İtalyan sendikacı Barbara Arsieni: İşçilerin sağlığının paradan önce geldiğini kanıtlamak için savaşmalıyız

Covid-19 nedeniyle en fazla ölümün yaşandığı İtalya’da Metal Sendikası FIM-CISL’in Uluslararası İlişkiler Bölüm Direktörü Barbara Arsieni, üretimde ısrar edilmesinin sonuçlarını anlattı.

İlk kez aralık ayında ortaya çıkan Covid-19 milyonlarca insanın hayatını etkiledi, küresel çapta 33 bin can kaybına neden oldu. Salgında en fazla can kaybının yaşandığı İtalya’da ölü sayısı 10 bin 779’a ulaştı.

İtalya, koronavirüsten en çok etkilenen ülke haline geldi. Salgını önlemek için ülke genelinde acil önlemler uygulamayan İtalyan hükümeti ise eleştirilerin hedefindeydi.

Hükümet 5 Mart’ta (Lombardiya bölgesi ve diğer 14 ili) ‘kırmızı bölge’ ilan etse de genel yasak 11 Mart’ta geldi. O tarihten sonra kamusal alanlar, hizmetler, eğitim kurumları ve perakende sektörünün çoğunluğu (gıda mağazaları, eczaneler ve az sayıdaki diğerleri hariç) kapatıldı. Ancak olağanüstü hal yaşanan İtalya’da kapatılmayan fabrikalar ve işçilerin üretime zorlanması ülkede öfkeye neden oldu.

İtalyan Metal Sendikası FIM-CISL’in Uluslararası İlişkiler Bölüm Direktörü Barbara Arsieni, “Gerekli olmayan sektörlerde üretime devam etmede ısrarcı olmak ve işçileri burada istihdam etmek salgın açısından büyük bir risk taşıdı” diye konuştu. Türkiyeli sendikalara da önerilerde bulunan Barbara Arsieni, “Üretimi durdurmak için mücadele edin” çağrısı yaptı.

Virüsün tüm dünya düzenini etkileyeceğini söyleyen Barbara Arsieni, “Covid-19’un dünyamızı nasıl değiştirdiği henüz yazılmadı ancak bizler biliyoruz ki hiçbir şey aynı kalmayacak” yorumunda bulundu.

‘EN BAŞTA BU KADAR CİDDİ BİR SÜREÇ OLDUĞU DÜŞÜNÜLMEDİ’

– Salgın İtalya’da bir anda yayıldı ve birçok insan yaşamını yitirdi. Eksik yapılan neydi?

İtalya’nın bu kadar kritik aşamaya gelmesi sağlık sistemi ve ekonomiden bağımsız düşünülemez. Salgın İtalya’da bir anda yayıldı çünkü ilk başta salgının ne kadar ciddi bir süreç olduğu düşünülmedi. Hatta bazı doktorlar ekrana çıkıp bu hastalığın ‘önemsiz bir grip’ olduğunu söyledi.

Ne yazık ki bu salgından en çok yaşlılar etkilendi. Açıklamalar aynı zamanda bağışıklığı düşük kişilerin de bu hastalığa yakalandığını ortaya koydu. Bizler bu aşamada sağlık açısından serbest dolaşım hakkına kısıtlama getirilmesi için uğraştık.

Salgının hızlanmasıyla birlikte tüm vatandaşlara ‘evde kal’ uyarıları yapıldı. Sadece alışveriş ve işe gitmek için evden ayrılanlara izin verildi. Geçerli bir neden olmaksızın evden ayrılanlara 400 ila 3000 Euro arasında para cezası getirildi. Ancak geç alınan bu önlemler sayesinde vaka olmuş insan sayısında bir düşüş oldu.

‘ÜRETİMİ DURDUR’ ÇAĞRISINA RAĞMEN HÜKÜMET BİZİ DİNLEMEDİ’

– İtalya’da hükümet salgınla mücadele konusunda eleştirilerin hedefinde. Bu salgın konusunda hükümetin eksik adımları oldu?

Hükümet çok geç hareket etti. Burada size İtalya’nın aldığı önleyici kararnamelerin bir bölümünü yazacağım;

23 Şubat’tan sonra işten çıkarılan işçinin maaşı işsizlik fonundan karşılanacak.

