Kezzaplı saldırıya uğrayan Berfin’den adalet çığlığı: Ölmem mi gerekiyordu

Kezzaplı saldırıya uğrayan berfin özek Ölmem mi gerekiyordu - Avukat Mehtap Sert

Kendisine asitli saldırıda bulunan Casim Ozan Çeltik’e “kasten yaralama” suçundan ceza istenmesine tepki gösteren Berfin Özek, “Ölmem mi gerekiyordu?” diye sordu. Avukat Mehtap Sert de kararın kadına şiddeti meşrulaştırdığını belirtti.

Berfin Özek’e asitli saldırıda bulunan Casim Ozan Çeltik’in İskenderun 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davanın 3’üncü duruşmasında mütalaasını sunan savcı, sanığın “Kasten yaralama” suçundan ceza almasını istedi.

Savcının duruşmada sunduğu esasa ilişkin mütalaası sırasında bir kez daha saldırıya uğradığını söyleyen Berfin Özek, “Bu çektiğimiz acılar kolay değil. Ben ameliyattan çıktığım zaman keşke ölseydim bu acıları çekmeseydim, dedim. Benim gözümü canlı canlı jiletle kazıyıp o asidi aldılar. Ben öldüm. Benim ölmem gerekiyor mu ki bu kişi yüksek bir ceza alsın. Gerçekten öldüm ben. Kalben de öldürdü. Onun kasten adam öldürmeye teşebbüsten cezalandırılmasını istiyorum. Yargıya güveniyorum. Bu ceza verilsin ona” diye adalet talebini yeniledi.

İddia makamının esasa ilişkin mütalaasına değinen Avukat Mehtap Sert, “İddia makamı sanığın ağzı hedef almadığını bu sebeple öldürme kastının olmadığını gerekçe göstererek yaralamadan ceza alması yönünde talepte bulundu. Ancak 1,5 litre yanıcı maddenin kullanılmış olması aslında tam da öldürme kastına denk düşüyor” ifadesinde bulundu.

“Eril Yargı her ne kadar ‘Kadın evinde otursun, kadının toplumda yeri yok’ diye düşünse de Özek’in kendi ayakları üstünde durmasını istiyoruz” diyen Sert, “Bir eylemi değerlendirirken, kullanılan araçta önemlidir. 1,5 litre yanıcı madde ölüm sonucu doğurur. ‘Ağzını hedef aldığına dair bir delil yok’, değerlendirilmesi bizim için kabul edilebilir değil. Kadın cinayetlerinin politik olduğunu Türkiye’de veriler söylüyor. Kadın cinayetleri bin 400 oranında arttı. Elbette ki kadına şiddete yönelik politikalar, yargıda da karşılığı bulacak. Birbirinden ayırt edilebilecek unsurlar değil. Biz savunmamızı ‘kasten öldürme’ üzerinden yapacağız. Ankara’da benzer dosyada hakim ‘kasten öldürmeden’ hüküm verdi. Yargıtay bu kararı onadı. Bizde bu kararın uygulanmasını istiyoruz” diye konuştu.

Türkiye’de yargı sisteminin bakış açısına dikkat çeken Sert, “İstisnai hakim ve savcıları dışında tutarsak eril bakış açısına sahip yargı kadın ölse dahi farklı bir sonuç vermiyor. Örneğin; Emine Bulut davasında ‘canice his’ görülmeyerek, sanığa müebbet hapis cezası verildi. Bu cezanın infaz rejimine göre yatarı 24 yıl, iyi halle 17 yıl sonra açık cezaevine çıkma hakkı doğacak. Oysaki ağırlaştırılmış müebbet verilmesi hem kadına şiddeti engellemek açısından hem de kamu vicdanı rahatlamak açısından daha doğru bir karar olurdu. Müebbet bu durumda, şiddeti meşrulaştırmaktadır” diye belirtti.

‘Berfin Kadına Şiddetin Yanıcı Yüzünü Temsil Ediyor’

Sert son olarak ise şunları ifade etti: “25 Kasım Uluslararası Kadına Şiddetle Mücadele Günü kapsamında bir sürü etkinlik düzenledik. Bu etkinliklerin finali Berfin Özek’in duruşmasıydı bizim için. Berfin Özek kadına şiddetinin yanıcı yüzünü temsil ediyordu. Bir yönüyle de ırkçılığı temsil ediyordu, çünkü sosyal medyada Berfin için kampanya yaptığımızda bir sürü insan onun etnik kökeni üzerinden saldırılar yaptılar. Yaşama hakkı olmadığına dair cümleler söylendi. Tüm bunlarla mücadele edip, duruşmada geldiğimiz noktada, çıkan sonuç eril şiddetin, eril yargı tarafından bir şekilde meşrulaştırılması gibi bir durum. 7 Ocak’ta mahkemenin ‘kasten öldürmeden’ ceza vermesi için elimizden geleni yapacağız.”