HDP’de Dünya Rojava Günü: Direnmek meşrudur

1 Kasım Dünya Kobanê Günü ve 2 Kasım Dünya Rojava Günü dolaysıyla açıklamalar yapan HDP il ve ilçe örgütleri, “Zorbalığı dayatanlara karşı demokrasi mücadelesi vererek direnmek meşrudur” diyerek, Rojava’nın demokrasi merkezi olduğunu vurguladı. 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) il ve ilçe örgütleri, 1 Kasım Dünya Kobanê Günü ve 2 Kasım Dünya Rojava Direniş Günü dolaysıyla açıklama yaptı. Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara dikkat çekilen açıklamalarda, “Bu saldırılar ‘Barış Pınarı’ değil olsa olsa bir ‘Batış Pınarı’ olabilir” denildi. Urfa, Şırnak’ın Cizre ve Silopi ilçelerinde, Adana ve Seyhan ilçesinde, Hatay, Antalya, Hakkari ve Diyarbakır’da yapılan açıklamalara, milletvekilleri, Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivistleri, Barış Anneleri Meclisi üyeleri ve çok sayıda kişi katıldı.

HDP Urfa il ve ilçe örgütleri açıklama yaptıkları sırada parti binası polislerce ablukaya alındı, giriş ve çıkışlarda Genel Bilgi Taraması (GBT) yapıldı.

Diyarbakır’da polis engeli 

HDP Diyarbakır İl Örgütü de Bağlar ilçesi Emek Caddesi basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına, HDP Diyarbakır milletvekilleri Dersim Dağ, Remziye Tosun’un yanı sıra HDP’li il ve ilçe yöneticileri katıldı. Açıklama öncesi cadde ve bağlı sokak başlarına zırhlı araçlar, TOMA ile çok sayıda çevik kuvvet polisi konumlandırıldı. Toplanan gruba, açıklamanın yasak olduğu ve dağılmaları yönünde ikazlar yapılırken, HDP Milletvekili Dersim Dağ ve polisler arasında uzun süre tartışmalar yaşandı. Görüşmeler sonunda sadece 30 kişilik grubun açıklama yapmasına izin verileceğini belirten polis,  açıklamaya katılmak isteyen çok sayıda yurttaşı ise bölgeden uzaklaştırıldı. Yurttaşlar, polisin bu tavrına alkış ve sloganlarla tepki gösterdi. HDP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Zeyyat Ceylan tarafından yapılan açıklamanın ardından dağılan kitleye, slogan, alkış ve zılgıtlarla eşlik eden yurttaşlar, polisler tarafından engellendi.

Ortak açıklama 

HDP il ve ilçe örgütleri, bulundukları kentlerde şu ortak açıklamayı yaptı:

“Halkları ve inançları baskı altına alarak sürekliliğini sağlayan eril kapitalist sistem ve tekçi anlayışlar, Kürt halkı başta olmak üzere Ortadoğu’da cinsiyet eşitlikçi demokratik bir yaşamı savunan herkesi hedefine koymaktadır. Küresel güçler ve bölgesel devletlerin halklara ve inançlara karşı birleşmelerinin en son örneğine 9 Ekim 2019 tarihinde Kuzey-Doğu Suriye’de başlatılan işgal saldırıları ile bir kez daha gördük.

İçinde bulunduğumuz zaman dilimi oldukça önemli bir eşiktir. Bedeller ödenerek kadın özgürlükçü, eşit ve demokratik yaşam inşasının yükseltildiği bu zaman diliminde demokrasiyi boğmak isteyen otoriter, tekçi yapılar ise zorbalığı ve savaşı dayatmaktadır.

Tekçi anlayışların erkek egemen bir siyasal sömürü ile birlikte insan yaşamına kast ettiği bugünlerde, Rojava özelinde ortaya çıkan dayanışma ve yükselen itirazlar oldukça önemlidir. Bu itirazlar geleceğin ancak demokratik bir yaşam ile mümkün olacağını tüm dünyaya göstermektedir.

1 Kasım, Nobel Barış Ödülü alanların, akademisyenlerin, aydınların, yazarların, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin çağrısı ile DAİŞ vahşetine karşı direnenlerle dayanışmak için Dünya Kobanê Günü ilan edildi.

