Hekimler şiddete karşı büyük eylemlere hazırlanıyor

Türkiye’de yılda 12 bin ile 14 bin arasında sağlık emekçisi görev başında şiddet görüyor. İstanbul Tabip Odası Başkanı Pınar Saip, Sağlıkta Şiddet Yasası’nın çıkması için 15 Mart’ta Ankara’da büyük miting yapacaklarını ardından 17 Nisan’da Türkiye genelinde iş bırakacaklarını söyledi. 

Mezopotamya Ajansı’ndan Erdoğan Alayumat’ın haberine göre, sağlık çalışanlarına dönük son 17 yılda şiddet vakaları ciddi oranda artarken, yılda ortalama 12 bin ile 14 bin arasında sağlık emekçisi “Beyaz Kod” adı verilen şiddet ihbarında bulunuyor. Türk Tabipleri Birliği (TTB) verilerine göre son 10 yılda 12 sağlık çalışanı hasta yakınlarının saldırısına uğrayarak yaşamını yitirdi.

Sağlık alanında yaşanan şiddet vakalarına karşı TTB’nin talebi ile 6 yıl önce Sağlıkta Şiddet Yasası çıkması için Meclis İnceleme Komisyonu kuruldu. TTB tarafından hazırlanan şiddet raporu komisyona sunulurken, aradan geçen 6 yıla rağmen konuya ilişkin tek bir arpa boyu yol alınmadı.

6 yıldır Sağlıkta Şiddet Yasası komisyonda askıda beklerken, sağlık çalışanlarına dönük şiddet gün geçtikçe artıyor.

İstanbul Tabip Odası Başkanı Pınar Saip, sağlık emekçilerine dönük şiddet oranlarında ciddi bir artış gözlemlediklerini ifade etti. Sağlık hizmeti verildiği süre içerisinde her tür sözel veya fiili müdahaleyi şiddet olarak tanımlayan Saip, yılda aşağı yukarı 12 bin ile 14 bin arasında (Beyaz Kod) sözel veya fiili şiddete maruz kalan sağlık çalışanlarının ihbar verdiğini ve bu oranların sürekli arttığını dile getirdi. Sağlık sisteminin kendisi başlı başına bir sorun olduğunu ifade eden Saip, sağlık alanında şiddetin artmasında birçok neden olduğunu belirterek şöyle dedi: “Hastanelere başvuru talebi artmış durumda. Sağlık sisteminde yaşanan kısıtlamalar, hekimleri reçete yazma konusundaki kısıtlamalar, muayene sırasındaki kısıtlamalar. Bütün bunlar gelen kişilerin memnuniyetsiz ayrılmalarına sebep oluyor. Bunlar da şiddeti oluşturan önemli etmenler haline geliyor.”

‘Bir hastaya sadece 3 dakika ayırabiliyor’

Randevu sisteminde bir hekimin 10 dakikada 3 hastaya baktığını ancak bu sürenin sağlık çalışanları için ciddi sorunlar doğurduğunu dile getiren Saip, “Bir hekim hastasına sadece 3 dakika ayırabiliyor. Bu durum hastayı dinlemek, tedavi etmek, hasta değilse hasta olmadığına ikna etmek için yeterli bir zaman değil. Bir hekimin, bir hastaya en az 15 ile 20 dakika ayırması gerekiyor. Hastanelere yapılan başvuruların yüzde 60’ının gereksiz başvuru olduğunu söyleyebilirim. Bu kişiler aynı anda birçok hastaneye randevu alabiliyorlar. Birçok yerde tetkik yapabiliyorlar ve gereksiz hasta popülasyonu hastanelere yığılmış durumda.”

‘Saygınlığımız azaltıldı’

2012 yılında Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın yürürlüğe girdiğini anımsatan Saip, programın yürürlüğe girmesi ile birlikte var olan sorunları çözmekten çok daha sorunlu hale getirdiğini ifade etti. Toplumda sağlık merkezlerinde başvurulduğunda her türlü tetkikin yapılacağı, herkese her istediği ilacın yazılacağını, doktorun sadece bir aracı olduğu gibi bir algının yaygın olduğunu ekleyen Saip, “Bu durum biz hekimleri rahatsız ediyor işin moderatörü olabileceğimiz bir yerde aracısı durumuna düşmüş durumdayız. Bu hem halk karşısındaki saygınlığımızı azaltmış durumda hem de iktidardakilerin bize karşı söylediği saygın olmayan ifadeler halkın gözünde değerimizi düşürüyor. Ülkenin ekonomik, işsizlik başka nedenlerden kaynaklanan sorunları sanki sağlık sistemi içinde çözülecekmiş algısı yaratılmış durumda. Oysa hekimlerin yapabileceği sınırlı. Tedavisi mümkün olmayan hastaları tedavi etme durumumuz yok. Sonuçta ölümsüzlük diye bir şey yok. Ancak yapabileceğimiz şeyleri de mevcut sistem içinde hastaya yeterli zamanı ayıramadığımız için bunları da yapamıyoruz” şeklinde konuştu.

