Her eve Erdoğan fotoğrafı asılsın- Ali Duran Topuz

 

“Barış hukuku, savaş hukuku” diyordum, “Devam edeceğim” diyordum. İçişleri Bakanlığı etti. Hukuka ve siyasete hükmeden “Kürt sabiti” işe koşuldu.

Seçim yaparsınız. Halk oy verir. Oyları sayarsınız. Bir sonuç çıkar. Bir yeri, bir işi, belli süreliğine yönetecek kişi veya kişiler seçilmiştir. Artık yapılacak şey sonraki seçimleri beklemektir. Siyaset de hukuk da bu seçim modelini öngörür, korur, kollar.

Türkiye 31 Mart seçimlerine girerken, Diyarbakır, Mardin ve Van dahil 100 il-ilçe kayyım ile yönetiliyordu. Devlet, “terör” maymuncuğunu işe koşarak başkanları görevden almıştı, özetle şöyle diyordu: Bunlar terör. Zaten çalışmıyorlar da. Kayyım atadık, hem terör ceza aldı, hem de kayyımlar öyle bir çalışacak ki halk mutlu olacak. Halk, nedense mutlu olmadı, gitti oyunu yine aynı adaylara verdi. Üstelik kayyımlar gerçekten çok çalışmıştı, belediye mallarını satmış, belediyelerin borçlarını katlamış, pırıl pırıl duşakabinler yapmışlardı. Çok temiz iş çıkarmışlardı yani. Fakat gel gör ki halk, seçmen gitti yine aynı kişilere oyunu verdi. “Gidin kendinizi başka yerde yıkayın bizim oyumuz bu” dedi.

YAPTIK, YİNE YAPARIZ

Bir seçmen grubunun, bir halkın oyu nasıl geçersiz olur? İstanbul seçimlerinde mesela bunu YSK eliyle yaptılar, Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını aldılar filan. Sandık yeniden kuruldu, on, on beş binlik fark çıktı sekiz yüz bine. “Hukuk” yolunu denedi iktidar, iyi denemeydi, denedi ve yenilgiyi hezimete çevirdi. (Kemal Can’ın kulakları çınlasın.) Bu “Batı” tarifesiydi. Doğu tarifesinde işler daha kolay: Dahiliye nezareti zaten usta bu işte, yaz iki satır, yolla kayyımı. Bitti. Yaptık, kimse ses etmedi. Gene yaparız, kimse ses etmez.

“Kürt sabiti” bir anayasa maddesidir. Yazılı değildir ama herkes bilir, yazmak bile gerekmez. Şöyledir madde: “Kürt bir şey seçemez.” Seçebileceği tek şey, devlete hizmet etmektir. O hizmeti bile kendi seçimiyle yapamaz, ne zaman, nasıl, nerede yapacağını devlet seçer. “Fırat’ın doğusuna harekat” denilen şey budur ve 1925’ten beri yapılmaktadır.

STAJ BİTTİ, KALFALIK BAŞLADI

Kayyım harekatının oturduğu yer burası. İktidar, kayyım konusunda stajını önceki dönem yaptı, şimdi kalfalık yapıyor, ustalıkta görün siz onu.

Kalfa hamlesi bu, demokrasi başka Kürt başka, iktidar bambaşka diyen hamle: Siz, hukuk, güçler ayrılığı filan deyip başkanlık sarayındaki adlı yıl açılışına mı laf söylüyorsunuz? Demokrasi, hukuk filan. Buyrun hukuk ve siyaset, yani demokrasi imtihanına: Seçmen ne derse desin, iktidarın dediği olur. İçişleri Bakanlığı, her seçmenden üstündür. Kürt, yönetilmeyi seçemez. Yönetilmek onun kaderidir.

SEÇİM NE İŞE YARAR?

Seçim nedir peki? Seçim denilen şey, iktidar değişimi krizini kriz olmaktan çıkarmak üzere yapılmış bir icat. İktidar değişimi daima kriz demek, malum hikaye: Egemen bırakmak istemez, iktidar alanı dışında kalan egemen olmak ister, en azından egemenliğe ortak olmak ister. Bu iki istek, en az iki güç olarak karşı karşıya geldiğinde genellikle sonucu şiddet belirler. Kan dökülür. Sadece Osmanlı tarihine bakmak yeterlidir: Kardeşin kardeşi boğdurması, kafese koyması, şehirlerde kanın oluk oluk akması, Sultanahmet Meydanı’nda kazanlarda insan eti kaynatılması hep bu krizin görünüm biçimleridir. Seçim, işte bu kritik anı en az hasarla atlatmayı öngören bir icat. Seçimi yaparız, sen kazandıysan sen, ben kazandıysam ben, devam ederim. Bir dahaki seçime kadar. El sıkışırız. Fotoğraf veririz. Başarı dileriz. Sonra siyaset meydanında yeni seçime kadar kavgaya devam.

YENİ SİYASİ YIL AÇILIŞI

İktidar “seçim”i çıraklık döneminde iki yolla aşındırdı: Kendi partisinden seçileni istifaya zorladı, Kürtlerin seçtiğini kayyımla aldı. 31 Mart’ta mahkemeyi işe koştu, İstanbul çok konuşuldu ama Bağlar akıl almaz bir kararla iktidar partisine geçiverdi. Şimdi kalfalık: Fazla uzatmaya gerek yok. Mahkemeye gerek yok. “Demokrasicilik oynama” eğilimleri mi çıktı, yolla kayyımı, bitti.

Bu dönemin ustalığında ne olacak? Şu olacak: Kürtlere uygulanan, Kürt bölgelerine uygulanan hukuk ve siyaset, belli aşamadan sonra bütün ülkeye şamil oldu. Yani orada kanıksanan istisna uygulamaları, diğer yerlerde zamanla olağana dönüştü. Bu yeni kayyım hamlesi, hukuken ve siyaseten geri çevrilemezse 31 Mart-23 Haziran seçimleri görülen son yerel seçimler olabilir. Ankara’yı, İstanbul’u “demokrasi dışı” müdahaleden korumak isteyen, Diyarbakır’ı Mardin’i de korumak zorunda. Yeni Adli ve siyasi yıl açılışı aslında bugün yapıldı. Kayyım değil sadece mesele, yüzlerce de gözaltı var.

Ha, adı kayyım değil, başkan vekili diyeceksiniz, e kalfalık işte. İşe de Erdoğan fotoğrafı asarak başlıyor; hem vali hem Ak Partili herkesten. Kayyıma sessiz kalan ya hiçbir şey anlamamıştır ya da kayyımı gönderenin ortağıdır. Erdoğan resmini evine assa yeridir. “Kayyım Kürt’e olur, bize olmaz” diyen çok yanılır: Onayladığın hukuksuzluk seni bulur.