Kaz Dağları’ndaki sanatçılar: Bütün direnişlerin dili ortaktır

Temmuz’da başlatılan Su ve Vicdan Nöbeti 23’üncü gününde devam ediyor.

Kaz Dağları’ndaki Su ve Vicdan Nöbeti’ne katılan tiyatrocu Ali Yıldırım ve akustik gitarın ünlü isimlerinden Ali Deniz Kardelen, direniş ve sanatın birbirinden bağımsız olmadığını belirterek, bütün direnişlerin ortak bir dil oluşturduğunu söyledi.

Kanada merkezli Alamos  Gold’un taşeronu olan Doğu Biga Madencilik Şirketi’nin Çanakkale’deki Kaz Dağları çevresindeki Kirazlı köyü yakınında çıkarmak istediği altın madeni için yapılan ağaç kıyımlarına tepki amaçlı 26 Temmuz’da başlatılan Su ve Vicdan Nöbeti 23’üncü gününde devam ediyor. Eyleme destek vermek amacıyla her gün ülkenin çeşitli yerlerinden katılan sivil toplum örgütlerinin yanı sıra sanatçı ve tiyatrocular da sanatıyla eyleme destek vermeye devam ediyor.

Tiyatrocu Ali Yıldırım ve Akustik gitarın ünlü isimlerinden Ali Deniz Kardelen, direniş ve sanatın bir birinden bağımsız olmadığını belirterek, bütün direnişlerin birbirinden beslenerek, ortak bir dil oluşturduğunu söyledi.

DOĞA VE İNSAN KATLİAMI 

Esra Solin Dal ve Zemo Ağgöz’ün Mezopotamya  Ajansı’nda yer alan haberine göre, Kaz Dağları direnişine ses olmak için İstanbul Esenyurt’tan geldiğini söyleyen Tiyatrocu Ali Yıldırım,  ülkenin neresinde olursa olsun sömürüye, insan ve doğa katliamlarına karşı olduklarını belirtti.  Dünyanın bütün canlılara ait olduğunu dile getiren Yıldırım, “Bunu yok eden kapitalist mantığa karşıyım ve nerede olursa olsun mücadele etmeye giderim. Bundan 20 gün önce Hasankeyf ile ilgili bir çalışma yapmıştım. 12 bin yıllık dünya kültür mirasının ortadan kaldırılmasına izin verilmemesi gerektiğini anlattım. Ben orada Hasankeyf, burada ise Kaz Dağları oldum. Burada kendimi bir ağacın parçası gibi hissediyorum. Nerede doğaya, insana karşı bir suç işleniyorsa bunun karşısında durmam gerektiğine inanıyorum” diye belirtti.

DİRENİŞİN ORTAK DİLİ

Kaz Dağları direnişine Şeyh Bedrettin destanıyla atıfta bulunan Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti: “1400 yıl önce yaşanan Şeyh Bedrettin direnişi ve düşüncesi başarılmış olsaydı, dünyadaki teknolojik gelişmeler bu ülkede olurdu. Çelebi Mehmet iktidara geldi. Bu topraklarda gelişen ve insanlık tarihinin ortak değerleri olan bu mirası yok ettiler, toplumu Araplaştırdılar. Şeyh Bedrettin mücadelesi de o ormanda sürüyor. O ormanda halkaların ortak mücadelesi var. Direnişin nerede nasıl olduğu önemli değildir. Direnişin ortak dili ve refleksi vardır. Her direniş bir diğer direnişe benziyor. Direnişler ortak bir dildir.”

KAZ DAĞILARI’NI ANLATAN SKEÇLER 

Sanat ve sanatçının görevlerinden birinin de toplumu aydınlatmak olduğuna dikkat çeken Yıldırım, Kaz Dağları’yla ilgili kısa skeçler yapacağının bilgisini verdi. Skeçlerle sosyal medya üzerinden duyarlık yaratarak Kaz Dağları direnişini güçlendirmek istediğini vurgulayan Yıldırım, “Biz başaramasak uluslararası emperyalist şirketler başarılı olursa başımıza neler geleceğini 2-3 dakika skeçlerle anlatmak istiyorum. Onun çalışmasına başlıyorum. Çekimleri de burada yapacağım” diye konuştu.

‘SANATÇILAR SESSİZ KALMAMALI’

Akustik müziğiyle doğaseverlere destek veren Ali Deniz Kardelen ise, Çanakkaleli olduğunu ve Kaz Dağları’nın kendisi için anlamlı olduğunu belirtti. Sanatın, doğayla olan ilişkisine vurgu yapan Kardelen, “Sanatçılar bu tür durumlarda sessiz kalmamalı. İnsanlık tarihine de baktığımız zaman en büyük eserlerin böyle karanlık zamanlarda ortaya çıktığını görüyoruz. Ben bu kötü koşulların içinden yeni bir sanatsal ifadenin doğacağına inanıyorum” dedi.

‘İŞBİRLİKÇİLERİ DE ORTAYA ÇIKARILMALI’

Doğanın içerisinde bir matematiğin var olduğunu ifade eden Kardelen, bunun da sanatı etkilediğini söyledi. Kardelen, doğanın sanat üzerinde etkisinin fazla olduğunu belirterek, “Akustik müzik yapıyorum. Akustik müzik bir ağaca bakmak gibidir. Toprağa bakmak gibidir ve doğal seslerle yapılan bir müziktir. Türkiye’ye ait toprakların yabancı ülkelere peşkeş çekilmesi satılmışlıktır. Bu ülke, bir arada yaşayan insanların topraklarıdır. Yabancı firmalar burada yerüstü ve yeraltı kaynaklarımızı çıkarıyor ve kimse bir şey demiyor. Bunu anlamıyorum, bir Kanadalı kendi altınlarını veriyor mu acaba! Ya da neden orada kazı yapılmıyor? Daha da kötüsü bu bölgede başka şirketler de onlarca ruhsat almış, yani bu bir satılmışlıktır, başka bir şey değil. Sadece Kanadalıların gitmesi değil, buradaki işbirlikçilerin de ortaya çıkarmak lazım. Bu eylem ses getirdi. Bu sadece burayla sınırlı değil, diğer yerlerde de buna izin vermemek lazım” diye konuştu.