‘Herşey kitabına uygun’… Bilal Erdoğan: Devletin bir vakfın kasasına para aktarması imkansız

İBB’den başında olduğu Okçular Vakfı’na para aktarıldığı haberleriye gündeme gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan canlı yayına katıldı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ilk kez canlı yayında bir televizyon programına katıldı. Bilal Erdoğan CNN TÜRK’te Ahmet Hakan’ın konuğu oldu.

Aile yaşamı dahil birçok konuda soruları cevaplayan Bilal Erdoğan, maddi sıkıntısı olmadığını, ticaretle uğraştığını söyledi.

10 yıldır bir restoran işlettiğini ve bir inşaat şirketi olduğunu kaydeden Erdoğan, gemi yapım işini bıraktığını söyledi.

Erdoğan, başında bulunduğu Okçular Vakfı’na kamu kurumlarından kaynak aktarıldığı haberlerine ilişkin ise, “Devletin herhangi bir vakfın kasasına para aktarması imkansızdır. Malazgirt anmalarında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ‘Konser verilmesi gerekiyor, yapın’ dedik; Ulaştırma Bakanlığı’na ‘Buranın yolunun halledilmesi gerekiyor, yapın’ dedik; Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne ‘Burayı park alanı yapın’ dedik. Harcanan paralar Malazgirt etkinliklerinin yapılması için kurumların bizimle yaptığı protokol çerçevesinde kendi harcadıkları miktarlar” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, birçok sivil toplum kuruluşunun devlet desteği aldığını söylerken, “Devlet desteği olmadan dünyanın neresinde yaşayabilmiştir kültür sanat? Bu gibi konularla ilgili devletin bu kurumlara destek olması kadar normal bir şey yok. Türkiye’de futbolun arkasında devletin olmadığını düşünelim, futbolu konuşabilir miyiz? Türkiye buna önem veriyor ve destek oluyor” diye konuştu.

‘Devlet desteği normal bir şey’

Bilal Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Geleneksel sporlarla tanışmam Okçular Vakfı’nın kurulmasıyla oldu. 2012’den önce geleneksel sporlara karşı bir ilgim yoktu. Benim çocukluğumun geçtiği mahallenin hemen üstü olan bir bölgenin Okçular Tekkesi olduğunu 2012’de öğrendim. Türkiye’de sadece geleneksel okçuluğun değil, okçuluğun gelişmesi için çalışmalar yaptık.

“Devlet, bazı sivil toplum kuruluşlarına kamuya yararlı dernek statüsü veya vergiden muaf vakıf statüsü verir. Bunu neden yapar? Der ki ‘ben sana bu statüyü vererek sen kamu hizmetini ikame etme yetkisine benim nezdimde sahipsin. Yani ben sana hizmet edeceğim alanlarda ortak proje sağlayarak destek veririm’. Neden, özellikle topluma dokunan konularda, insanı ilgilendiren konuda devlet ne yapıyor, sosyal hizmet uzmanıyla bir mağduru muhatap ediyor. Ama işin bir de gönüllülerini oraya sevk edebildiğiniz zaman, onların enerjisinin devlete eşlik etmesi dünyanın her tarafında uygulanan meseledir. Kültür-sanat alanı da böyledir, devlet desteği olmadan dünyanın neresinde yaşayabilmiştir kültür sanat? Bu gibi konularla ilgili devletin bu kurumlara destek olması kadar normal bir şey yok. Türkiye’de futbolun arkasında devletin olmadığını düşünelim, futbolu konuşabilir miyiz? Türkiye buna önem veriyor ve destek oluyor.

‘Kamu ile ortak proje yapılabilir’

Okçular Vakfı yıkılmış, yok olmuş, bizim kültürümüzün önemli bir köşe taşı olan bir yerin ihya edilmesiyle başladı. Bir yıkık minare vardı, bir de eski mutfağın duvarları vardı. Oradan yükseldi. Devlet burayı, buraya sahip çıkacak birilerine havale etmek durumunda. Buraya inanan, tarihine, misyonuna inanan birilerine veriyor burayı. Kaynak aktarma değil bunlar, mesela ben diyorum ki turnuva düzenleyeceğim. Kulüpleri bu kadar özel bir mekana getiriyoruz. Bütün bunlar yapılırken diyoruz ki ‘gelen sporcularımızın yeme-içme hizmetini sağlar mısınız?’. Bu tür hizmetler. Temizlik güvenlikle ilgili personel koydu belki kendi kurumunda. Para yok. Devletin herhangi bir vakfın kasasına para aktarması imkansızdır. Ortak hizmet protokolü denen mevzuatta karşılığı olan mesele var. Kamu kurumu, kamuya yararlı kurumla ortak proje yapılabilir. Diyelim ki para harcanacak iş var, idare doğrudan kendisi yapar. Bunların hepsinin mevzuatı, kanunu var.”

Kaynak: Artı Gerçek