Kızılcaköy’de JES kararı hukuka aykırı

Aydın Kızılcaköy’de yapılması planlanan JES için ÇED raporuna bu süreçte onay verilmesinin manidar olduğunu söyleyen Avukat Akın Yakan, kararın her yönüyle hukuka aykırı olduğunu kaydetti.

Jeotermal Enerji Santrali (JES) yapılmasına karşı daha önce verilen mücadeleyi kazanan Aydın Kızılcaköy’de JES yapımı yeniden gündeme geldi. İnsanlar koronavirüs (Kovid-19) salgınından korunmak için uğraşırken, 10 Nisan’da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kızılcaköy’de yapılması planlanan JES için Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna onay verdi. Gürmat Elektrik Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan Kızılcaköy’deki JES’lerle ilgili hukuku süreci takip eden Avukat Akın Yakan, söz konusu proje kapsamındaki arazilerin birinci sınıf tarım ve sulama alanları içerisinde bulunduğunu ve bu alanda santral yapılmasının açıkça yasalara ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu ifade etti.
SON DERECE TEHLİKELİ 
Kızılcaköy’de ÇED raporu onaylanan Sarı Zeybek JES projesinin yapılmasının Aydın için büyük bir tehlike olduğunu ifade eden Yakan, bu projenin Kızılcaköy, Balıkköy, Dereağzı ve Kardeşköyü kapsadığını belirtti. Santral alanına en yakın yerleşim yerinin 850 metre güneybatısında Gerenkova Mahallesi, proje alanının 900 metre kuzeybatısında Dereağzı Mahallesi ve bin 700 metre kuzeydoğusunda ise Kızılcaköy Mahallesinde yer aldığına dikkat çeken Yakan, Aydın şehir merkezi ile birlikte 30 yerleşim yerine içme suyu ihtiyacını karşılayan İkizdere Çayı ise santral alanının 550 metre batısından geçtiğini kaydetti. JES’nin atıklarını havaya bırakması durumunda, gaz halindeki ağır metaller hava çok uzun süre asılı kaldığını aktaran Yakan, “Ağır metaller yağmurla birlikte 20-30 kilometrelik bir alana yayılabiliyor. Bu nedenle santral alanının yer üstü su kaynaklarının bu kadar yakınına yapılması son derece tehlikelidir” ifadelerini kullandı.
HUKUKİ MÜCADELE  
Kızılcaköy halkının 2018 yılından itibaren başlayan direnişiyle beraber hukuki sürecinde devam ettiğini aktaran Yakan, 2018 yılında ÇED raporu verilmeden önce Aydın Valiliği’nin çiftçinin alanı diye tanımlanan jeotermal sahayı ilgili şirkete kiralayarak usul süreci başlattığına dikkat çekti. Kızılcaköy’de başlayan direnişin sosyolojik olarak da incelenmesi gerektiğini ifade eden Yakan,  Kızılcaköy’deki insanların havasına, toprağına ve suyuna sahip çıktığını söyledi.  Yakan, en son 10 Nisan’da tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığının söz konusu alanla ilgili ÇED raporu olumlu kararını duyurduktan sonra; bu karara karşı 6 Mayıs’ta Aydın İdare Mahkemesine başvuruda bulunarak itirazda bulunduklarını dile getirdi. Yakan, JES yapılması her yönüyle hukuka aykırı olduğunu bunun için gerekli hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.
HUKUKA AYKIRI
Birinci sınıf tarım alanı ve sulama alanları içinde böyle bir santralin kurulmasının mümkün olmadığını belirten Yakan, “Zeytinlik alana 3 kilometre yakınına kadar sadece Zeytin ve zeytincilik ilgili bir fabrika yapılması mümkün. Onun dışında herhangi bir sanayi faaliyetinin kurulması olanaklı değil. Ama bu alan tamamıyla zeytinlik alanların içine kurulamaya çalışılan bir santraldir. Bu yönüyle de hukuka aykırıdır” dedi. Dünyanın hiçbir yerinde yerleşim yerlerinde JES’in kurulmadığına dikkat çeken Yakan, jeotermalin içinde bulunan, hidrojen sülfür, bor, metan gazları gibi ağır metaller bulunduğunu vurguladı. Yakan, bu gazlar kirletici ve insan sağlığına, çevresel dokuya, ekolojik dengeye doğrudan doğruya zarar veren maddeler olduğunu da sözlerine ekledi. ÇED raporunun bu süreçte onaylanmasının manidar olduğunu söylen Yakan, tüm insanların Kovid-19 salgını nedeniyle evlere kapandığı bir sıra birçok yerde ÇED raporlarının ilan edildiğini ve bunu  doğru bulmadıklarını söyledi.
SORUMLUSU İKTİDAR
Aydın’ın Yılmazköy’de yaşanan boru patlamasında Efeler Belediyesi’nin o gün itibariyle Çevre Ölçüm Değerlendirmesinin verdiği bilgiyi paylaşan Yakan, 20 mikrogram küp en üst sınır olması gerekirken o gün Aydın da 322 mikrogram metre küp hidrojen sülfürün tespit edildiğini söyledi. “Bu bir doğa katliamı” diyen Yakan, bunun birincisi sorumlusunun mevcut iktidarın çevre politikaları ikinci nedeninin ise yerel yönetimler ve belediyelerin üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmemesi olduğunu ifade etti.