İHD: Hak ve özgürlüklerde hızla geriye gitti

OHAL’in bir yıllık sürecinde cezaevlerinde yaşanan hak ihlali ve baskıları paylaşan İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, OHAL ile hak ve özgürlüklerde hızla geriye gidiş yaşandığını söyledi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL ile uygulamaya konulan dayatmalar, baskı, şiddet, disiplin cezaları ve keyfi uygulamalar gibi hapishanelerde yaşananların son bir yılını değerlendirmek için şube binasında basın toplantısı gerçekleştirdi. “OHAL’in 1’inci yılında hapishaneler” pankartının açıldığı salonda Hapishane Komisyonu üyeleri de hazır bulundu.

İlk olarak konuşan Avukat Hüseyin Boğatekin, 15 Temmuz’dan sonra cezaevlerinde yaşanan baskı ve hak ihlallerini yerlerinde görüp kamuoyu ile paylaştıklarını ifade ederek, “Bu hak gaspları zaten var olanlardı. Ama 2016’daki boyutları gerçekten bizleri de şaşırttı” dedi. Dışarıdaki herkesin bir mahpus adayı olduğunu kaydeden Boğatekin, “Bu yüzden cezaevleri tüm toplumu ilgilendiren meselelerdir. Hiç olmadığı kadar cezaevlerinin gözü ve kulağı olmalıyız. Aksi halde çok zor ve meşakkatli günler bizleri bekliyor” diye konuştu.

‘ÖZGÜRLÜKLER HIZLA GERİYE GİTTİ’

Daha sonra basın açıklamasını okuyan Avukat Zeynep Ceren Boztoprak, Türkiye’de 1987’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının tanınmasından sonra cezaevlerinde tutulan kişilerin hak ve özgürlüklerinde kısmi iyileşmenin yaşandığını hatırlatarak, “Her ne kadar Kopenhag kriterleri ve hukuk devleti ilkeleri açısından tam bir iyileşme sağlanamamış olsa bile, son derece önemli hak kazanımları elde edilmişti. Ne var ki 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra ‘çözüm süreci’nin buzdolabına kaldırıldığının açıklanması ve hem Kürdistan’da hem de Türkiye’nin büyük şehirlerinde yükselen şiddet dalgaları eşliğinde bu hak ve özgürlüklerde hızla geriye gidiş süreci başladı” şeklinde konuştu.

Boztoprak son olarak, son bir yılda cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini şu şekilde sıraladı:

“* Bir insanlık ayıbı niteliğinde olan çıplak arama, birçok yerde sık başvurulan bir eziyet yöntemi haline getirildi. Çıplak aramanın yanı sıra, rutin arama da eziyet için kullanılır oldu.

* Eziyet halini alan uygulamalardan biri de ‘parmak izi alma’ oldu; bu ve benzeri zorlamalara direnenler darp edilir oldu.

* Birçok cezaevinde fiili saldırı bilgileri derlendi.

* Fotoğraf çekmeye kısıtlamalar getirildi. Avukat ve aile görüşlerine hukuka uygun olmayan kısıtlamalar getirildi.

* Sosyal faaliyetler anlaşılmaz kısıtlamalara tabi tutuldu. Ortak alanları kullanma hakları yok sayıldı. Kitap okuma ve telefon hakları kısıtlandı.

* En kaba özetle, ceza ve tutuk evlerinde tutulanların hem bedensel hem de ruhsal sağlık koşulları gün geçtikçe ağırlaşmakta, ihlaller artmaktadır.”

Sürekli uzatılarak sürdürülen OHAL ve buna bağlı olarak devam eden KHK’lerle insan hak ve özgürlüklerini savunan insanların da baskı, işkence ve her türlü yasa dışı uygulamaya maruz bırakıldığının altını çizen Boztoprak, bunun kabul edilemez olduğunu belirterek, içerde ve dışarıda yaşatılan her türlü hak ihlaline karşı mücadele edeceklerini söyledi.

Dihaber