2 Kasım günü ise Kuzey-Doğu Suriye’de statükocu veya küresel kapitalist sistemin tarafı olmak yerine demokratik bir yönetimin mümkün olduğunu gösterdiği için Dünya Rojava Günü olarak ilan edildi.

Rojava, kısa süre içinde Ortadoğu’nun jeopolitik karmaşası içinde eşsiz denilebilecek bir yer oldu. Rojava’da gerçekleşen Kadın Devrimi bugün dünya kadın hareketine olduğu gibi Türkiye’de de kadın özgürlüğü için mücadele eden bütün kadınlara ilham vermektedir.

Kendilerini tehdit eden tüm yapılara karşı Kürtler, Süryaniler, Araplar, Türkmenler, Çerkesler ve Ermeniler Rojava’da bulunan etnik aidiyetlerin ve inançların kendilerini özgürce ifade edebildiği bir demokrasi merkezine hızlı bir şekilde dönüştü. Bu kadar hızlı ve demokratik bir inşanın gerçekleşebilmesinin en büyük sebebi şüphesiz kadın özgürlüğü ile toplumsal devrimi birbirinden ayırmadan eş zamanlı bir inşanın gerçekleştirilmiş olmasıdır.

Kuzey ve Doğu Suriye yakın coğrafyalara Kadın Özgürlükçü bir demokrasi modelinin mümkün olduğunu gösterirken AKP-MHP iktidarı, ne pahasına olursa olsun başta Kürtler olmak üzere tüm halkların ve inançların Suriye’de bir statü sahibi olmaması için çaba harcadı. Bunun için neredeyse her türlü ittifakı geliştirmekte ve cihadist-selefi yapılarla işbirliği yapmaktadır. Yakın zamanda yaşamın her alanında çalışma yürütmüş ve Kadın iradesinin güçlü temsilcilerinden olan Hevrîn Xelef’in bu cihadist çeteler tarafından katledilmiş olması hedef alınan sistemin ve yerine getirilmek istenen anlayışın en net göstergelerinden biridir.

Suriye’deki iç savaş boyunca mülteci durumuna düşen milyonlarca Suriyeli bu siyasi iktidar tarafından pazarlık konusu olarak kullanıldı. Yüz binlerce insan yerinden edildi, yüzlerce insan yaşamını yitirdi, çocuklar eğitim hakkında mahrum bırakıldı ve bitme aşamasına gelen DAİŞ canlandırıldı.

Şu gerçek unutulmamalı ki, Kürtler bu toprakların asli parçasıdır ve halk olmaktan gelen doğal haklara sahiptir. Bu topraklar üzerinde demografi değişimi planları yapmak ve bunları adım adım uygulamaya çalışmak uluslararası bir suç olmanın yanı sıra bir savaş ve insanlık suçudur. Bütün tarihsel süreç boyunca eşit haklar temelinde birlikte yaşamanın önündeki en büyük engel ırkçı, milliyetçi ve tekçi politikalar olmuştur.

Halk yerine kendi koltuklarının, toplum yerine kendi partilerinin akıbetini düşünenler Kürt sorununda demokratik ve barışçı çözüm yerine savaş ve yıkım politikalarında ısrar edenlerdir. Şüphesiz bu bir çözümsüzlük olmakla birlikte Kürt Sorununu geleceğe daha ağır bir şekilde devretmektir. Sorunun çözümü Suriye topraklarında, savaşta, yıkımda ve gözyaşında değil, diyalog ile mecliste aranmalıdır.

‘Barış’ sözünü kullanarak savaş çıkaranlar hiç şüphesiz tarihe gömülecek ve çözülecektir. Bu saldırılar Barış Pınarı değil olsa olsa bir Batış Pınarı olabilir.

1 Kasım Dünya Kobanê Günü ve 2 Kasım Dünya Rojava Günü’nde zorbalığı dayatanlara karşı demokrasi mücadelesi vererek direnmek meşrudur. Kimliği ve inancı ne olursa olsun her birimizin tarihi sorumluluklar alması gereken günlerin şafağındayız.

HDP olarak yaşadığımız coğrafyadaki her türlü baskıcı, zorba, eril ve tekçi anlayışlara karşı demokrasi, barış ve adalet diyen herkesi demokrasi mücadelesini büyütmeye çağırarak Dünya Kobanê ve Dünya Rojava Günlerini kutluyoruz.”

Kaynak: M.A