12 yaşına kadar olan çocuklara evde bakmak zorunda kalanlar 15 gün izinli sayılacak ve ebeveyn ödenekleri verilecek.

İşini kaybeden herkes ev kredisini askıya alabilecek.

İşçi sayısına bakılmaksızın 16 Mart 2020 tarihinden itibaren 60 gün süreyle işten çıkarmalar yasaklandı.

Diğer yandan salgının tüm İtalya’yı etkisi altına almasının ardından tüm sendikalar tüm ülkede ‘üretimi durdurun’ çağrısı yaptı. Ancak hükümet bizi dinlemedi.

Bu nedenle salgının en çok etkilediği Lombardy bölgesinde genel grev ilan ettik. Çünkü vakaların yarısı bu bölgeden çıkmıştı. Ancak ‘kırmızı bölge’yi İtalya’nın tamamına genişletmemek ve Lombardiya’da alınan önlemleri İtalya’nın her yerinde uygulamamak büyük bir hataydı.

‘ZARURİ EKONOMİK FAALİYETLER DIŞINDA TÜM ÜRETİMİN DURDURULMASINI TALEP EDİYORUZ’

– Fabrikalar üretime devam etti dediniz, bu bir risk değil miydi?

Gerekli olmayan sektörlerde üretime devam etmede ısrarcı olmak ve işçileri burada istihdam etmek salgın açısından büyük bir risk taşıdı. Bu nedenle Lombard Metal İşçileri, 25 Mart’ta sağlık ve hastane çalışanları hariç tüm ülkede üretimi durdurma çağrısı yaptı.

İlk başta tüm taleplere ihanet eden hükümet üretimi ‘çok acil yada hiç acil olmayan’ üretimin durdurulmasına kadar genişletti. Ancak bu karara rağmen, şehrin valisine bildirim yapan üreticiler üretime devam ettiler. Yani dolaylı olarak üretim faaliyetleri devam etti diyebilirim.

Tedarik zincirinin şu anki yapısı çoğu işletmenin açık kalmasını meşru kılıyor. Bu da ülkedeki ‘zorunlu mal ve hizmet üretimi’ tanımını genişletti. Bizim grevle başarmak istediğimiz, Lombardy bölgesinde üç büyük sendika konfederasyonu (İtalya Genel İş Konfederasyonu (CGIL), İtalyan İşçi Sendikaları Konfederasyonu (CISL) ve İtalyan İşçi Sendikası (UIL) tarafından talep edildiği gibi, ülkedeki ‘kesinlikle gerekli ve zaruri ekonomik’ faaliyetler dışındaki tüm faaliyetlerin kapatılmasıdır.

‘İŞÇİ SAĞLIĞI HERHANGİ BİR EKONOMİK KÂRDAN ÖNCE GELİR’

Lombardy bölgesinde, üretimdeki böylesi bir duraklamanın maliyetinin ne olacağını biliyoruz. Bu bölge 2018 yılında ülkedeki toplam sanayi üretiminin yüzde 18’ini gerçekleştirirken, toplam iş gücünün yüzde 21’ini istihdam ediyor, 1 trilyon 653 milyar Avroluk toplam ihracatın yüzde 27.3’ünü karşılıyor ve GSYİH’nin beşte birine karşılık geliyor.

Birkaç hafta üretimi durdurmak, insanlar arasındaki teması durdurmak ve dolayısıyla bulaşma olasılığını azaltmak anlamına gelir. İşçi sağlığı herhangi bir ekonomik kârdan önce gelir, bu açık ve nettir. Sağlık en değerli insan hakkıdır ve sendikalar bunu savunmalıdır.

‘İŞ DÜNYASI AYNI KALMAYACAK’

– Ülkede karantina süreci devam ediyor. Bu süreçten işçiler nasıl etkilendi? İşsizlik arttı mı? Ücretler düştü mü?

İtalya’daki tüm işçiler bu salgından etkilendi, o yüzden artık çığır açacak bir devrimle karşı karşıyayız. Bizler bunun kesinlikle üstünden geleceğiz, ama iş dünyası bir daha asla aynı olmayacak.

Normal hayatımıza döndüğümüzde, işgücü piyasasını yeniden değerlendirmek ve süresi dolmuş metal işçilerinin toplu iş sözleşmelerinde yeni çalışma koşulları için mücadele edeceğiz. Önümüzde yeni bir gelecek doğuyor ve buna tüm işçiler dahil olacak.

