Kanal İstanbul ÇED raporuna itiraz kuyruğu

Gazete Duvar, Kanal İstanbul ÇED raporuna yapılan itirazları yerinde izledi. Yurttaşlar projeye en çok “doğa tahribatına sebep olacağı, ekonomik yük getireceği ve deprem riskini arttıracağı” gerekçesiyle karşı çıkıyor.

Kanal İstanbul ÇED raporu, 3 Ocak 2020’ye kadar halkın görüş ve önerileri için askıda kalacak. Raporla ilgili görüş, eleştiri ve itiraz belirtmek isteyen yurttaşlar İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün Beşiktaş ve Ataşehir’de bulunan binalarının yolunu tutuyor.

Gazete Duvar’dan Aynur Tekin’in haberine göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 23 Aralık’ta Kanal İstanbul projesi ile ilgili hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunu kabul etmişti. Rapor, 10 gün boyunca askıda kalacak ve yurttaşların görüş, eleştiri ve itirazlarına açık olacak. İtirazlar, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine dilekçeyle başvurarak yapılabildiği gibi, ilgili kurumlara faks göndererek ya da CİMER üzerinden de yapılabiliyor. 23 Aralık Pazartesi günü başlayan süreç 3 Ocak’ta son buluyor.

Gazete Duvar, Kanal İstanbul ÇED raporuna yapılan itirazları İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün Ataşehir hizmet binasında yerinde izledi. Sabah saatlerinden itibaren Batı Ataşehir’de bulunan İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne gelen yurttaşlar, burada dilekçelerini el yazısıyla doldurup teslim ederlerken, salonda bulunanlar dilekçede hangi ibarelerin kullanılması gerektiğine dair yardımlaştı. Bazı yurttaşlar da çevre hakları savunucusu sivil toplum örgütlerinin yayımladığı çevrimiçi dilekçelerden yararlandı. Bu dilekçeleri cep telefonlarından okuyanlar, ifadeleri beyaz kağıda geçirdi, tarih ve imza ekledi.

‘Fatma sen İmamoğlu’nu duymadın mı?’

Öğleden sonra kalabalık iyice arttı. Dilekçeleriyle gelenler ya da dilekçelerini Ataşehir’deki hizmet binasında yazanlar 1-1,5 saat kuyrukta bekledi. Zaman zaman, başvuruların personel yetersizliği sebebiyle yeterince hızlı ilerlemediğini düşünenler ve görevliler arasında tartışmalar çıktı. Saat 15.30’dan sonra el yazması dilekçeler azaldı. Bilgisayarda düzenlenen dilekçe örnekleri getirildi ve çoğaltılarak dağıtıldı.

Mesainin bitmesine bir saat kala, salonda bulunanlar ve sırada bekleyenler yakınlarını arayarak İl Müdürlüğü’ne çağırdı. “Bugün gelemem” diyenlere yarın sabahtan mutlaka gelmesi tembihlendi. Orta yaşlı bir kadın telefonda konuştuğu arkadaşına “Fatma sen İmamoğlu’nu duymadın mı?” diye sitem ediyordu.

‘Konsensüs oluşmadan karar aldılar’

ÇED raporuna itiraz dilekçesi vermek için Ataşehir’deki Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne gelenlerden biri de Meryem Kalay’dı. En büyük sorunun projenin yeterince anlatılmaması olduğunu belirten Kalay, şöyle konuştu:

“Sivil toplum örgütleri, konusunda uzman kişiler, dernekler gibi gerekli kurumlara danışmadan bir konsensüs oluşturmadan böyle bir karar aldılar. Böyle bir şey belki olabilir ama sağlıklı olması gerekir, bunu biz vatandaşlar olarak anlayamadık, idrak edemedik. Öncelikle bunun için itiraz ediyorum. Belki, turizm açısından ulaşım açısından iyidir. Dünyanın başka ülkelerinde de böyle kanallar açıldı biliyoruz. Belki, güzel bir proje de olabilir. Ama biz bunun sağlıklı ve iyi bir proje olup olmadığını önden bilemiyoruz.”

 ‘Herkes işini, gücünü bırakmış gelmiş’

İçerideki kalabalığı “Herkes işini gücünü bırakmış, gelmiş” diye tarif eden Aziz Duman, ÇED raporuna itiraz sürecinin başladığını sosyal medyadan öğrenmiş. İtiraz gerekçelerinin başında, projenin doğaya vereceği zarar geliyor: “Yerleşim alanlarından öte, hem doğal su kaynaklarına hem de doğal yapıya zarar verecek. Bu gayet meydanda olan bir konu. İstanbul’un ve Trakya’nın su kaynaklarına büyük zarar verecek.”

Duman’ın başka bir şerhi ise projenin ekonomik boyutuna dair: “Türkiye’nin bu ekonomik şartlarda böyle büyük bir projeye girişmesinin hiçbir faydası olmayacağı kanısındayım. Büyük bir ekonomik yük. Edirne’den Kars’a kadar tüm insanların sırtına yüklenecek büyük bir meblağ olacak.”

‘Tarımı olumsuz etkileyecek’

Sinan Demir ise, dilekçesinde yer alan üç temel gerekçeyi şöyle anlatıyor: “Doğal dengeyi ve ekolojik yapıyı alt üst edecek, o bölgenin tarım ve hayvancılık faaliyetlerini olumsuz etkileyecek ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni tartışmaya açık hale getirecek.”

Görüş, öneri ve itiraz süreci 3 Ocak 2020’ye kadar devam edecek.