Korona’ya Yakalanan Kargo İşçisi: Hayatımız Bu Devlet Nazarında Ucuz

Koronavirüs tedbirleri kapsamında alışveriş merkezleri kapanınca intertten alışverişler de arttı. Bu süreçte koronavirüse yakalanan kargo işçileri isyanda: “Canımız hiçe sayılıyor.” Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de koronavirüs (COVİD-19) tedbirleri kapsamında hem yiyecekiçecek mekanları hem de giyim sektörü mekanları kapandı. Böyle olunca insanlar online alışverişe koştu ve bu süreçte üzerlerine en fazla yük binen işçiler kargo çalışanları oldu.Dükkanların kapanmasıyla internetten yapılan siparişleri evlere götürmek için gece-gündüz çalışan kargo işçileri, büyük bir risk altında çalışıyor. Gün içinde farklı farklı kargo türlerini taşımak ve evlere götürmek zorunda olan kargo işçilerinin sağlığını düşünen de yok. Öyle ki kargo işçileri yaşadıkları bu durumu sosyal medyadan gündeme getirmeye çalışsa da seslerini duyan olmadı.

“1 Mayıs’ta Bile Çalıştık, Hafta Sonu Mesai Yaptık”

Bir Aras Kargo çalışanın anlattıkları da kargo çalışanlarının yaşadıkları bu durumu özetliyor. “AVM’ler ve dükkanla kapandığı için insanlar online alışverişe geçtiler. Böyle olunca çok fazla yoğunluk oldu ve haliyle bu da bize yansıdı” sözleriyle yaşadıkları yoğunluğu ifade eden kargo işçisi çalışma ritimlerini şöyle anlatıyor:

“Biz 1 Mayıs günü yani resmi tatil gününde bile çalıştık. Haftasonu ve Pazar günleri tam mesai yaptık. Çalışma şartlarımız ağır. Tabiri caize nefes aldırmıyorlar. COVİD-19 vakası çıkanları gönderiyorlar ancak onun dışında işe devam ettiriyorlar.”

“Bizim Götürdüğümüz Kargoların Virüsü Bulaştırma Riski Var”

Hastalanan işçilerin yerine yevmiye işçi getirildiğine dikkat çeken işçi, başka bir tehlikeye de işaret ediyor: “Biz kadrolu çalışanız, bir de taşeron işçiler var. Öyle bir yoğunluk var ki vakalar artınca dışarıdan yevmiyeci getiriyorlar. Büyük ihtimalle dışarıdan gelen işçilerden de bulaşıyor. Sorun bu değil ki, bu kargolar evlere gidiyor. Ben yakalandıysam bizim evlerine kargo götürdüğümüz insanlara da bulaşma riski var. Bunların bazıları plastik, bazıları çelik, bazıları poşet ve bunların üzerinde de muhakkak virüs vardır.”

“İnsanların Canını Hiçe Sayıyorlar”

Kargo çalışanı (güvenlik nedeniyle ismini veremiyoruz) en büyük isyanı ise Sağlık Bakanlığı’na, nedenini sorduğumuzda yanıtı şu oluyor: “Her gün açıklanan vaka ile ilgili verilerde ve kendi ağızlarıyla açıkladıklarında şu kelimeyi her seferinde
kullanıyorlar: Eğer ki bir işletmede ya da herhangi bir yerde COVİD-19 vakası tespit edildiğinde orayı karantinaya alıyoruz. Ancak benim çalıştığım birimde aşağı yukarı 350-400 kişi üçlü vardiya sistemiyle çalışıyor. Burası Aras Kargo’nun Orhanlı aktarma merkezi ve bizim burada 70 vaka çıktı.”

Hem üzgün hem de sinirli, “70 vaka ne demek ya” diye soruyor ve kendilerine dönük kayıtsızlığı eleştiriyor: “Buna rağmen ne işyerini kapattılar ne de karantinaya aldılar. Çalışmaya devam ediyoruz. İnsanların canını hiçe sayıyolar, yeter ki ekonomi dönsün. Hiç umurlarında değiliz.” COVİD-19 vakasının çıktığı tek işyeri kendisinin de çalıştığı yer değilmiş. Anlattığına göre Alemdağ’da bulunan kargo şirketine ait Marmara transfer merkezinde de 100’ün üzerinde vaka var ancak orası da devam ediyor.

“Hayatımız Bu Devlet Nazarında Ucuz”

“Bunun bir şekilde gündeme getirilmesi gerekiyor. Bu durumun ifşa edilmesi lazım. Çünkü çok rahatlar ve hiçbir önlem almıyorlar” sözleriyle durumun vahametini anlatan kargo işçisi Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunuyor ve “gelip kontrol etsin, işyerinde ne havalandırma var ne de başka bir tedbir. Verdikleri bir maske. Bir de işyeri girişinde dezenfektan. Başka hiçbir şey yok” diyor.

İşçi kendilerine değer verilmediğinden şikayetçi: “Bir kişide çıksa o işyerini karantinaya alıyoruz” diyorlar ancak böyle bir şey yok. 70 vaka ne demek biliyor musunuz? Acaba onlar kime bulaştırdı? Bunların çevrelerindeki insanlar tespit edilebildi mi? Hayatımız bu devlet nazarında ucuz. Anlayış bu.”

“Testim Pozitif Çıktı, Aileme Hiçbir Test Yapılmadı”

Kendisine de de geçen hafta yapılan koronavirüs testi pozitif çıktığını belirten kargo işçisi, ailesine test yapılmadığını da dile getiriyor: “Bizde neredeyse her gün iki üç kişi rahatsızlanarak hastaneye başvurdu. Şirketin aracı bende, önce yanımdaki arkadaşımda bir hafta önce ağrılar başladı, durumu ağırlaşınca test yaptırdı ve pozitif çıktı.

Daha sonra da bende çıktı. Geçen hafta da ben akşama doğru rahatsızlanmaya başladım, ambulansla Sultanbeyli Devlet Hatsanesi’ne kaldırıldım. Burada bir test yapıldı ve iki gün sonra testmin pozitif olduğu açıklandı. İlçe sağlık müdürlüğünden gelip ilaçları bıraktılar, “eşim ve iki çocuğuma test yapılmayacak mı” diye sorduğumda ise “belirtileri yoksa yapmıyoruz” diye yanıt verdiler.”

“Anlayacağınız, Vaka Çıkarsa da Durmak Yok”

İşçi durumu işyerindeki müdüre de anlatmış ancak o da Sağlık Bakanlığı’nı adres göstermiş, herkes birbirini adres gösterince işler de devam ediyor: “Testimiz pozitif çıktığında ve vaka sayısı artmaya başladığında bunu yönetime söyledik ancak bize tepki gösteriyorlar. ‘Burada çalışanların bizim canımız bu kadar ucuz mu’ diye durumu belirtmeye çalıştığımızda ‘Sağlık Bakanlığı kapatmıyor, biz ne yapalım, bizim elimizden gelen bir şey yok’ diye
yanıtlıyor. O da kendince haklı olabilir, çünkü gerçekten bu denetlemeyi Sağlık Bakanlığı’nın yapması  lazım. Anlayacağınız durmak yok, ne kadar vaka çıkarsa durmak yok. Dediğim gibi dışarıdan işçi getiriyorlar ve işi devam ettiriyorlar.”