. Saray’da bir günde 4 milyon TL’den fazla harcama yapıldığını söyleyen Koçyiğit, “Birilerinin cebini doldurmak için çalışıyor. Bu kader değil. Bize dayatılan başka bir yaşamla, krizden çıkış yolunun olduğunu düşünüyoruz. Bütün sistemin değiştirilmesiyle mümkün olabilir. Emeğimize el konulmasına itiraz ediyoruz. Bizler lüks harcamalar yapanlarla aynı gemide değiliz. Bütün ezilenler olarak yan yana gelirsek bu bozuk düzeni değiştireceğiz” dedi.

KRİZ KARŞITI KAMPANYA TAKVİMİ

HDK, il meclisleri ve meclis girişimleri bulundukları alanlarda kampanya ekseninde etkinlikler düzenleyecek. 15 Ekim’e kadar paneller, seminerler, halk toplantıları küçük atölyeler, bildiri dağıtma ve benzer etkinlikler düzenlenmesi planlanırken, 15-31 Ekim arasında da basın açıklaması gerçekleştirilecek. Kasım ayında yerel mitingleri örgütlemeyi planlayan HDK, Aralık ayında ise İstanbul veya Ankara’da “Halk İçin Bütçe” temasıyla bir miting düzenleyecek.

KAMPANYANIN TALEPLERİ

• Temel ihtiyaç düzeyinin altında kalan hane başına su, elektrik ve doğalgaz tüketiminden ücret alınmasın. Bu düzeyin üstündeki tüketim kademelendirilerek ücretlendirilsin.
• Temel gıda maddelerinden KDV kaldırılsın.
• Haftalık çalışma süresi, ücretler düşürülmeden 35 saate düşürülsün.
• Asgari ücret, işçinin ve ailesinin gereksinimlerinin karşılanması ilkesi gözetilerek belirlensin ve vergi dışı bırakılsın. En düşük emekli maaşı da bu kritere göre belirlensin.
• İşçi ve memurların ücretleri net olarak ödensin.
• İşten çıkarmalar yasaklansın.
• İşsizlik sigortasından yararlanma kolaylaştırılsın, ödemeler artırılsın.
• Herkesten geliri ve servetiyle orantılı vergi alınsın.
• Emeklilik yaşı kademeli olarak düşürülsün, emeklilikte yaşa takılanların mağduriyetleri giderilsin ve emekli maaşları insanca yaşanabilir bir düzeye yükseltilsin.
• İş güvencesinin kapsamı genişletilsin, esnek ve güvencesiz çalışmayı kolaylaştıran uygulamalara son verilsin.
• Kamu kaynaklarının, şirketlerin borçlarının üstlenmesinin önüne geçilsin, krizin faturası emekçilerin sırtına yüklenmesin.
• Kamuda yapılan işe alımlarda sözlü uygulama, açıktan atama gibi torpil uygulamalarına son verilsin. Her türlü kadro için işin niteliğine göre liyakat esaslarının belirlendiği, haksızlığa asla yer vermeyecek merkezi sınav sistemi getirilsin.
• Çalışma yaşamında toplumsal cinsiyet eşitliği hayata geçirilsin, kadınların karşılaştığı ayrımcı tüm uygulamalar kaldırılsın. Tarım alanı başta olmak üzere aynı işi yapan kadın ve erkeklere eşit ücret verilsin, farklı ücret ödenmemesini sağlayacak yasal düzenlemeler yapılsın.
• Sağlık hizmetlerinde her türlü katkı, katılım payı ve ilave ücret alımına derhal son verilsin.
• Eğitim alanında özelleştirmelerden vazgeçilsin. Demokratik, laik, bilimsel ve anadilinde eğitim sistemi için ilgili tüm taraflarla bir araya gelinerek çalışma başlatılsın.
• Garantörlük verilerek yaptırılan köprü, otoyol, havaalanı, hastane gibi tüm kuruluşlar kamulaştırılsın.
• Yapılacak tesislerde her türlü ekonomik faaliyette doğaya ve yaşama zarar verilmesinin önlenmesi için, ilgili STK’lar ve meslek örgütlerinin raporları alınarak ruhsatlandırma ya da faaliyetlerine izin verilsin.
• Tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlılık kaldırılsın. Üreticiler desteklensin.
• OHAL’in etkileri tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılsın. Öncelikle işten çıkarılanlar derhal görevlerine başlatılsın, tüm kayıplar tazmin edilsin. Düşünceyi ifade etme ve örgütlenme önündeki tüm engeller kaldırılsın.
• İçerde ve dışarıda savaş politikalarından vazgeçilsin. Kürt sorunun barışçıl ve demokratik çözümü için taraflarla müzakere süreci başlasın. Suriye ve Irak başta olmak üzere yurtdışındaki tüm silahlı güçler ülkeye dönsün. Komşu ülkelerle ve halklarıyla müzakereye dayalı dostane ilişkiler geliştirilsin. Savaş politikaları için bütçeden ayrılan paylar toplumun krizden etkilenmemsi için harcansın.
• Sığınmacı ve göçmenlerin, özellikle Suriye’de Türkiye’nin de müdahaleleriyle tırmanan savaştan dolayı ülkemize göç eden milyonlarca insanın kabul edilemez koşullarda yaşamasına, bedava ya da boğazı tokluğuna, güvencesiz ve kayıtdışı çalıştırılmasına son verecek düzenlemeler yapılsın. İlk olarak, Türkiye Cumhuriyeti BM Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu coğrafi sınırlama şerhini kaldırmalı, tüm sığınmacılara derhal mülteci statüsü tanımalıdır.