İntiharın arkasından ‘rüşvet ve yolsuzluk’ çıktı

Antalya’da dört kişilik bir aile ölü bulundu. Geriye bıraktığı ve gazetemizin ulaştığı mektupta yaşadığı geçim sıkıntısından dolayı intihar etmek zorunda kaldığını belirten baba Selim Şimşek, tanık olduğu bazı yolsuzlukları ve vermek zorunda kaldığı rüşvetleri de yazdı

AKP iktidarının izlediği politikalar sonucu insanlar ölüme sürükleniyor. Ancak yetkililer ekonomik krizin üstünü örtmeye çalıştığı gibi intihar olaylarının da üstünü örtmeye çalışıyor. Geçim sıkıntısından dolayı intihar edenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Geçtiğimiz gün İstanbul Fatih’te Cüneyt (48), Oya (54), Yaşar (56) ve Kamuran Yetişkin (60) kardeşlerin ve Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nin 7. katından atlayarak yaşamına son veren İbrahim Özkan’ın (35) intiharları sıcaklığını korurken, benzer bir kötü haber de Antalya’dan geldi. Antalya’da 5 ve 9 yaşında olan ikisi çocuk dört kişilik Şimşek ailesi yaşadıkları evde ölü bulundu.

9 aydır kirasını ödeyememiş!

Şimşek ailesinden haber alamayan bir yakını, önceki gün saat 20:00 sıralarında eve geldi. Zile basan yakını, kapının açılmaması üzerine geri döndü. Gece yarısı yeniden eve gelen aynı kişi, yine kapının açılmaması üzerine durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen polis ekipleri, kapıyı çilingir yardımıyla açtı. Ekipler, anne Sultan, çocukları Ceren, Ali Çınar ve baba Selim Şimşek’in cansız bedenleriyle karşılaştı. Şimşek’in eşi ve iki çocuğunun yaşamına son verdiği, kendisinin de intihar ettiği belirtildi. Yapılan incelemede Şimşek ailesinin siyanür zehirlenmesine bağlı yaşamını yitirdiği tespit edildi. Uzun süredir işsiz olan ve 9 aydır kirasını ödeyemediği öğrenilen bilgisayar teknikeri Şimşek, geriye bir buçuk sayfa bilgisayarda yazılmış bir mektup bıraktı.

Mektupta rüşvet ve yolsuzluk detayı

Gazetemizin metnine ulaştığı mektupta Selim Şimşek, uzun uzun yaşadığı yoksulluğu ve sıkıntıları anlatırken, böyle bir intihara nasıl sürüklendiğini anlattı. Uzun süre bunu yapmamak için direndiğini, ancak artık çaresiz kaldığını belirten Şimşek, mektubunun bir bölümünde isimleri ile soyadlar vererek ve kanıtlar sunarak belediyede işe girebilmek için vermek zorunda kaldığı rüşvetleri ve çalışırken tanık olduğu yolsuzlukları yazdı. Son olarak olaya üzülecek olanlar ve komşularından özür dileyen Şimşek, “Herkesten özür diliyorum ama artık yapacak bir şeyim yok. Hayatımıza son veriyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Ortak mücadele programı oluşmalı’

İntiharların toplumsal sorun olduğuna dikkat çeken Sosyal Haklar Derneği Üyesi avukat Can Atalay şunları söyledi: “Biz bunlara sosyal cinayet diyoruz. Hükümetin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle ölümle sonuçlanan her intihar cinayettir. Türkiye’de hayat pahalılığının ne kadar arttığını izah etmeye gerek yok. Özellikle son bir yıl içerisinde bunun ne kadar vahim boyutlara geldiğini insan intiharlarından öğrenmek korkunç. Yapılması gereken herhalde şu ortak bir mücadele programı çıkarmak, bu hayat pahalılığına ilişkin somut talepleri hep birlikte yükseltmek gerekiyor. Yoksa sokağa dahi çıkamayan, sokakta herhangi bir talepte dahi bulunmayan insanlar intihar ederek çığlık atıyor. Herhalde bu olabilecek en korkunç hal. Emek ve meslek örgütlerinin ortak mücadele programının oluşması ve müşterek bir kampanya haline dönüşmesi için inisiyatif almasını talep ediyoruz.”

Arzu Çerkezoğlu – DİSK Genel Başkanı

‘Acil önlem alınması şart’

Artan ölümlerin sorumlusunun iktidar olduğunu belirten DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da şöyle konuştu: “Ekonomik kriz ve işsizliğin toplumsal sonuçları gün geçtikçe ağırlaşıyor. Bu ağır sonuçlar her geçen gün daha şiddetli biçimde, bugün intihar ve cinayet olarak karşımıza çıkıyor. Nasıl ki, geçen sene kriz karşısında acil sosyal politika önerilerini dile getirirken bu tehlikelere dikkat çektiğimizde kahin değilsek, önlem alınmazsa mevcut durumun daha da ağırlaşacağını söylemek de kehanet olmayacaktır. İşsizliği azaltmak için kamusal önlemler, çok acil önlemler olarak gündeme gelmeli. Kriz koşullarında kadın ve çocuklara yönelik artan şiddete karşı toplumsal cinsiyet eşitliği için ciddi adımlar atılması şart. Neoliberal politikaların paran kadar sağlık anlayışından vazgeçip parasız kamusal yaygın sağlık hizmetleri şart. Emek ve meslek örgütleri krize karşı yüzde 99’un korunması için ortak bir mücadeleyi yürüttüler ve yürütmeye devam edecekler. Ancak sorunun şiddetini artırdığı koşullarda en acil ve en hızlı alınabilecek önlemler için mücadele programını gözden geçirerek güncellemek ve hak talepleri için mücadele kadar dayanışma pratikleri için de adımlar atmak şart.”

Toplumsal dinamikler harekete geçsin

KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik ise hem ekonomik kriz hem de ücretlerdeki düşüş ile elektriğe, doğalgaza ve birçok gıda maddesine yapılan zamların çalışanları daha da borçlandırdığını belirtti. Yaşamlarını sürdürebilmek için yurttaşın sürekli borçlandığını ve bundan dolayı da sosyal alanının yok olduğunu belirten Bozgeyik, sosyal ve kültürel alandan koparılan, yalnızlığa itilen yurttaşın ölüme sürüklendiğini belirtti. Bozgeyik, emek ve meslek örgütlerinin yanı sıra toplumsal dinamikleri ve demokratik güçlerin de bu yaşananlara karşı mücadele geliştirmeye çağırdı.

Sorumlusu iktidar

HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da, “Fatih’de 4 kardeş siyanür içerek intihar etti. Belli ki büyük sefaletler içinde çırpınan bir aileydi ve Türkiye çapında değil Dünya çapında dikkat çekmesi gereken bir şey çünkü bir ailenin 4 ferdi hep beraber topluca intihar ediyor. Çağlayan Adliyesinde bir kişi mahkeme kararı sonrasında yaşadığı depresyon sonrası kendini aşağıya atmış! Türkiye’de artık bir patlama noktası yaşıyor, Adliyeler siyasetten fakirlikten şikayet eden binlerce insan intihar düşünüyor. Cezaevlerinde binlerce insan intihar düşünüyor! KHK’liler maalesef intiharı düşünüyor. Bir kısmı intihar etti ve bu tehlikenin hala farkında değil birileri. Buradan uyarıyorum artık herkes önüne baksın ülkedeki adaletsizlikleri ortadan kaldırmalıyız” diyerek, intiharların asıl sorumlusunun AKP’nin politikaları olduğunu söyledi.

Kaynak: Yeni Yaşam Gülcan Dereli