Ancak bu salgının sonunda işgücü maliyetlerinin ne kadar etkilendiğini gerçekten anlayacağız.

Ancak bundan sonra ne olacak, işçilerin haklarını korumak için hangi önlemler alınacak bunlara uymayanlara hangi cezalar verilecek, bunlar önemli kararlar olacak.

‘TÜRKİYE’DE SENDİKALAR ÜRETİMİN DURMASI İÇİN MÜCADELE ETMELİ’

– Türkiye’de salgın hızla yayılmaya devam ediyor. Tecrübelerinizden yola çıkarak, Türkiyeli işçilere ve sendikalara ne önerirsiniz?

İtalya Metal İşçileri Federasyonu olarak Türkiye ve sendikalarla yakın ilişkimiz var. Bunun ilk durağı ise Türk Metal Sendikası. Türk kardeşlerimize, mümkün olduğunca evde kalmayı, topluluklardan kaçınmayı, kendilerini maske ve eldivenlerle korumayı, sık sık ellerini yıkamayı, eve döner dönmez kıyafetlerini değiştirmeyi kesinlikle öneriyoruz.

Sendikacı arkadaşlarımıza, işçilerin hayatlarını tehlikeye atmamak için üretimin durdurulması için mücadele etmeleri gerektiğini söylüyoruz.

İtalya maalesef koronavirüsle mücadelede kötü bir örnek haline geldi, ancak mükemmel sağlık çalışanları ve doktorlara sahip olduğumuzu gördük.

Bizler sağlık çalışanlarının cesaretine ve güç gösterilerine tanık olduk. Lombardiya bölgesinde, 300 doktora ihtiyaç olduğu söylenmişti, bu çağrıya 7.720 doktor yanıt verdi, üstelik birçoğu yabancı ülkelerdendi.

Unutmayın ki işçilerin sağlığını korumak aynı zamanda üretimi korumaktır.

‘COVİD 19’UN DÜNYAYI NASIL ETKİLEYECEĞİ HENÜZ YAZILMADI’

– Bu salgından dünya işçi sınıfı nasıl etkilenecek? Bu salgının ardından nasıl bir işçi sınıfıyla karşılaşacağız?

Hemen her salgın dünya tarihi etkilemiştir: Bazen savaşlara eşlik etmiş, bazen savaşlara neden olmuş, devletleri yıkmış, ekonomik sistemi ve bölgesel yönetimleri değiştirmiş, ideolojik zulüme neden olmuştur.

Binlerce yıldır insanoğlu ve doğa arasında bitmez tükenmez bir mücadele vardır. Beyin gücümüz sayesinde, kendimizi özgürleştirdik ve doğal alanları işgal ettik. Bu çok tehlikeli salgınlarla doğa bize kendini hatırlatıyor.

Çevre kirliliğine neden olduk: İnsanların arıların soyunun tüketilmesindeki rolünü düşünelim örneğin. Ama aynı zamanda hiçbir salgının insandan daha güçlü olmadığını da unutmayalım. Covid-19’un dünyamızı nasıl değiştirdiği henüz yazılmadı ancak bizler biliyoruz ki hiçbir şey aynı kalmayacak.

Bu durum sendikacıların durup kendileri hakkında düşünmelerine de olanak sağladı.

Bugün işçilerin sağlığının paradan ve kârdan önce geldiğini kanıtlamak için savaşmalıyız. Açık kalmak ve üretime devam etmek için küçük bahaneleri öne süren şirketler var.

Çoğu zaman patron işçiyi bir insan olarak görmez, onu bir makine, bir otomat olarak görürler. Ancak işçi herhangi bir araç değildir, işçi kiralanmaz veya satılmaz. İşçi bir insandır, kişiliğinin, kendi fikrinin, kendi siyasi görüşünün, kendi dini inancının herkes tarafından kabul edilmesini ve her şeyden önce saygı duyulmasını ister. Sendikacılar olarak görevimiz, 21. yüzyılda bile işçilerin bu haklara ulaşmalarına yardımcı olmaktır.

Bu olağanüstü durumun sonunda, bu süreçten en çok işçiler etkilenecek, bizler hem ekonomik hem de psikolojik olarak işçilerin yanında olacağız.