Kayyımların kuyumcu fethettiği bir medeniyet! – Celal Başlangıç

Cumhurbaşkanından başbakanına, bakanlarına kadar kente her gelen kabine üyesine seçilen tek bir kuyumcudan yüz binlerce liralık hediyelik eşya alınmış. Milyonlarca liralık lüks araç kiralanmış, binlerce kişilik ziyafetler verilmiş. Hatta yüz binlerce liralık kuruyemiş bile ikram edilmiş.

Kuyumlar camekanın üzerine serilmiş. Bakanlar tek tek kendilerine hediye edilecek kuyumu seçiyorlar.

Yukarıdaki çok görgüsüz bir cümle oldu. Ama ne yazık ki gerçek.

Bu fotoğraflar kuyumcunun sosyal medya hesabından çıktı.

İnsan kendisine alınacak bir hediyeyi kendi bizzat kuyumcuya gidip seçmez.

Hele o hediyenin bedelini seçilmiş belediye başkanının yerine atanmış bir kayyım belediyenin kasasından ödeyecekse bırakın seçmeyi kabul bile etmez.

Ne yazık ki hediyeler alınmış, faturalar kesilmiş.

Cumhurbaşkanından başbakanına, bakanlarına kadar kente her gelen kabine üyesine seçilen tek bir kuyumcudan yüz binlerce liralık hediyelik eşya alınmış. Milyonlarca liralık lüks araç kiralanmış, binlerce kişilik ziyafetler verilmiş. Hatta yüz binlerce liralık kuruyemiş bile ikram edilmiş.

Tam bir “yağma Hasan’ın böreği”ne çevrilmiş Mardin Belediyesi. Kayyım atanan Diyarbakır ve Van belediyeleri de daha farklı durumda değil.

Mardin’de Ahmet Türk’ün, Diyarbakır’da Adnan Selçuk Mızraklı’nın, Van’da Bedia Özgökçe Ertan’ın yerlerine kayyım atandığında Saray medyası hepsinin fotoğraflarını manşetten verip altlarına tek tek “suçlarını” yazmıştı.

Ahmet Türk:

  • Hakkında terörden dokuz ayrı suç dosyası var
  • İlk işi şehit yakınlarını işten kovmak oldu
  • Kandil’den aldığı emirle PKK’lıyı danışman yaptı
  • Belediye araçlarını PKK’lıların hizmetine verdi
  • Terör örgütünün marşını ayakta söyledi

Adnan Selçuk Mızraklı:

  • Hakkında terörden 12 ayrı suç dosyası var
  • PKK’lıları gayrı resmî olarak belediyede çalıştırdı
  • Dağdaki teröristleri tedavi etti, ilaç desteği sağladı
  • PKK’lı teröristlerin cenazelerine katıldı
  • Bir caddeye teröristin ismini verdi

Bedia Özgökçe Ertan:

  • Hakkında terörden 10 ayrı suç dosyası var
  • Belediyenin paralarını terör örgütüne aktardı
  • Terör örgütüne destek açıklamaları yaptı
  • PKK yandaşlarını belediyede işe soktu
  • Hendek terörüne övgüler dizdi

Bu suçlardan birinde bile insan kendini bir anda demir parmaklıkların arkasında bulur. Ama üç seçilmiş başkan da dışarıda. Çünkü haklarında kesinleşmiş tek bir mahkeme kararı yok. Dosyaların içi bomboş. Tek bir kanıt bile yok.

Zaten başkanların görevden alınması için daha seçildikleri gün, mazbatalarını bile almadan görevlerinden alınmaları için il valileri yazılarını çoktan ilgili bakanlığa göndermişler.

Gerisi uydurulmuş bir senaryodan ibaret. Ama işi burada da bırakmadı AKP iktidarı.

Erdoğan önceki gün Trabzon’da görevden alınan belediye başkanları için yeni bir “suç” daha icat etti:

“İşte buyurun Diyarbakır, Mardin, Van, buradaki belediye başkanlarını idari bir kararla görevden aldık mı? Aldık. Zira benim milletimin alın terinden ödediği vergilerle, oralara gönderilen parayı, kalkıp da Kandil’e, terör örgütlerine gönderenleri hiçbir zaman biz görmemezlikten gelemeyiz, onları kapıya koyarız.”

Oysa görevden alınan belediye başkanları için ne böyle bir suçlama vardı ne de dosyalarında bu yönde bir kanıt… Tam da “ben uydurdum oldu” mantığı.

Doğru, milletin alın terinden ödediği vergilerle belediyelere gönderilen paralar cumhurbaşkanından başbakana, bakanlara kuyumculardan alınan pahalı hediyelere, kiralanan lüks araç filolarına, devlet erkanına verilen binlerce kişilik ziyafetlere gitmeli.

Günlerdir süren kayyım direnişlerinin daha da büyümemesi, muhaliflerin içten parçalanması için de “aba üstünden” CHP’ye de İstanbul sopasını gösterdi aynı konuşmada:

“Tıpkı Trabzon gibi Fatih’in emaneti olan İstanbul’a hep birlikte sahip çıkacağız. İstanbul’da yaşayan Karadenizli kardeşlerim başta olmak üzere tüm hemşerilerimizle bu aziz şehrin bölücü örgütün destekçilerine peşkeş çekilmesine mani olacağız.”

Bu açıkça CHP’ye “kayyım protestolarına katılırsanız sizin partinizin belediye başkanlarını da görevden alırım” tehdidini yöneltmekti.

Erdoğan adım adım ülkedeki tüm demokrasi kırıntılarını da ortadan kaldırmayı büyük bir hızla sürdürüyor. Kendine biat etmeyen herkesi, bütün yapıları, bütün kurumları büyük bir hırsla etkisizleştirmeye hatta ortadan kaldırmaya çalışıyor.

Malazgirt savaşının yıl dönümü nedeniyle yapılan etkinlikte 2071 vizyonunu anlatıyordu:

“Bizim medeniyetimiz bir fetih medeniyetidir.”

Elhak doğru; seçilmiş başkanların belediyeleri fethedilerek yerlerine atanan kayyımların kuyumcuları, araç kiralama şirketlerini, restoranları, baklavacıları, kuru yemişçileri fethettiği bir medeniyet.