Kepçe kepçe çalınan yaşam: Kirazlıyayla’da atık barajı orman ve tarım arazisine kurulacak – Pelin Cengiz

Tesisin işletmede olduğu her gün 55 tonluk cevhere karşılık 894 ton atık gömüldüğü yerden havaya, suya, toprağa karışacak.

Salgın döneminin iktidar ve şirketler tarafından yaşam alanlarına yönelik bir rant ve talan fırsatına dönüştürülmek istenmesinin örnekleri her geçen gün artıyor.

Meyra Madencilik tarafından Kirazlıyayla’da 345,62 hektarlık maden sahasının içerisinde belirlenen 23,65 hektarlık kısımda 300 bin ton/yıl kapasiteli Kurşun-Çinko- Bakır Zenginleştirme (Flotasyon) Tesisi ve Atık Barajı kurulup işletilmesi planlanıyor.

Projeye karşı olan köylülerin aylardır süren eylemleri salgın tehlikesinin yaşandığı günlerde de devam ediyor.

Sokağa çıkma yasağını tam anlamıyla fırsat bilen şirket, bölgeye kamyonlarla malzeme naklediyor, ağaçlar kesimi gerçekleştiriyor. Üstelik şirketin inşaat alanı içinde kalan tarım arazilerinde faaliyet gösterme izni yok.

23,65 hektarlık alan içerisinde orman ve şahıs arazileri mevcut. ÇED alanının 17,4 hektarlık kısmı orman, 6,25 hektarlık kısmı şahıs arazisi.

Zenginleştirme tesisi, içinde bulunduğu maden ruhsatlı alandaki bakır, kurşun, çinko ocağından ve Yenişehir bölgesinden getirilecek tüvenan malzeme işlenerek faaliyet gösterecek.

Tesise aynı zamanda Kütahya, Çanakkale ve Balıkesir bölgelerinden de tüvenan cevher getirilmesi düşünülüyor. 

Projenin yatırım maliyeti ÇED dosyasına göre 36 milyon 800 bin TL.

Tesisin yıllık kurşun ve çinko satışlarından kazandığı gelir vergiler düşüldükten sonra 22 milyon 813 milyon TL olarak hesaplanmış. 

Bu hesap yapılırken, 30 Kasım 2018’deki dolar kuru 5,20 TL olarak alınmış. Şu anki dolar seviyesinin 6,80’lerde olduğu düşünüldüğünde elde edilen kârdaki artış da ortada.

Meyra Madencilik, geçtiğimiz günlerde coronavirus tedbirleri kapsamında uygulanan sokağa çıkma kısıtlamalarını fırsat bilerek, ağaç kesimine ve şantiye yapımına başladı. 30 Mart’ta ağaç kesimine başlayan şirket, köylülerin ve milletvekillerinin tepkisi sonrası faaliyetine ara vermek zorunda kalmıştı. Ancak şirket, geçtiğimiz günlerde faaliyetlerine jandarma eşliğinde yeniden başladı.

Bursa Yenişehir’de Kirazlıyayla mevkiinde yapılmak istenen çinko, kurşun, bakır zenginleştirme (flotasyon) tesisi ve atık barajı projesiyle ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunulan ÇED raporuna, 19 Nisan 2019 tarihinde “ÇED olumlu” kararı verildi.

Bu bölgede 2013 yılından bu yana kurşun, çinko, bakır ocağı işleten Meyra Madencilik, 2012 yılında kurulmuş bir şirket.

2018 yılında ortaklık yapısını değiştiren şirket hisselerinin yüzde 60’ını Delta Group bünyesindeki Delta Star Enerji ve Madencilik San. ve Tic. A.Ş’ye devretti.

Delta Group, Lübnan asıllı Mehmet Habbab’a ait. Habbab’a, Arap dünyasındaki iyi dostlukları dolayısıyla “kralların arkadaşı” deniyor.

Grubun esas faaliyet alanı işlenmiş petrol ürünleri depolanması, enerji lojistiği.

Şubat 2019’da Ekonomist dergisine verdiği bir röportajda Habbab, krom, çinko ve kurşunun ardından bakır işine de girmeyi hedeflediğini, Burdur ve Balıkesir’de yapılacak iki fabrika yatırımıyla bunu gerçekleştireceklerini söylemiş.

ÇED dosyasına göre, Kirazlıyayla’ya kurulmak istenen tesiste günlük 1000 ton cevherin zenginleştirilmesi planlanıyor.

Bu işlem sonucunda günlük 12,92 ton kurşun konsantresi, 42,20 ton çinko konsantresi olmak üzere toplam 55,12 ton konsantre alınması bekleniyor.

Günlük 894,88 ton atık da 3 milyon 780 bin metreküp hacimli atık depolama alanında depolanacak.

Yani, tesisin işletmede olduğu her gün 55 tonluk cevhere karşılık 894 ton atık gömüldüğü yerden havaya, suya, toprağa karışacak.

Yine ÇED dosyasına göre, tesisin yıllık çalışma kapasitesi 300 bin ton/yıl olarak planlandı. Ruhsatlı alandaki maden ocağı da düşünüldüğünde tesisin ömrü 10 yıl.

Ancak, işletme sırasında karşılaşılabilecek yeni rezerv alanları ve diğer bölgelerden getirilecek tüvenan malzeme ile proje ömrünün uzayabileceği ifade ediliyor.

Proje alanı 345,62 hektarlık ruhsatlı alanın 23,65 hektarlık kısmında yer alıyor.

Tesis ve atık barajı projesini kapsayan toplam 23,65 hektar ÇED alanı içerisinde orman ve şahıs arazileri mevcut. ÇED alanının 17,4 hektarlık kısmı orman, 6,25 hektarlık kısmı şahıs arazisi. Bu şahıs arazilerinin de tamamı ziraat alanı olarak belirtilmiş. 

Bu, bölgede binlerce ağacın kesilmesi anlamına geliyor.

Proje bölgesinde orman alanları baskın. Son yıllarda çokça rastladığımız üzere ÇED dosyasında buradaki ağaçların başka yerlere taşınacağı, kesilecek ağaç sayısının da beş katı kadar ağaç dikileceği taahhüt edilmiş. 

Faaliyet bitiminde ağaçlandırma yapmak amacıyla sahaya teras formu verildikten sonra 6 bin 213 adet fıstık çamı fidanı dikilecekmiş. 

Böyle sözleri son yıllarda çok gördük, çok duyduk. Geriye yıkımdan, altı üstüne gelmiş yerlerden başka bir şey kalmadı.

Bölgenin etrafında verimli ovalar ve tarım arazileri mevcut. 

Ayrıca, projeyle Türkiye’nin en büyük beşinci gölü olan İznik Gölü’ne de göz dikilmiş. Su kaynağı olarak İznik Gölü kullanılmak isteniyor.

Raporda, “Proje kapsamında proseste su ihtiyacı olup, yasal izinler alınarak yerüstü kaynaklarından su kullanımı olacaktır. Proses suyu için su kullanım izni istenecek yerüstü su kaynakları İznik Gölü ve Kirazlıyayla Köyü’ne 3,5 kilometre mesafede olan Göllüce Sulama Kooparatifi” ifadelerine yer verilmiş.

Salgın günlerinde hız kesmeyen talan ve rant dişlisi, bu kez Kirazlıyayla’yı dişlilerinin arasında ezmeye, ormanını, toprağını, suyunu kepçe kepçe, kamyon kamyon yok etmeye hazırlanıyor.