KESK: “Nuriye ve Semih demekten, vazgeçmeyeceğiz”

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platormu, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek eylemine yönelik polis saldırısına dair basın açıklamasında bulunarak, gerçekleştirilen saldırıları kınadı.

KESK Ankara Şubeler Platformu, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek eyleminde dün (23 Temmuz) Ankara’da polis tarafından gerçekleştirilen saldırıya dair basın açıklamasında bulundu. Polisin eylemcilere yönelik ağır saldırılarını kınayan KESK’in açıklamasının tamamı:

“AKP FAŞİZMİ NURİYE VE SEMİH’E TAHAMMÜL EDEMİYOR!
SALDIRIYOR, İŞKENCE YAPIYOR, KOL KIRIYOR, GÖZALTINA ALIYOR!
NURİYE VE SEMİH’TEN, ONLARA SAHİP ÇIKANLARDAN KORKUYORLAR. AKP İSTİYOR Kİ; HER TÜRLÜ ZULMÜ, ZORBALIĞI, HAKSIZLIĞI, YAPALIM KİMSE SESİNİ ÇIKARTMASIN BOYUN EĞSİN…
AMA BOŞUNA… NURİYE VE SEMİH DEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ… HAKLARIMIZI ALMA MÜCADELEMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ!

Direnişin 257. açlık grevinin 137. gününde NURİYE VE SEMİH İÇİN DAYANIŞMA olarak Ankara’ya gitme programı vardı. Daha yola çıkarken polisin engeliyle karşı karşıya kalındı.İstanbul’dan çıkartılmadı, otobüsler bağlandı. Alandan 4 kişi keyfi bir şeklide gözaltına alındı. Ama her tür engellemelere rağmen Ankara’ya ulaşan birçok insan Güvenpark’ta buluşmaya çalıştı. Daha eylem başlamadan AKP’nin katil polisleri, işkence yaparak ağızlarından köpük saçarak insanlara saldırıp gözaltına aldı. O kadar azgınca saldırdılar ki herkesin gözü önünde kameralar karşısında çok rahat, eyleme katılan Zeynel Danacı’nın kolunu kırdılar. Avukatları gözaltına aldılar. Yolda yürüyen, kafede oturan hatta kafe sahiplerini, herkesi işkenceyle gözaltına aldılar. Yüksel’e TOMA’yla zehirli gaz sıktılar. Kiminin rengi kırmızı kiminin sarıydı. Ne olduğu belli olmayan ama etkisi çok güçlü zehirli gazları insanların üzerine boca ettiler. Gözaltında ters kelepçeyle saatlerce beklettiler. Gözaltında her şeyi işkenceye çevirdiler. Dün belli ki çok yüksek yerlerden talimat almışlar. Kimlerden aldıklarını biliyoruz. Soylu’nun çıkarttığı kitaptan da güç olarak iyice azmışlardı. Soysuz Süleyman kendisine yakışanını yapmış; acizliğin, korkaklığın ve yalanın kitabını yazmış ve bunu halka inandırmaya çalışıyor. Tam bir zavallılık. Tam bir çaresizlik. Tek kelimeyle tükenmişlik. Aslında kitabın içinde bunlar var. İnsanları bir gecede işsiz, güçsüz, aşsız bırak sonra sesini çıkarmamasını iste, karşı çıkanları da terörist ilan et. Tam AKP faşizmine göre başka bir şey beklemek demokrasi olurdu herhalde.Düşünsenize ‘koskoca devlet’ iki emekçiyle uğraşıyor. Onlara özel kitap çıkartıyor. Nasıl bir korkudur bu? Korkmakta haklılar tabi. OHAL ilan ediyor, KHK ile işten çıkartıyor, televizyon, dergi, radyo, dernek kapatıyor ama onlara boyun eğmeyen karşı çıkan iki emekçi insan ve onların haklı ve meşru taleplerinin etrafında toplanan milyonlar. İşte korkuları bu. Korkmaya devam etsinler. Biz Nuriye ve Semih demekten vazgeçmeyeceğiz. İşimizi istemeye devam edeceğiz.
Haklılık ve meşruluk onların kitaplarına sığmayacak kadar gerçekçidir. Gerçekleri asla karartamayacaklar. Gerçekler Soysuz gibilerin ellerinde değil Nuriye ve Semih’in halkın emekçilerin ellerinde. Kimsenin gücü bunu almaya yetmeyecek. Ne demiş atasözü; yalan dört nala gider. Hakikat ise adım adım yürür, fakat yine de vaktinde yetişir. Biz hakikatin vaktinde yetiştiğine inanıyoruz. Nuriye ve Semih’in direnişinden onlara sahip çıkanlardan anlıyoruz bunu. O yüzden soysuzlar değil biz kazanacağız.
NURİYE VE SEMİH İŞE GERİ ALINSIN!
GÖZALTILAR DERHAL SERBEST BIRAKILSIN!
EMEKÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!”