İzmir’de Soma Katliamı Eylemi: Fıtratınız Ölüm, Normaliniz Açlık

Soma Katliamı’nın 6. yılında “Sizin normaliniz Soma’dır – Unutmayacağız/Affetmeyeceğiz!” pankartıyla bir araya gelen devrimci kurumlar Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde eylem gerçekleştirdi.

Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Kaldıraç, Mücadele Birliği ve Sosyalist Gençlik Derneği Federasyonu’nun örgütlediği eylemde sık sık “Kaza değil cinayet, kader değil katliam”, “Soma’yı unutma, unutturma” sloganı  atılırken aynı nedenle Ankara’da yapılmak istenen eyleme saldırılarda gözaltına alınanların derhal serbest bırakılması istendi.

Kurumlar adına yapılan ortak açıklama ise şöyle;

“Fıtratınız Ölüm, Normaliniz Açlık: Kahrolsun Kapitalizm!

Bu topraklar çok acıya tanıklık etti. Ancak yakın tarihimiz bakımından biri var ki tüm işçi emekçiler için kanamayı sürdüren bir yara olmaya devam ediyor.

Evet, 13 Mayıs 2014’te yani 6 yıl önce bugün maden işçilerinin patronların karı uğruna göz göre göre ölüme sürüklenmesinden bahsediyoruz. Evet 301 canımızın dakika dakika, saniye saniye havasızlıktan, bölmelere dolan sudan boğularak ölmesinden bahsediyoruz. Ve evet Soma’dan bahsediyoruz. Ve elbet Soma ilk ya da son değildi, Soma’dan 5 ay sonra Ermenek’te bir madenci annesinin ‘benim yavrum yüzmeyi bilmezdi ki sözleri çınlıyor kulaklarımızda!

Madenden çıkarılan bir işçinin ambulansı kirletmemek için sağlık görevlisine utangaç seslenişi çınlıyor kulaklarımızda! Bir işçi yakınının itiraz eden, adaletsizliğe isyan eden çığlığına dönemin muktedirinin korumaları tarafından atılan tekme canlanıyor zihnimizde! Ve muktedirin ‘bu işin fıtratında var ölüm’ sözleri yaşanan acıların, adaletsizliklerin, iki yüzlülüklerin özeti gibi çınlayıp duruyor gökkubbede.

Dinmeyen acımız, kapanmayan yaramız öfkemizi; sorulmayan hesap ve adaletsizlik mücadele azmimizi kamçılıyor.

Aradan 6 yıl geçti. Gerekli önlemleri almadığı için ölümleri hazırlayan patronlarda, denetleme görevini yerine getirmediği için yolu açan iktidarda göstermelik soruşturmalar ve cezalar dışında bir şey almadı. Üstelik tersine Soma’lı madencilerin devrimci avukatları adeta dava sürecinin bir intikamı olarak tutuklandı, davanın avukatlarından Selçuk Kozağaçlı aylardır cezaevinde. 301 Canımız katledildi ama sorumluları adeta ödüllendirildi. Yaşanan toplu cinayet ‘fıtrat diye zihinlere kakıldı. Ve sorulmayan hesabımız geçen 6 yıl boyunca yüzlerce canımıza maloldu. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Soma’dan bu yana çeşitli iş kollarında gerçekleşen iş cinayetlerinde 11.400 işçi yaşamını yitirdi. Yani Soma’dan bugüne 38 Soma daha yaşandı.

Dün bu işin fıtratında ölüm var diyen muktedir, bu gün çarklar dönmeli diyerek yeni kayıplarımızın önünü açıyor. Patronların kasası ve kendi koltukları için dün 301 canımızı ölüme göndermeyi fıtrat olarak kabul etmemizi isteyenler, bu gün çevirdikleri o çarkların arasında kaybolan işçi ölümlerini normalleşme olarak kabul etmemizi istiyor. Patronları ve sermaye güvenliğini her şeyin üzerinde tutan bu düzen, işçilere karşı amansız bir sınıf savaşı yürütmektedir. Bu gün açlıkla salgın arasında her an kaybetmeye devam ettiğimiz işçi-emekçiler verilmeyen bu hesabın ve benzerlerinin devamı değil de nedir? Her yıl kaybettiğimiz ve sayıları binlerle anılan işçi cinayetlerine salgın süresince uygulanan politikalar nedeniyle eklenen binler sermayenin işçi ve emekçilere karşı yürüttüğü bu kıyıcı savaşın ulaştığı boyutu gösteriyor.

Soma’da kaybettiğimiz 301 canımız, bugün her an kaybetmekte olduğumuz canlarımız içinde yaşadığımız düzenin özü özetidir. Ve bu adaletsizliğin hesabı sorulmadıkça, bu adaletsizliğin kaynağı olan sermaye düzeni yıkılmadıkça yaralarımız kanamaya, acılarımıza yenileri eklenmeye devam edecektir. Bundan 6 yıl önce 301 işçiye mezar olan madenlerden 200 işçinin pozitif çıktığı haberlerinin gelmesi geçen sürede hiç bir şeyin değişmediğinin çarpıcı bir özeti gibi görünmektedir. İşten atmaların yasaklanması adı altında ücretsiz iznin yasallaştırılması, kısa çalışma ödeneğinin gasbı, güvencesiz ve esnek çalışmanın salgın bahanesi ile genelleştirilmesi, İşsizliğin yığınlar halinde artması gibi sonuçlar salgının yarattığı yaşamsal tehdidi genelleştirmete açlık ve sefaleti konjonktürel olmaktan çıkararak süreklileştirmektedir. Yani sermaye düzeninin işçilere ve emekçilere her durumda ölüm ve açlıktan başka bir vaadi yoktur. İşçilere açlık ve ölüm bu düzenin fıtratıdır, normalidir.

Bu nedenle devrimciler olarak Soma katliamının yıl dönümünde bir kez daha hep bir ağızdan haykırıyoruz ve diyoruz ki: Fıtratınızı da normalinizi de kabul etmiyoruz. Sizin fıtratınız ölüm, normaliniz Soma ise bizim fıtratımız direnmek, normalimiz mücadeledir.

Tüm emekçileri Soma ve salgın süreci başta gelmek üzere tüm işçi katliamlarının hesabını sormak ve taleplerimiz için birleşmeye, kapitalizme karşı mücadeleyi yükseltmeye ve yeni bir dünya kurmaya çağırıyoruz.”