‘Cezalarla sorun çözülmez’

Sorunların sadece şiddetle çözüldüğü bir çağda yaşadıklarını, bu şiddetin sağlık alanında doruk noktasına çıktığını vurgulayan Saip, “Sadece cezalarla bu sorun çözülmez, ancak cezaların caydırıcı olması gerekiyor. Bir kişi sağlık ortamında hakaret ettiğinde bunun yaptırımlarının olduğunun farkında olmalı. Biz kamu hizmeti veriyoruz herhangi bir şiddet olayında cezaların iki katı olması gerekiyor. Sağlıkta Şiddet Yasası uzun süredir Meclis’te beklemekte, bu yasanın çıkması için hiçbir gayret sarf edilmiyor. Bu yılki 14 Mart Haftası’na sağlıkta çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve sağlıkta şiddetin son bulması talepleriyle giriyoruz” diye konuştu.

‘İktidarın işine gelmiyor’

İktidarın “Hekimi ağaca bağlayın kaçmasın, hekim efendi dönemi bitti, hekim her istediğimizi yapmak zorunda, hekimler cepçidir” gibi sağlık çalışanlarına dönük söylemlerinin ürkütücü olduğunu ifade eden Saip, bu söylemlerin halkta “Sanki hekimler onların aleyhine çalışıyormuş” gibi bir algı yarattığını ifade etti. Sağlık çalışanlarının bir bütün olarak hastalarla aynı tarafta olduğunu dile getiren Saip, “Biz hastalarımıza yardımcı olabilmek için ve bir insan hakkı olduğunu bildiğimiz için hekim olduk hastalarla aynı taraftayız bunun bilinmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

Sosyal devletlerde insanların hastalanmaması üzerine kurulmuş bir sağlık sistemi olduğunu ancak Türkiye’de bunun tam tersi olduğunu dile getiren Saip, Türkiye’nin de aşama aşama bu sisteme geçmesi gerektiğini ancak bu sistemin iktidarın işine gelen bir sistem olmadığını kaydetti.

Sağlık alanında şiddet vakalarının en çok yaşandığı alanların Acil Servisler olduğunu sözlerine ekleyen Saip, 80 milyon nüfusa sahip olan Türkiye’de yılda 110 milyon insanın acil servislere başvurduğunu ifade etti. Acil servislerin sorunların çözüldüğü yerler olmadığını belirten Saip, bu kadar yoğunluğun olduğu bir alanda şiddet ve benzeri sorunların baş göstermesi kaçınılmaz olduğunu ekledi.

‘Ticari hale gelmesinde doruk noktası oldu’

Şehir Hastaneleri için “Hastane fabrikaları” tanımını yapan Saip, “Şehrin dışında ulaşımı zor bir mekanda devletin verdiği arazi üzerine özel şirket hastaneyi yapıyor ve oradaki bütün hizmet alımı, firmaya kira olarak ödeniyor ve bu kiralar dolar üzerinden yapılmış durumda. Ankara’da bir tane şehir hastanesi açmak için şehir içinde 10 tane hastane kapatıldı. Bu hastanelerin çoğu kurumsal, köklü geçmişi olan hastanelerdi. Kısacası şehir hastaneleri hem ekonomik olarak devlete ciddi anlamda yük hem de gereksiz tetkik ve tedavilerin yapılması söz konusu. Tıp öyle bir şey ki usta çırak ilişkisi ve geleneklerin önemli olduğu bir daldır. Sistemin oturması için kurumun yıllardır işliyor olması lazım. Yepyeni hastaneler kuruyorsunuz ve bunun karşılığında işleyen kurumları kapatıyorsunuz hatta aleti, edevatı ile kapanıyor yeni yerde yeni ihaleler yapılıp yeni aletler alınıyor. Tıp alet, edevat ve görüntü değildir. Şehir hastaneleri sağlığın ticari hale gelmesinin doruk noktası” diye konuştu.

‘Gerekirse iş bırakacağız’

Kamuoyunu sağlıkta şiddet konusunda bilgilendirmeye devam edeceklerini, bunun için panel, seminer, sempozyum ve benzeri çalışmalar yapmaya devam edeceklerini sözlerine ekleyen Saip, Sağlıkta şiddet yasasının çıkması için her ayın 17’sinde nöbet eylemleri yapmaya başladıklarını ifade etti. Adım, adım bu eylemliklerin ardından 15 Mart tarihinde Ankara’da “Büyük sağlık çalışanları mitingi” yapacaklarını dile getiren Saip, “Taleplerimiz ciddiye alınmazsa 17 Nisan tarihinde ülke genelinde iş bırakmayı düşünüyoruz” dedi.