Herkesin sorması lazım, sınır hattında neler oluyor? – Koray Düzgören

Ülkenin savaş bataklığına iyice gömülmesini istemeyen herkes bu soruyu ve başka soruları mutlaka sormalı. İktidar niye etnik temizlik istiyor, açıklamak zorunda…

Aylardır, yıllardır ülke savaş ortamında.

Sınır hattında, sınır bölgelerinde uzunca bir süredir bir şeyler oluyor. Bir hazırlıktır gidiyor.

Ama o bölgelerde yaşayanlar, Kürtler, savaşın büyümesinden ve derinleşme ihtimalinden endişe edenlerin dışında ne olduğunu merak eden yok.

80 bin askerin sınır boylarına gönderildiği söyleniyor.

Bunlar kolay değil. Büyük ve masraflı işler.

Suriye iç savaşına balıklama atlayan iktidar, ülke kaynaklarını gırtlağına kadar gömüldüğü Suriye bataklığı için harcayıp duruyor.

“Belki Esad’ı devirip kafama uygun bir cihatçı yönetimin Şam’da iktidar olmasını sağlarım” diye her türlü yolu denedi.

Çeşit çeşit El Kaideci, cihatçı terör örgütüyle sarmaş dolaş oldu. Örtülü örtüsüz ödeneklerden bu çetelere milyarlar akıttı. Her türlü silah ve lojistik desteğini sağladı.

Artık İdlib’te yolun sonuna gelindi ama asla pes etmiyor.

Hâlâ muhalif adını verdiği ve birçoğunu maaşa bağladığı sahte ılımlılara (Özgür Suriye Ordusu ve diğerleri) doğrudan, cihatçı örgütlere ise el altından desteğe devam ediyor.

Son günlerde Rusya’nın baskısıyla İdlib’den umudunu kestiği için olsa gerek Fırat’ın doğusu ya da Kuzey Suriye’yi işgal meselesi memleketin en önemli konusu olarak sabah akşam konuşuluyor.

O bölgenin hâkimi ABD bu işgal planına, gerçekte etnik temizliğe karşı çıkıyor, “Bu benim menfaatlerime uymaz, ayrıca IŞİD’i yenilgiye uğratan Kürtler bizim müttefikimiz, onlara biz zarar gelmesini istemeyiz” diyor. Dinletemiyor.

O topraklarda yaşayan Kürtler, diğer halklar, topluluklar da, “Olmaz, bunu yapamazsınız, niyet ederseniz tabii ki direniz” diyorlar. Farketmiyor.

Ülkenin eğemen yönetimi, “ O topraklar benim hakimiyetimde, yabancı güçler Suriye’yi terketsin” diyor, dikkate alan yok.

Ankara’da ülkeyi yönetenler adeta kurulmuş bir aygıt gibiler. Sürekli aynı şeyleri söyleyip bir yandan kendilerini ve çevrelerine gaz veriyorlar bir yandan da savaş havasını canlı tutmaya çalışıyorlar.

“Sınırların ötesindeki Kürtleri istemiyoruz. Onların temizlenmesi lazım. Onları temizleyip oralara bir milyon, hatta iki milyon mülteci yerleştireceğiz” teranesini tekrarlayıp duruyorlar.

İşgal edilecek bölgeler için planlar hazır

Planlar yapılmış, her şey hazır. Bu işler için on hatta yüz milyarlar gerekiyor ama olsun. “Nasılsa ABD ve Avrupalılar bu parayı seve seve öderler” diye düşünüyorlar.

Türkiye Suriye’nin Kürtlerini temizleyip, sınır boylarına kendi seçtiği cihatçıları yerleştirsin ve rahat etsin diye nasılsa bu paraları verirler diye hesaplar yapılıyor.

Öyle ya, vermezlerse Türkiye yine mültecilere açar kapıları… “Gerisini Avrupa düşünsün” diyorlar.

Adeta bundan besleniyorlar, ayakta kalmaları buna bağlı gibi davranıyorlar.

Fakat bu sefer sandıkları gibi değil durum. Avrupalı yeniden aynı şantaja boyun eğmeyeceğini şimdiden açık etti.

Sadece bununla kalsalar yine de iyi.

Ülke kaynakları tümüyle ellerinde olduğu için, nasıl devlet hazinesini babalarının malları, öz hazineleri gibi kullanıyorlarsa devletin çarklarını da istedikleri gibi döndürüyorlar.

“ABD’yi tehdit edeceğiz, Kürtlere göz dağı vereceğiz, dünyaya nasıl kararlı olduğumuzu göstereceğiz” diyebilmek amacıyla onbinlerce askeri sınır hattına yığıldı. Binlerce zırhlı araç, yüzlerce tank ve ne gerekiyorsa seferber edilmiş durumda.

Yetmedi. Sınır hattındaki bu askerî gösteriler ABD’nin gözünü korkutmamış olacak ki Washington sınır ötesi operasyona yeşil ışık yakmadı.

Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu amaçla New York’taki genel kurul toplantısına gittiği halde Trumpla görüşemedi bile. ABD devleti Trump’ın bu aşamada Erdoğanla görüşmesinde bir yarar olmadığını düşünmüş olmalı.

Ama bunlar da iktidarı durdurmadı. Yeni tedbirler alınmaya devam edildi.

Çok sayıda doktor ve sağlık personelini Urfa ve Mardin’de görevlendirdiler. Sınır boyunda sahra hastaneleri kurulması emrini verdiler.

Büyük ve kanlı bir savaşa hazırlanılıyormuş gibi bir hava yaratıldı. Yaratılıyor.

Bunlar olurken kamuoyuna bir açıklama yapılıyor mu? Böyle bir şey yok. Sadece kamuoyuna değil, Meclis’e, siyasi partilere de bir bilgi verilmiş değil.

Ne olup bittiğini öğrenmek herkesin hakkı

Geçtiğimiz günlerde bir CHP milletvekili, Sevda Erdan Kılıç bu garip durumu Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a sormuş.

Sormuş ama bir cevap alır mı orası belli değil.

Soru önergesinde sınır bölgesindeki askerî yığınaktan, gönderilen doktorlardan söz ederek bunun operasyondan daha öte bir durum olduğunu ortaya koyduğunu belirtiyor.

“Bunun ne olduğunu halkımızla birlikte hepimizin öğrenmesi hakkımızdır” diyor. Ve ekliyor:

“Evet, sınır hattında neler oluyor? Lütfen, bir devlet yetkilisi çıksın ve samimiyetle ne olduğunu açıklasın. Hamasi açıklamalarla olayı geçiştirmesin.”

CHP milletvekili işin Meclis boyutuna da dikkati çekiyor.

Türkiye, bu kadar büyük ve kapsamlı bir askerî operasyon yapacaksa, bu konuda Meclis’teki siyasi parti gruplarının da mutlaka bilgilendirilmesinin gerekli olduğunu söylüyor.

Son soru meselenin en can alıcı noktasını oluşturuyor:

“Gerçekten bir operasyon mu yapılacak, yoksa askerimiz bir bataklığa mı sürüklenecek, milletvekilleri olarak bu konu hakkında bilgi sahibi olmamız gerekiyor.”

Bir CHP milletvekilinin bu soruları sorması çok anlamlı.

Ama sadece milletvekilleri değil, ülkenin savaş bataklığına iyice gömülmesini istemeyen herkes bu soruyu ve başka soruları mutlaka sormalı.

Sınır boylarında neler oluyor ve ülkeyi yönetenlerin derdi ne? Savaş neyi halledecek?

Kaynak: Artı Gerçek